Mutlu Hesapçı

Mutlu Hesapçı

‘EKSİK’ BİR ŞEY Mİ VAR HAYATINDA…

İlişkilerinin düğümleri içinde hem yaralayan hem yaralanan bir baba, bir oğul ve bir sevgili…

Her birinin kalp kırıklıklarını ve sırlarını, zorlu yüzleşmeler ve hem samimi hem de gülümseten diyaloglarla sahneye taşıyan ‘Eksik’ oyunu yeni, sade, olduğumuz haller ve duygular ekseninde ve derdini hayatın içinde anlatan bir oyun. Levent Can, Hande Doğandemir, Erdem Kaynarca çok iyi oynuyor ve birbirini çok iyi tamamlıyor. Sahnede onları izlemek bana çok iyi geldi. Hande Doğandemir doğal oyunculuğuyla şahane ve onu sahnede izlemek ne güzeldi, Levent Can ise adeta sahnede oyunculuk dersi veriyor, çok etkilendim. Hande Doğandemir ve Levent Can’a oyundan yola çıkarak sorular sordum. Mutlaka oyunu izleyin, içinde kendinizden çok şey bulacaksınız. Bir şarkıda ne diyordu; “Eksik bir şey mi var hayatında…” Herkese iyi pazarlar dileriz.

Ekip nasıl bir araya geldi, daha önce birbirinizi tanıyor muydunuz?

Hande Doğandemir: Aslında hepimiz birbirimizi tanıyorduk. Erdem ile daha önce bir dizi ve filmde beraber çalıştık. Levent ile ilk defa çalışma fırsatım oldu, iyi ki de oldu.

Levent Can: Ekip olarak bizi bir araya getirme fikri, oyunumuzun yönetmeni yazarımız sevgili Aksel Bonfil ve yapımcımız Begüm Ertuğrul tarafından düşünülmüş bir durumdu. Ama tabii ki bizler de birbirimizi biliyor, tanıyorduk, fakat daha önce Hande ile de Erdem ile de başka bir projede çalışmışlığım yoktu. Üçümüzün bir arada olmasını sağlayan bu yapım oldu, iyi ki de oldu.

“Levent ile çalışmaksa müthiş bir deneyim”

Birlikte oynamak nasıl bir duygu, nasıl gidiyor?

Hande Doğandemir: İlk kez aynı sahnedeyiz. Ben kendimi partnerlerim açısından çok şanslı buluyorum. Erdem hem meslektaşım hem arkadaşım olarak çok özel bir yerde benim için. Levent ile çalışmaksa müthiş bir deneyim, çok şey öğreniyorum ondan.

Levent Can: Evet ilk kez aynı sahnede birlikteyiz ve çok uyumlu, çok eğlenceli bir ekip olduk. Oyun dışında da birbirimizle sık sık buluşup bir araya geliyoruz, oyun bize aynı zamanda iyi arkadaş olmamız için güzel bir aracılık yaptı. Nazar değmesin, her şey çok güzel gidiyor. Hepimiz yaptığımız işin sorumluluğunun farkında olan oyuncularız.

“Oyunu çok beğendim”

Metni ilk okuduğunuzda etkilendiğiniz duygu, çekici güç ne oldu ve oyunu kabul etme sebepleriniz neler oldu?

Hande Doğandemir: Bana tanıdık geldi. Hepimizin hayatta yaşama ihtimali olan ilişki durumları çok gerçekçi ve samimi bir dille yazılmış ve hepsinin bir derinliği, sebebi var. O yüzden içinde olmanın çok keyifli olacağını ilk okuduğumda anlamıştım.

Levent Can: Oyunu bir solukta hiç sıkılmadan, yer yer kahkahalar atarak bazen hüzünlenerek okuyuverdim ve çok beğendim. Gerek anlatmaya çalıştığı yarım kalmışlıklarımızla ve gerekse buna getirdiği mizah dolu eleştirileri ile beni kendisine çok çekti. Doğru bir cast’la da karşıma çıkınca hiç tereddüt etmeden seve isteye kabul ettim.

