CUMHURİYET’İN EĞİTİM NEFERİ HASAN ALİ YÜCEL

Bu hafta Ayraç’ta Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli eğitim ve kültür bakanı Hasan Âli Yücel var. Tanıl Bora, İletişim Yayınları’ndan çıkan Hasan Ali Yücel’i anlattığı biyografi kitabında onu “Kimileyin özellikle denemeci yanıyla kendini dinleten, müzikal anlamda ‘figür yapan’ bir yorumcu, kimileyin epigondur. Ne olursa olsun, söyleme, anlatma iştahıyla, bereketli bir malzeme sunar. Ne olursa olsun, dünyaya katılma iştahıyla ve aşkıyla, heves verir” diye tanımlıyor. 

Bora, Hasan Ali Yücel’i çocukluğundan başlayarak anlatıyor. Kitapta Yücel’in nasıl bir ortamda yetiştiğini okuyoruz. Böylelikle Yücel’in fikir dünyasının nasıl oluştuğunu da anlıyoruz. Hasan Ali Yücel, Türkiye’nin kültür tarihinde önemli yer tutan klasik dünya edebiyatı çevirileri programının başlatıcısı ve yürütücüsüdür. Seksen yıldır tartışılan Köy Enstitüleri’nin ‘siyasi sorumlusudur’! Şair Can Yücel’in babasıdır.

Kapsamlı ele alınan bu biyografi kitabında Hasan Ali Yücel’i yakından tanıyoruz. Tanıl Bora kitabının sunuş yazısında çalışmalarını yürütürken Hasan Ali Yücel’i üç yıl boyunca âhiren ve gıyaben tanıdığını, onu yanlış tanıdığını düşünenlerin de çıkacağını ancak kendi hesabına onu tanımaktan memnun olduğunu belirtiyor. 

Türkiye'de felsefe geleneğinin oluşmasında büyük etkisi olan felsefeci ve sosyolog Hilmi Ziya Ülken, Hasan Ali Yücel’in dervişliğinin babasından, idareciliğinin büyük babasından geçtiğini belirtir. Ahmet Hamdi Tanpınar ise onun için “Terbiyesinde bütün şehrin, aile itibariyle mensup olduğu Mevleviliğin, belki de uzaktan temas ettiği Bektaşiliğin büyük payı vardı. Birinin ağırbaşlılığı ile öbürünün tatlı lâûbaliliğini birleştirmiş gibiydi” der. Etrafındaki kadınlar tarafından sevilerek büyütülen Yücel’i oğlu Can Yücel şöyle anlatır: “Kendini sevdirmeği daha o zamanlardan (çocukluktan) bir sanat haline getirmiş… her zaman sevmeye teşne, her zaman sevilmeye hazır insan”.

Kitapta Yücel’in milliyetçiliği ele alınıyor. “Milliyetçi olmak için mutlaka ırkçı olmaya ihtiyaç yoktur” sözleri Hasan Ali Yücel’in anlayışını net bir biçimde ortaya koyuyor. Ayrıca Kemalizm anlayışı, dindarlığa bakışı ve yaşama biçimine de yer veriliyor. Hasan Âli Yücel’in düşman imgesi olarak, anti-komünist tehdit ve nefret söyleminin gözde bir malzemesi olarak gördüğü işlev de değerlendiriliyor. Yazarın sunuştaki sözleriyle aktaralım. “Türkiye’de anti-komünizm, en geniş ve muğlak tanımıyla sol düşmanlığı, “yobaz” anti-hümanizm, Yücel imgesi üzerinde tepinerek, onu bolca kullanarak inşa edilmiştir”.

Cumhuriyet aydınlarının eğitim hedeflerini o dönemin ana aktörü Hasan Ali Yücel biyografisi üzerinden görmek mümkün. Tanıl Bora’nın kitabı Cumhuriyetin yarattığı aydınlanmacı, çağdaş insan tipinin nasıl oluştuğunu anlamak isteyenler için bir baş ucu eseri.

Haftanın çok satanlar listesini D&R, idefix, hepsiburada, Remzi Kitabevi, Penguen Kitapevi ve BKM Kitap listelerinden yola çıkarak derledik.

  1. Camdaki Kız, Gülseren Budaycıoğlu
  2. Son Cüret, Yılmaz Özdil
  3. Vezir Gambiti, Walter Tevis
  4. Var mısın? Doğan Cüceloğlu
  5. Empedokles’in Dostları, Amin Maalouf

Füruzan

Yayınevi: Doğan Kitap

Füruzan’ın ilk yapıtı ‘Parasız Yatılı’ 50 yaşında. Yapı Kredi Yayınları, yazarın kitabını yeni kapak tasarımıyla yeniden yayınladı.  Yıllardır okunan bu öyküler kitabında ‘Parasız Yatılı’ isimli öykü Füruzan’ın yaşamından izler taşır. Öykü de anlattığı çocuk belki de kendisidir. Çünkü Füruzan da zamanında parasız yatılı okulunu kazanmış ancak maddi sebepler nedeniyle okuyamamıştır. Öyküdeki anne çok yoksuldur, geçinmek için zor koşullarda çalışır, çocuksa evde geceleri tek başına kalır. Anne kızı için hayaller kurar, bunun için de tek çare çocuğun parasız yatılı sınavını kazanmasıdır. 

