Eda Yılmayan
“Çağdaş sanatın tek bir mesajı yok”
Çukurcuma’da bulunan G-Art Galeri’de ‘Takımyıldızları’ isimli bir sergi açıldı. Serginin diğer adı her ne kadar ‘ne yapacağımızı bilmiyoruz’ olsa da farklı sanatçılara ait eserlerin bir aradalığı ziyaretçilere çok şey anlatıyor. Vahap Avşar’ın küratörlüğünde hazırlanan sergi görülmeyenin, duyulmayanın ötesine geçip onların sesine kulak vermemizi sağlıyor. Sergiyle ilgili sorularımızı Vahap Avşar yanıtladı.

Serginin adı ‘Takımyıldızları’. Bir de ekleme yapıyorsunuz. “Ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyorsunuz. Takımyıldızları neyi ifade ediyor? Ne yapacağınızı bilmeme hali kapitalizmin, tüketim toplumunun dayattıkları karşısında bir bilmeme hali mi? Ya da sergide yer alan ceketteki gözlerde olduğu gibi gözetim toplumunda yaşamanın getirdiği bir duygu durumu mu?
Aslında “ne yapacağımızı bilmiyoruz” serginin ilk ve gerçek ismi. Ne yapacağımızı bilmiyoruz cümlesi iki farklı anlamı içinde barındırmakta; gündelik anlamda bir arayışı ve bir çaresizliği işaret ediyor olsa da, bu sergide yer alan sanatçılar ve çalışma biçimleri açısından tam tersi bir anlam taşımakta. Sergideki sanatçıların tümü belirli, formüle teknik veya konularla çalışmayı reddederek, düşünce ve kavramların peşinde, kendilerine en isabetli anlatıları gerçekleştirmek için her gün yeniden doğan farklı kavram ve fikirleri en iyi şekilde ifade etme peşindeler. Dolayısıyla her seferinde yeni meseleler ve onları ifade edecek yeni malzeme ve teknikleri icat etmekteler. Bu nedenle de aslında ne yapacaklarını çok iyi bilmekteler.
Negatif gibi görünen bu öneri ve isimle çalışmaya başladık ve sanatçılar ile işleri belirlenip birlikte var olmaya başladıktan sonra “Takımyıldızları” başlığını ekledik çünkü işler birlikte daha anlamlı bir bütün hale geldiler.

Tüm bu eserleri nasıl bir araya getirdiniz?
Sergide önce sanatçıları belirledik. Sergi yaparken yaklaşımımda sanatçı önce geliyor. Bu sanatçılar daha önce çalıştığım, birlikte sergilediğim veya işler üzerinden alışverişte olduğum sanatçılar. Eserlerin belirlenmesi ise eserler arasındaki ilişkiler ağını ritmik bir şekilde kurarak oldu. İşlerin bir diyalog içinde olmaları konuşmaları ve paslaşmaları çok iyi bildiğim işleri bir araya getirirken bilmediğim işlerinde dahil olduğu bir takımyıldızları gibi ortaya çıktılar.
Çağdaş sanat, yorumu ziyaretçiye bırakıyor. Sergi alanında giriş bölümünde serginin amacına dair bir anlatım var. Onun dışında izleyeni yönlendiren herhangi bir bilgi yok! Ancak özellikle belirli eserleri anlamlandırmak kolay değil. Örneğin Güneydoğu’da sıcak su elde etmek için kurulan düzenek ya da sadece “nasılsın?” diyen bir eser… Ziyaretçiler sergi alanından hangi sorularla, sorgulamalarla çıkıyor sizce?
Doğru, çağdaş sanat farklı okumaları içinde barındıran ve farklı yorumları davet eden bir sistem şeklinde çalışır. Tek ve net bir anlamı veya mesajı yoktur çünkü o işi zaten reklam aşamaları ve siyasetçilerin propaganda makinaları yapmakta. Sergi başlığı ve metni ile işlerin isimleri yeterince ipucu veriyor, anlamlandırmak izleyiciye kalıyor. İzleyici eseri gördüğü an bilgisi, deneyimi ve hisleri aracılığıyla (zihninde oluşacak olan bir seri düşünce ve his aracılığıyla)anlamlandıracaktır ki bu da çok kıymetlidir.
Ev yapımı sıcak su aleti ve nasılsın kelimesinin tekrarlandığı iki iş Ateş Alpar’a ait. Şu an İstanbul’da yaşayan ancak doğma büyüme Mardinli bir sanatçı olan Ateş genellikle işlerinde Güneydoğu Anadolu hayatının gerçekliklerini, batı ile karşıtlıklarını ve çelişkilerini şiirsel bir görsel dil ile anlatır. Bu işlerde izleyiciye o konularda ipuçları vererek anlamlandırmaya davet eder.
Ziyaretçi sayısı kadar farklı düşünce ve soru ile ayrılmaları beklediğimiz bir durum ancak hangi spesifik sorular olduğu ziyaretçiye kalıyor.

KÜRELERDEN OLUŞAN TESPİH
Sergide altın kürelerden yapılan bir tespih eseriniz yer alıyor. Hemen arkasında da empati yapmamıza belki de yüzleşmemize yardımcı bir ayna. Küreleri tespih formuna sokmaya nasıl karar verdiniz? Her ikisi neyi simgeliyor?
Kürelerde oluşan tespih heykeli aklıma gelen bir düşünce olarak değil de bir his olarak ortaya çıktı. Önce böyle bir görüntü hayali uzun süre aklımdan çıkmadı, sonra anlamlı olacağına inandıktan sonra küreleri topladım ve ipe dizdim, ortaya çıkan form ve bende yarattığı hissin önemine kendimi ikna edince bu sergide sergilemeye karar verdim.
Demir parmaklık içine yerleştirilmiş ayna işi eski bir iş. O işte benim için empati var, merhamet var, kendi içinde hapsolma durumu var ancak bunlarla sınırlı değil, izleyicide başka duygular ve düşünceler yaratıyor. Amacı da bu.
SAVAŞI ANLATAN ÇOCUK
Son olarak dilsiz, sağır bir çocuğun gözünden savaşı gösteren bir video proje var. O projeden söz eder misiniz?
Yaşadıklarını anlatmaya çalışan dilsiz çocuk videosu Diyarbakır’da yaşayan ve çalışan Erkan Özgen’e ait. Erkan Kobani’de saldırılardan kaçıp Türkiye’de bir mülteci kampına gelen bir grubun çocuklarına yardım etmeye gittiğinde dilsiz bir çocuğu fark eder ve bu çocuğun yaşadıklarını anlatmak istediğini görünce ailesinden izin alarak çocuğun hikayesini videoya kaydeder. Son derece basit ancak o kadar da güçlü bir başyapıt ortaya çıkar.

Küratörlüğünü Vahap Avşar’ın yaptığı G-art Galeri’de açılan sergi 24 Nisan’a kadar ziyaret edilebilir.