“Çok evrensel ve güncel bir metin”

Aksel Bonfil o kadar güzel bir oyun yazmış ki sanırım senaristliğinden kaynaklanan tecrübesi tiyatro sahnesine güçlü yansımış. Üstelik avantaj olarak tiyatro sahnesinde kendini göstermiş çünkü çok tadında, duygusunda, yenilikçi bir metin ortaya çıkmış. Tiyatro oyunu olarak böyle metinlerle karşılaşmak her zaman mümkün olmuyor öyle değil mi?

Hande Doğandemir: Çok kıymetli yerli metinler elbette var ama Aksel’in dili, gözlemlediği ve kâğıda döktüğü ilişki biçimlerine bakış açısı ve hikâye yaratıcılığı ’Eksik’ gibi bize çok samimi gelen bir oyun yaratmış, denk gelmek şans tabii ki.

Levent Can: Elbette ki Aksel’in yazdığı metin çok çağdaş, çok güncel ve güncelliğini de hiçbir zaman yitirmeyecek bir eser. Değindiği duygusal problemler insanlık tarihi ve aile kavramı var olduğu sürece yaşanacak sorunlar maalesef. Ancak tiyatro oyunu olarak böyle metinlerle sık karşılaşmıyoruz demek de böbürlü bir cevap olur. Edebiyat ve yazın dünyasında çok nitelikli çok maharetli yazarlarımız şükür ki mevcut onlara haksızlık etmiş oluruz. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki ‘Eksik’ oyunu yüz yıl sonra da oynanabilecek çok evrensel ve güncel bir metin olarak varlığını koruyacak bir eser.

“Bir yüzleşme hissi bırakıyor sonunda”

Ben oyunun hayatın çok içinden olma halini sevdim. Herkesin başından geçen ya da geçebilecek bir duygu ekseninde, olduğu haliyle anlatımını sevdim. Sanki kısa bir film izledim ama canlı tecrübe ettim. Her şeyiyle çok başarılı buldum. Sizde bıraktığı duygular neler, oynarken ve seyirciye oyunu yansıtırken siz neler hissediyorsunuz?

Hande Doğandemir: Tam olarak söylediğiniz gibi hissediyorum, hatta filmi olsa ne güzel olur diye bahsediyoruz aramızda… Oyundan sonra seyircilerden de çok benzer yorumlar alıyoruz, bu kadar tanıdık gelmesi en çok sevilme sebeplerinden biri. Sanırım izleyenlere bir yüzleşme hissi bırakıyor sonunda.

Levent Can: Oyun boyunca hissettiğim tek şey o adam, yani canlandırdığım karakter Kartal. Oyun boyunca gördüğüm kişiler Metin ve Derya çifti. His bu şekilde olunca, göz öyle görünce, duygu da doğru ve zamanlı bir şekilde akışta ise tek düşünebildiğim o an oluyor, öncesi geçmiştir bitmiştir, sonrasıysa ne olacağıdır. Zaten o an ile buluşmamızı da bunlar oluşturur, devinim.

“Bana çok yakın ve tanıdık geldi”

Karakterlerinizden bahsedebilir misiniz, ne kadar size yakın ya da ne kadar uzak? Ben üçünüzün karakterlerinden kendime yakın çok şey buldum diyebilirim.

Hande Doğandemir: Derya herkes kadar bencil, herkes kadar vicdanlı bir kadın. Sadece ona hak vermek belki zor gelse de sonunda onu anlıyoruz.

Levent Can: Oyunun özünde anlatıldığı üzere hep bir şeylerin eksikliğiyle mücadelemiz ve bu dertlerle, ne yollarla başa çıktığımızı izliyoruz. Böyle baktığım zaman aslında bu duygular hiç birimize uzak değil, hepimiz yaşam gailesi içinde türlü sorunlarımızla mücadele ediyoruz, bu her bir duygunun eksikliği olabilir; sevgi, güç, para, şan, şöhret, sağlık vs. Her şeyden önce bana oyunun bütünü, anlattığı derdi çok yakın ve tanıdık geldi.

“Aynı hata tekrarlanırsa o zaman bir yıldız gibi uzağında kalabilirim”

Baba Kartal’ın oyunda dediği; “Bitmiş gitmiş bir yıldıza yeniden âşık oldum ben!” Siz bitmiş gitmiş bir yıldıza yeniden âşık olur musunuz; biten, giden gitmiştir yıldız da olsa âşık olmam diyenlerden misiniz?