YAŞLANMAYA VAKTİM YOK

Haldun Dormen

Yayınevi: Mona Kitap

Haldun Dormen’in yeni kitabı ‘Yaşlanmaya Vaktim Yok’, önceki biyografi türündeki Anılar, Sürç-ü Lisan Ettikse, Antrakt, İkinci Perde ve Nerede Kalmıştık eserleri gibi anılardan oluşuyor. Dormen bu kitabında yaş alma nedeniyle bir kenara oturup ölümü beklememek gerektiğini, her yaşta ideallerin peşinden gidilmesinin önemini kendi yaşamından örnekler vererek anlatıyor.

BİR HAREMAĞASININ ANILARI

Suat Derviş

Yayınevi: İthaki Yayınları

Fosforlu Cevriye tartışmalarının siyasi gündem olduğu günlerde Fosforlu Cevriye kitabının yazarı Suat Derviş yeniden anımsanmıştı. Yazarın ‘Bir Haremağasının Anıları’ kitabı İthaki etiketiyle raflarda. Suat Derviş, Berlin anılarında kitabın yazılış öyküsünü uzun uzadıya anlatır. Bir seneyi aşkın bir süredir Almanya’dadır. Öyküleri, fıkra ve makaleleri Alman gazete ve dergilerinde yayınlanmakta, bu sayede geçimini sağlamaktadır. Ancak babası çok hastadır ve tedavisi için para gerekmektedir. Yaşadıklarını kendisi şöyle anlatır: "… Para lazımdı. İşte bu parayı ben bir tesadüf ile buldum. Günün birinde ufak bir fıkra ile Tem­po gazetesine gittim. Pitigrilli’nin bütün eserlerinin çevirmeni olan Doktor Manfred Georg’un yanına bunu konuşmak için girdim. Halbuki o bana ummadığım bir teklif­te bulundu. “Suat Derviş. Siz bize eski sarayların hayatına ait bir roman yazar mısınız?” Bu romanı pek çabuk istiyordu. Kahraman bir haremağası olacak... Geniş kâğıtlar üzerine makine sayfasıyla dört yüz sayfa olacak ve Almanca on beş günde teslim edilecekti.

Yayınevi: The Çocuk Yayınları

Cesur Cem ve Beceriksiz Kahramanlar serisinin 4. kitabı ‘Pisagor Problemi’ çocukları felsefeyle tanıştırıyor. Kitabın yazarı Stella Tarakson minik okuyucuları Antik Yunan’ın eşsiz dünyasında fantastik bir yolculuğa çıkarıyor. Kitapta kimler yok ki? Sokrates, matematikçi Pisagor, Olimpos Dağları’nın kraliçesi Hera…

LAHANİSTAN

Yayınevi: Kırmızı Kedi

Dil ustası Feyza Hepçilingirler, öyküdeki üslupçuluğunu bu kez hicivle birleştiriyor. Edebiyata unutulmaz mekânlar ve karakterler armağan ederek hem çok tanıdık hem de çok yabancı bir masal anlatıyor. Zamanın birinde Lahanistan adlı ülkenin Lahan adında bir kralı varmış. Kral halkın demokrasiyle yönetildiğini düşünmesi için kendisine ‘başkan’ denilmesini istermiş. Her sabah sarayında mango suyunu içer, komşu ülkelerle kavga edermiş. Günün birinde karalahanalar, mor lahanalar isyan bayrağını çekmiş ve bakın neler olmuş?

SADAKO VE KAĞITTAN BİN TURNA KUŞU

YAYINEVİ: Beyaz Balina

II. Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atılan atom bombaları, binlerce insanın ölümüne veya sakat kalmasına yol açtı. Etkisini bombanın atılmasından 10 yıl sonra göstermeye başlayan radyasyon, ne yazık ki pek çocuğun ve gencin hastalanmasına neden oldu. Sadako da onlardan biriydi. Okulun atletizm takımında olan Sadako günün birinde ağrılar çekmeye başladı, lösemiye yakalanmıştı. Japon geleneğine göre kağıttan bin turna kuşu yapan herkesin dileği kabul oluyordu. Sadako da ümidini yitirmeden kağıttan turna kuşları yaptı. Sadako vazgeçemeyen, ümidini kaybetmeyen bir kız çocuğunun hikâyesi.

MİMAR SİNAN’IN İSTANBUL’U

Yayınevi: Büyülü Fener Yayınları

Haldun Hürel çocukları büyülü bir İstanbul yolculuğuna çıkarıyor. Mimar Sinan’ın İstanbul’u nasıldı? Sinan’ın çocukluğu nasıl geçti?16. yüzyılda İstanbul nasıldı? Bu büyük usta bize hangi eserleri bıraktı? Her bir caminin, külliyenin, türbenin hikâyesini bu kitapla öğreniyoruz.

BABAANNEM GERİ DÖNDÜ                                                                                                             Yayınevi: Taze Kitap

Dedemin Bakkalı ve Abartma Tozu kitaplarıyla çocukların sevdiği yazarlardan biri olan Şermin Yaşar'ın son kitabı Babaannem Geri Döndü.  Çocukları yine bol ironi, kahkaha ve katıksız sevgi bekliyor. Babaannenin hikâyesini torununun ağzından okuyacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Eda Yılmayan Arşivi