Seba'nın laneti...
Bunun böyle olacağını, tribünlerde istifa çağrısı bir başlarsa her geçen gün büyüyeceğini ve tüm tribünü saracağını haftalar öncesinden üzülerek yazmıştım.
Veliefendi Hipodromu’nda bugün jokeyler de şaşkındı, güzelim yarış atları da. Bir grup taraftar Beşiktaş yönetimini hipodromda istifaya davet etti. Başkan Serdar Adalı’nın, Beşiktaş başkanlığından nazikçe ayrılıp Türkiye Jokey Kulübü başkanlığı ödevini sürdürmesini istedi.
Beşiktaş burası. Aramızda normal pek kısıtlı.
Sergen Yalçın’a destek sloganlarını hep “Yönetim istifa” sesleri böldü. Beşiktaş klasiği “Kartal gol gol gol” bile istifa radarına takıldı. Nöbetçi trafik polisi, “Bunlar ne istiyor anlamadım” diyerek spor şubedeki arkadaşlarına mesaj attı.
Bazı gerçekler ne kadar hazin olursa olsun, keskinliğinden kaçınılmaz. Kısa süre içinde bu kadar çok idareci ve teknik adam değiştiren bir takımın yalpalamadan yolunu bulması kolay değil. Yağmurlu ve soğuk cumartesi akşamında tribünlerde o sloganı atanlar başkanlık yarışında verilen sözlerin kızgınlığını haklı olarak yaşıyorlardı.
Bu kızgınlık sürer mi? Sürer. Radikal karar ya da kararlar almadıkça tribünün ateşi pek sönmez. Kulübü tribün mü idare etsin? Elbette hayır. Ama unutmayalım, o kalabalık Beşiktaş’ın en büyük efsanesi, Süleyman Seba’yı üstelik Ahmet Dursun adlı kramponla bir tutarak göndermişti.
Bugün tek tek, gruplar halinde ve topluca o koro Süleyman Seba’dan özür dileme seanslarına katılsa da o lanet yapıştı bir kere. Ne kadar özür dilenirse dilensin o lanet asılı kalacak, en azından benim gözümde.
Tribünleri izlerken sahaya döndüğüm anda eski topçumuz Muleka’nın asistini gole çevirdi Deniz Türüç. Dakika 23 idi. O slogan daha da gürleşti. “Yönetim istifa.”
Sergen Yalçın’ın yardımcılığını da üstlenmiş ve takımı 9 maçtır galibiyet hasretiyle yanan Çağdaş Atan’ın Konya takımı adeta kendi evinde gibi rahat oynuyordu. Bu karşılıklı oyun taktiklerinin sonucu olmaktan ziyade, Beşiktaşlı futbolcuların konsantrasyon bozukluğu ve moralsizliğinden ileri geliyordu.
Beşiktaş 34’te Cerny’nin ayağından beraberliği yakaladı ama sloganlar değişmedi. Belki de İnönü’de ilk kez maç izleyenler bile gol sevincini yaşayamadı.
Orkun’un ayağından, Cengiz’in kafasından iki topu direkte patlayan Beşiktaş soyunma odasına tümden mutsuz gitti.
Devre arası koridorlarda konuşulan tek konu Beşiktaş yönetimiydi ve soru ortaktı. “İyi de Serdar Adalı istifa etsin, peki ya sonra?” Bu soruya fantastik yanıtlar da geliyordu ama bu yanıtlar Beşiktaş’ı yakın gelecekte de kaostan çıkaracak gerçeklikten noksandı.
İkinci yarı Beşiktaş’ın oyundaki etkisine tribünler de sesini yükseltti. “Siyah beyaz yönetim istifa” 4 bloktan da seslendirildi.
Cerny, oyundan alındı. Buna da tepki vardı. Cerny özel bir oyuncu ve bana kalırsa 90 dakikadan fazlasını da çıkarabilir kuvvette. Tam buna tepki gösterilirken, Orkun Kökçü şapkadan tavşan çıkardı ve zor pozisyonda topu kimsenin beklemediği noktaya gönderip Beşiktaş’ı öne geçirdi. Asisti henüz oyuna giren Beşiktaş’ın yeni transferi Kristjan Asllani yaptı. Asllani’nin oyunda kalışı 6 dakika bile sürmedi. Beşiktaş 10 kişi kaldı. Kadere bak.
Nihayetinde Beşiktaş, bağrış çağrış içinde yenik durumdan 2-1’lik bir galibiyetle çıktı sahadan. Tribün de bu kez oyuncuları değil Sergen Yalçın’ı alkışladı. Bence alkışlanması gereken bir isim de Mustafa Hekimoğlu idi. Golle süsleyemedi mücadelesini ama yüreğini oyundan çıkana kadar koydu. Helal olsun sana çocuk.
Sergen Yalçın’ın müsabaka sonrası, “Beşiktaş taraftarın arzularına cevap veremiyor, bu sezon veremeyecek gibi görünüyor” sözleri de not edilmeli.
Beşiktaş iyi oynamıyor, mevcut kadrosuyla elinden gelen bu. Ancak taraftar ile yönetimin barışması daha doğrusu küslüğün bitmesi gerekiyor.
Seba’nın o günlerini hatırladıkça kızgınlığımı arttıran laneti var. Beşiktaş yönetimine gelenler, gelmek isteyenler hayalini kuranların bu laneti unutmamaları gerekiyor.
Süleyman Seba’ya çok ayıp edildi. Ondan sonra gelen tüm başkanlar da bu lanetten payını düşeni aldı.