Statta iftar daha çok sevap mı yazar?
Zor maçtı. Kaybedilmiş sezonu ara transferde yapılan mucize isimlerle yeni umuda bırakmış Beşiktaş, en yakın rakibinin yönetilememesi nedeniyle neredeyse yürüyerek şampiyonluğa giden Galatasaray’ı ağırladı. Yürüyerek derken, başta hakemlerin, ortasıyla, yanıyla, varıyla, yoğuyla koltuk değnekliği yaptığı Galatasaray…
Maç öncesi Çarşı her zamanki gibi. Mübarekler dört bir yanda, oynanmamış maçın analizini erken yapıyor. Öğleden sonra iftariyelikler seçilirken, statta ibadetin fazla sevap getirdiğini söyleyen var aralarında.
Bu uhrevi havaya uzak duranlar da var ama attıkları sloganlar pek destek bulamıyor. Çarşı güzel bir gün yaşıyor. Muhtemel kadroda fikir ayrılığı yok. Maç önü en önemli endişe, sol kanatta Rıdvan’ın, Barış Alper ile baş edip edemeyeceği meselesi.
Kasımpaşa maçının son anlarını hatırlar mısınız, Galatasaray eskilerinin Beşiktaş’ın ilk 11’ini sakatlamak, karta zorlamak için nasıl çırpındığını. Ahlak olmayınca ne yazarsanız yazın. Bunlara topçu diyoruz ya, onlar utanmıyor biz utanalım. Niye hatırlattım? Semtte sahte penaltıyı kim alır tartışılıyor, penaltı olur mu değil? Bu da rakibinin armasının yanına her geçen gün daha da yapışıyor.
Çınarlı yoldan yürürken, Büyük Atatürk’ün resmine bakıp yardım isteyen mi, orucunu açmak için hurmasını hazırlarken, yüzüne siyah boya çizdiren mi, ne isterseniz var. Bayram yeri gibi İnönü’ye gidiş anlayacağınız.
Stat kapalı gişe. 2 bine yakın renkli takım taraftarı erken alındı misafir tarafına ama hemen huysuzluğa başladılar. Kendi statlarında rakip takım taraftarlarına yaptıklarını unutup laf dinlemediler.
Kadrolar beklendiği gibiydi. Okan Buruk hiçbir yıldızını kenara koymamıştı tıpkı Sergen Yalçın gibi. Yani iki takım da elinde avcunda ne varsa sahaya dizmişti.
İlk tehlike, maskelinin sarı kartla cezalandırılan pozisyonunu saymazsak Beşiktaş’tan geldi. Uygun pozisyonda Asllani topu ağlarla buluşturmaya pek yaklaştı. Sane’nin açık kırmızı kartlık pozisyonuna sarı kartını bile nazlanarak çıkar orta hakem, buna itiraz eden Beşiktaş kaptanını cezalandırdı.
Oyuna kontrollü başlayan Beşiktaş, sahada daha iyi dizilen sarı kırmızılılar karşısında tutuk ve yaratıcılıktan ırak bir oyuna geçti. Nedeni anlaşılmaz bir şekilde Galatasaray’a daha çok pas ve top yapma imkanı verdi. Gol de böyle olunca adeta bağırarak geldi. Osimhen’e gelen her top tehlikelidir. Nitekim Sane’nin göstere göstere yaptığı ortaya fotoğraf çektirir gibi kafa vurdu ve takımının soyunma odasına önde gitmesini sağladı.
İkinci yarıya Beşiktaş daha iyi başladı. Bunu gören hakem durabilir miydi? Bu kez Osimhen’in ikinci sarıdan kırmızısını yedi. Haram olsun. O topçuya gösteremediği sarıyı Beşiktaş’ın yardımcı hocasına çıkardı. Bu adamlar yastığa başlarını nasıl koyuyor, insan gerçekten hayret ediyor? Bu hayret Abdullah Gül’ün hayretine benzemez. Konu o değil. Organize işler bunlar.
İlk yarı alamadığı kırmızı kartı ikinci yarı Rıdvan’ın bileğini kırma pahasına vicdansız oynayan Sane almayı başardı sonunda.
Galatasaray 10 kişi kaldı ama bir eksik olması oyuna yansımadı. İkinci yarı ilk yarıya oranla daha çok topla oynadı Beşiktaş fakat atakları şuursuzdu. Kaptan Orkun Kökçü’nün ortaya koyduğu kötü oyun, Beşiktaş’ın yaratıcı oyununa karşı duvar oldu sanki. Kenar bindirmelerin olmayışı, orta sahada ezilen kısa paslar misal.
Orkun’a bir uyarı. Beşiktaş kaptanı sıradan maçları kurtaran kahraman değil büyük maçların şövalyesidir aynı zamanda. Bize kısa süren istikrarlı oyununun ardından bitmek bilmeyen söyleşiler yerine böyle maçlarda unutulmayacak hareketini göstermelisin. Hele dün gece sahanın en kötüsü sendin demek hepimize zor gelmeli. Ortaya koyduğun performansla inan bu maç sabaha kadar oynansa sonuç değişmezdi.
Ve elbette hakem meselesi. Kral çıplak diyerek bas bas bağırılıyor. Özellikle Galatasaray ile ilgili olarak. Ama gelinen noktada siyaset kelimesini ilk kez Beşiktaş’ın Hocası Sergen Yalçın kullandı. Sergen Yalçın’ın sözlerindeki isyan umarım duyulmayanı birilerinin kulağına ulaştırır.
Galatasaray bu sene değil sadece, yıllardan beri açıktan kollanmaktadır. Sistemli bir şekilde. Bu takımın yöneticisinden hocasına, topçusundan kenar yönetimine herkes suça ortak, hatta zevkini çıkarıyor acı olan budur, yani sindirebiliyorlar. Beşiktaş futbolcusunu 18. dakikada, 20. dakikada oyundan atma becerisi gösteren hakemler ve federasyondan aynı cesareti niye göstermediğini izah etmesini beklememiz manasız bir enerji kaybı.
Türk futbolunun her geçen gün eriyen değerini, adam gibi hakem çıkaramamasını, futboldan anlamayan yöneticilerle bize en fazla bunu seyrettirebileceklerini görmek gerek.
Beşiktaş uzunca bir süredir yenilmiyordu evinde, yenildi. Galatasaray şampiyonluk yolunda istikrarlı (!) yürüyüşünü sürdürdü. Tebrik edenlerin olsun.