Mehmet Yaşin
Sıkıntı iştahı kesiyor
Sıkıldım!
Hepiniz gibi.
Ne yazacağımı düşündüm, bulamadım. Görevim damakla, mideyle ilgili ama yemek düşündükçe midem kalkıyor artık.
Hem tek başına yemek yemenin ne zevki var ki!
Bir Fransız filozofunun cümlesini hatırladım: “Yalnız yemek yemek zorunda kalan insan çok zavallıdır.”
Yalan mı? O lezzetleri birileriyle paylaşmıyorsanız neye yarar ki?
Yemek paylaşmaktır. Hem lokmayı hem de lafı!
Bir arkadaşım buna itiraz etti. “Yalnız yemiyorsun, kendinle yiyorsun” diye.
Haksız da değil. Yalnızlığı hep kendimizle paylaşmıyor muyuz zaten!
Neyse lafı fazla uzatmayalım. Bu hafta pilav, makarna, köfte, piyaz, fasulye, tandır, börek ve diğerleri yazımızın dışında kalacak.
Belki yine de küçük bir tarif sokuşturabilirim.
MAYDANOZLU KUSKUS TARİFİ
Çok sevdiğim kuskusun tarifini verebilirim mesela.
Bahsettiğim kuskus bizim kuskus. Faslıların kullandığı iri irmik değil. Bildiğimiz mercimek büyüklüğünde kesilmiş hamur tanecikleri. Bir paket kuskusu önce tencerede, gerçek tereyağının içinde biraz kavurun. Daha sonra azar azar su ilave ederek pişirin. İtalyanların risotto pişirme tekniği gibi. Çok lapa olmamasına dikkat edin aman! Sonra üstüne beyaz peynir rendeleyin. Biraz da maydanoz.
Hepsi bu kadar!

Ben dün akşam bu basit yemeği bile yapmak istemedim.
Biraz peynir, birkaç zeytinle nefsimi körelttim.
Sıkılmak iştahımı da kesti anlaşılan! Değil yemek, yemeği düşünmek bile istemiyorum bu günlerde.
Aklım fikrim ya Venezuela’da ya Trump’ta ya pijamasıyla yatak odasında derdest edilen Maduro’da ya İran’daki isyanda. Son günlerde bir de yeniden hortlayan virüslere taktım kafayı. Gözüm kulağım haberlerde.
EKRAN SAYESİNDE HOCALARLA AKRABA OLDUK
Televizyonlardaki programlar sayesinde, Türkiye’nin kıymetli, uzman kişilerini tanıma fırsatını buluyorum. Hastalıklarda kıymetli hekimleri, savaşlarda eski askerleri, enflasyonda ekonomistleri...
Ülkemizin kıymetli insanlarını tanımaya hep birtakım felaketler neden olmuyor mu zaten!
Deprem sayesinde tüm yer bilimcileri, savaşlar yüzünden tüm savunma uzmanlarını, darbe girişimi sonucunda tüm darbe uzmanlarını tanımadık mı?
Ekran sayesinde üniversite hocalarıyla akraba olduk adeta!
Şimdi de hekimlerimiz malumumuz oldu.
Sağ olsunlar.
Her şeye rağmen tüm umutlu, umutsuz açıklamalardan çok sıkıldım.
İçim karardı artık.
Zaten kıymetli günlerimin sayısı giderek azalıyor!
Hem de çok hızlı!
Öylesinin de böylesinin de sonu aynı! Tek karar veremediğim, hangi ölümü tercih edeceğim.
Dört duvar arasına tıkılıp, uzun bir yaşam mı, özgürce soluyarak daha kısa bir yaşam mı?
Kararsızım!
Godot’yu bekler gibi hissediyorum kendimi!
ÇÖLDE ÇAY’A NAZİRE ÇÖLDE CAZ!
Neyse, dün gece haberlere de bakmadım. Bütün dertleri ekranın arkasında bıraktım. Dertsiz bir dünyada yaşıyorum hissine kapıldım.
Bir kanaldaki caz konserine takıldım kaldım.
İlki bir arşiv konseriydi. Amerikalı caz piyanisti Earl Hines’ın parmakları piyano tuşlarının üstünde, bir o yana bu bir bu yana delice koşturan ürkek yabani atlar gibiydi. Parmaklar sanki çıldırmıştı.
Siyah takım elbisesi, incecik siyah kravatı, briyantinle başına yapıştırılmış saçları, dudağının üstünde pis bıyığı ve gülünce ortaya çıkan inci beyazı dişleri...
Sesi klasik bir siyahi sesiydi. Boğuk, sanki şarkı sözleri ses tellerine yapışmış da dışarı çıkmakta zorlanır gibi!
Bas gitarın da hakkını yememek lazım. O kalın tellerden bu kadar mı güzel notalar döktürürdü ortalığa insan.
Ardından sahneyi Tunuslu Dhafer Yousef aldı. İstanbullu caz meraklılarının tanışık olduğu bir Kuzey Afrikalı caz sanatçısı. Yakın bir geçmişte İstanbul’da, konser vermişti.
Arapça cazı ilk kez dinledim. Çölden kopup gelen ince bir ses sanki. Bir vahaya caz dinlemeye çağırır gibi.
Çölde Çay’a nazire Çölde Caz!
Yousef aynı zamanda usta bir udi. Udun caza bu kadar uyduğunu bilmiyordum.
Ünlü Udi Hrant da bilmiyordu galiba!
GECENİN SONUNDA TEREYAĞINA YUMURTA
Konserler bittiğinde, vakit gece yarısını çoktan geçmiş, sıkıntımın kara perdesi biraz aralanmış, hatta karnım acıkmıştı.
Tereyağına iki tane yumurta kırdım. Sarılarını az pişirdim. Onları ekmekle patlatmak çok hoşuma gider.
Anladım ki sıkıntı, iştah kapatıyormuş.
Bundan sonra daha az sıkılmaya karar verip, yattım, uyudum.