Hande Doğandemir: Aşk meselesi benim için kestirilebilir bir mesele değil, o yüzden net cümleler kuramam.

Levent Can: İkinci bir şansın hakkına inananlardanım, insan hata yapabilir ama aynı hata tekrarlanırsa o zaman bir yıldız gibi uzağında kalabilirim, evet.

“Ben de kaybettiğimde kabullenenlerdenim”

Kartal Baba diyor ki; “Sıkılınca bırakmadık, kaybedince bıraktık...” Sizde durum ne? Ben sıkılınca bırakıyorum, kaybetmişim ama sıkılmamışım sonuna kadar devam... ;)))

Levent Can: Ben de kaybettiğimde kabullenenlerdenim, yenilgiyi, başarısızlığı, yetersizliği bir beceri olarak sunamam. Benden daha iyisi, iyileri varsa yapabileceğim tek şey sonuna kadar kendimi geliştirmek ve mücadele etmek olur, elde etmek istediğim şeyleri hak etmek için.

“Toplumuzda erkek egemen bir hâkimiyet var”

Ahh bu büyümeyen erkek çocukları ve üstelik babaları tarafından da acımasızca eleştirilen erkek çocukları… Üstelik baba oğul rekabeti de çatışması da hayat boyu hiç bitmiyor. Bu erkek olmak mevzusu ve çocuk kalma hikâyesi ne olacak?

Levent Can: Evet toplumuzda erkek egemen bir hâkimiyet var ve erkek olmanın getirdiği bazı dikkatler, bazı sorumluluklar var. Bunu her alanda gözlemleyebiliriz. Rekabet ve acımasız eleştiri oklarıyla dolu bir dünyayı yaşıyoruz; hem aile içi ilişkilerimizde, hem iş ilişkilerimizde hem toplum şekillendiricilerde, her alanda. Ne olacak sorusuna gelince… Karşımızdakine ne zaman cinsiyet ayrımı yapmadan veya üstünlük egosu içinde olmadan yaklaşabilir ve onu insan olarak görebilir, içimizdeki çocukla barışık olmayı becerebilirsek, belki bir nebze daha hasarsız atlatırız bu süreçleri. Ama sonuçta yaşam döngüsü bunu sürekli kılacak, bu bende olmasa bir başkasında…

“Erkeğin anlayışsızlığını sorguluyor yoksa seksist bir söylemimiz yok”

Oyunda kadınlar aldatıp gidenler ve baba-oğul aslında aynı kaderi yaşıyor. Bir babayiğit erkek de kadına neden aldattın diye sormuyor!

Hande Doğandemir: Nedenleriyle değil sonuçlarıyla ilgilenir genelde herkes ama Aksel özellikle Derya’nın haklılığı ve güçlülüğü konusunda çok titiz davrandı. Sonuçta onu da anlamalıyız.

Levent Can: Hayır, oyun bunu söylemiyor. Buradaki giden kadınlar, o adamlarla, o adamların hasarlarını onarmakla daha fazla uğraşamayacağını, bunu sürdüremeyeceklerini söyleyerek gidiyor. Ve öncesinde biriyle aldatmış ve bu yüzden o ilişkiler bitmiş gibi bir durum yok, işte tam da bunu söylüyor oyun “Sen o kadar kendi derdine düşmüştün ki benim neye ihtiyacım olduğunu görmedin” diyor, “Ben direndim” diyor. Erkeğin anlayışsızlığını sorguluyor yoksa asla seksist bir söylemimiz yok. Ama herkes kendini haklı görüyor ve işin tuhafı herkes de haklı kendi hikâyelerinde.

“Herkesin ve her şeyin dengede olduğu ilişkiler beni mutlu eder”

“Sen beni sevmedin, sen bana muhtaçtın” diyen güçlü bir kadın cümlesini bir kadın olarak çok sevdim. Erkeklere muhtaç olma ve sevme durumu oyun da olsa değişmiş, şimdi biz kadınları anlayabildiniz mi?

