Kaya Türkmen
Kötüsünüz
Bir iktidar yanlış yapabilir. Ekonomide, dış politikada hata yapabilir, kötü kadrolarla çalışabilir. Bunlar eleştirilir, seçim gelir, hesabı sorulur. Ama yanlışın sonucu görüldüğü hâlde onu sürdürmek, bedelini halka ödetmek, gerçeği saklamak ve hesap sorulmasın diye hukuk ve denetim mekanizmalarını etkisizleştirmek başka bir şeydir.
Onun adı kötülüktür.
Kötülük kendisini “Ben kötüyüm” diye takdim etmez. Bazen “devlet”, bazen “beka”, “güvenlik” veya “milli irade” der. Hukuksuzluğu “devlet refleksi”, zulmü “terörle mücadele” diye sunar, yalanı gerçek diye anlatır.
Kötüsünüz. Çünkü Cumhuriyet birikimini geliştirilecek bir miras değil, ele geçirilecek bir mevzi gibi gördünüz. Devrimleri “vesayet”, laikliği engel, Cumhuriyet kurumlarını partinizin araçları saydınız. Atatürk’ün resmini belki duvarlardan indiremediniz ama Cumhuriyetin akılcı, laik ve çağdaş yönelimini aşındırdınız. Kamu kurumlarını iktidar partisinin araçları hâline getirdiniz.
Sizi sınırlayan kurumu etkisizleştirdiniz, hoşunuza gitmeyen mahkeme kararını tanımadınız. Çünkü sizin devlet anlayışınızda iktidarı bağlayan bir hukuk olmamalıydı.
2017’de olağanüstü hâl altında devletin imkânlarını “evet” için seferber ettiniz. YSK sayım sırasında mühür şartını bir kenara bıraktı. 2019’da İstanbul’u kaybettiniz, itirazınız üzerine seçim iptal edildi. Aynı zarftaki diğer oylar geçerli kaldı, yalnızca İBB seçimi yenilendi. Millet ikinci seçimde çok daha büyük farkla cevap verdi.
Geçen hafta Üsküdar’da seçilmiş başkan tutukluyken iki CHP’li meclis üyesi daha tutuklandı, dört CHP’li AKP’ye geçti, başkanvekilliğini AKP adayı kazandı. Sandıkta kaybettiğiniz Üsküdar, seçmen yeniden oy vermeden el değiştirdi.
“Atı alan Üsküdar’ı geçti” demiştiniz. Atınız geçti, kötülüğünüz Üsküdar’da kaldı.
Milli iradeye en büyük saygısızlığı siz yaptınız.
Meclis’i milletin iradesinin tecelli ettiği yer olmaktan çıkarıp iktidarın kararlarını tasdik eden bir noter bürosuna çevirdiniz. Muhalefetin araştırma önergelerini iktidar oylarıyla reddettiniz. Konuşmak muhalefetin hakkı olabilirdi, karar vermek yalnızca sizin hakkınızdı.
Gezi’de insanlara gazla, copla, plastik mermiyle saldırıldı. Gençler öldü, insanlar gözlerini kaybetti. Polisi “destan yazmakla” övdünüz. Berkin Elvan’ın annesini miting meydanında yuhalattınız. “Camide içki içtiler” dediniz. Kabataş iddiasını gerçekmiş gibi dolaşımda tuttunuz. Rakibinizi terör örgütüyle yan yana gösteren montaj videoyu meydanlarda izlettiniz.
Yalan sizin elinizde siyasi araç oldu.
Gazeteciyi mahkemeyle, televizyonu RTÜK cezasıyla, gazeteyi ilan keserek susturmaya çalıştınız. Deniz Göktaş için tahliye kararı verildi, cezaevinden çıkamadan başka bir şaka nedeniyle yeniden tutuklandı. Ekrem İmamoğlu’nun savunmalarını topladığı kitabın satış ve dağıtımı daha baskı aşamasındayken yasaklandı.
Sözden de korktunuz, şakadan da, kitaptan da.
İnsanın hakkını yemek kötülüktür. Hani “kul hakkı” diyorsunuz ya! Hakkı yenen kulun başvurabileceği mahkemeyi etkisizleştirmek daha büyük kötülüktür. Can Atalay dosyasında AYM, Kavala dosyasında AİHM kararları uygulanmadı. AİHM Büyük Dairesi 25 Ağustos’ta Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi. Karar hâlâ uygulanmadı.
Çocuklara okulda bir öğün ücretsiz yemeği bile çok gördünüz. MESEM adı altında yüz binlercesini ucuz işgücüne dönüştürdünüz. Son iki yılda 37 çocuk can verdi. Devlet okullarını tarikatların ve cemaatlerin faaliyet alanına açtınız.
Soma’da 301 madenci öldüğünde “fıtrat” dediniz. Bu yaz, ücret ve tazminatlarını isteyen madenciler gözaltına alındı, sendika yöneticileri tutuklandı. Madenciliğin fıtratına bir de tutuklanmayı eklediniz.
Hakkını alamayan işçi korunmadı. Hakkını isteyen işçi gözaltına alındı.
İnsanları yoksullaştırmanız da yalnızca beceriksizlik değildi. “Faiz sebep, enflasyon sonuç” diye ekonomiyi inada teslim ettiniz. Maaşlar eridi, emekli pazarda, dar gelirli markette hesabını kuruş kuruş yapmaya başladı. Buna karşılık kamu ihalelerinde istisnayı, vergi kolaylıklarında ayrıcalığı sürdürdünüz. Krizin faturasını çıkarırken adres hiç şaşmadı. Emekçiye, emekliye, dar gelirliye kestiniz.
Kötüsünüz.
Çünkü yanlışı alışkanlık, yalanı yöntem, zulmü yönetim biçimi yaptınız.
İktidarınız bitecek. Geriye bu ülkenin hafızasına kazınmış tek bir hüküm kalacak:
“Kötüydüler. Çok kötüydüler.”