Levent Can: Kimsenin kimseye muhtaç olmadığı bir ilişki idealdir benim için. Çünkü muhtaçlık başladığında tam olarak oyundaki gibi dengeler ve roller değişiyor zamanla ve ne yazık ki bu sonradan da toparlanamıyor. Bu nedenle herkesin ve her şeyin dengede olduğu ilişkiler beni mutlu eder. İlişkiler tek tarafın sadece sevgisi, tek tarafın isteği ya da tek tarafın çabasıyla yürümüyor. Muhtaç olma durumuysa büyük konuşmamalı şartlara göre her an her şey değişebilir diye düşünüyorum, o yüzden olurum veya olmam diyemem.

İyi ve âşık adamlar kaybetmeye mahkûm mu ve kadınlar böyle adamları istemiyor hatta böyle adamlara âşık olmuyorlar mı?

Hande Doğandemir: Bilmiyorum bunun cevabını ama dediğim gibi ben büyük ve kesin cümleler kurmam. Bu gibi durumlar her ilişkide zamanda ve durumda değişebilir

Levent Can: Hayır, tabii ki böyle bir genelleme olamaz, bu kendini iyi zanneden adamların kendilerini mağdur gösterme kılıfı olur en fazla. Kim, neye göre iyi? Hangi kritere göre? Hangi aklı başında kadın bile isteye kötü bir insanla beraber olmak ister? Bu tarafından bakarsak da kime, neye, hangi yargı ile kötü sıfatı yapıştırıyoruz?

“İnsan her hayalini gerçekleştiremiyor”

O kadar iyi oynuyorsunuz ki sahnede sizi izleyince iyi oyunculuk neymiş daha çok anlıyor insan, seyirci ve ben... ;)) Levent Bey bu oyundan kaynaklı duygusal bir bağ kurmuş olduğunuzu düşünerek sormak istedim keşke baba olsaydım duygusu geçti mi aklınızdan?

Levent Can: Teşekkür ederim övgünüz için ama o kadar iyi katil oynasaydım ah bir cinayet işlemedim diye hayıflanmazdım :) şaka bir yana tabii ki birkaç çocuk sahibi olmayı hayal etmiş ve istemiştim ama insan her hayalini gerçekleştiremiyor. Bunu kabullenmek lazım, hatta kimi zaman iyi ki çocuğum yokmuş dediğim de oldu.

“Birçok dönüm noktam var hayatımda”

Hayatınızın dönüm noktasını, kırılma noktasını sormak istiyorum. O an nedir?

Levent Can: Birçok dönüm noktam var hayatımda, çok önemli kararlar aldığım, çok yanlış seçimler yaptığım. Her biri beni bugün olduğum kişi yapan ama en son dönüm noktam 2020 senesinin mart ayında geçirdiğim kalp krizi oldu.

Levent Bey kalp krizi geçirmek ve hayata yeniden dönmek hayatınızı nasıl etkiledi, neler öğretti ve neleri değiştirdi?

Levent Can: Bir kere her şeyden önce sağlığıma daha dikkatli davranmamı, vücuduma iyi bakmam gerektiğini hatırlattı. Bunun en değerli şey olduğunu anlattı. Ve daha duygusal, daha esnek, daha yumuşak bir insan olmamı sağladı.

Eksik nasıl tamamlanır?

Oyundaki rollere dönersek iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir sevgili, iyi bir evlat o rol ne ise nasıl olunur; o ‘Eksik’ dediğimiz durum nasıl tamamlanır?

Hande Doğandemir: Sanırım bunun genellenebilir bir cevabı yok. Herkese, her duruma, her ilişkiye ve vicdana göre değişir.

Levent Can: Öncelikle birbirini dinleyerek, anlayarak oluyor. Kabul etmek zorunda değilsiniz ama anlamak durumundasınız çoğu zaman, hatta bazen anlayış göstermeniz gerekebilir. Hepimizin birey olduğunu kabul ederek, ayrı ilgi alanlarımızın olabileceği her şeyi birlikte yapmamak veya bunun için bir baskı kurmamak gerektiğinin idrakinde olmak… Ama ilgiyi ve alakayı, sevgiyi ve arkadaşlığı ve güven duygusunu en başa koyarak oluyor zannedersem o tamamlanma.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mutlu Hesapçı Arşivi