Eda Yılmayan
Klasik müziğin iki dehası aynı sahnede
Okan Bayülgen’in ABD’li orkestra şefi Leonard Bernstein’ı, Celal Kadri Kınoğlu’nun uzun yıllar Berlin ve Viyana Filarmoni Orkestrası’nı yöneten Herbert von Karajan’ı canlandırdığı ‘Devlerin Savaşı’ oyunu prömiyerini yaptı. ABD’li yazar Peter Danish’in yazdığı oyunun çevirisi Sevin Okyay’a ait. Tiyatro ekibi hem prömiyer gecesinde hem de hafta sonu düzenlenen basın toplantısında oyuna dair ayrıntılar paylaştı. Basın toplantısına Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu’nun yanı sıra metin yazarı Peter Danish ile oyunun yönetmeni ve barmen rolünde karşımıza çıkan Nihal Usanmaz katıldı.
Peter Danish 20.yüzyılın iki dev orkestra şefini aynı sahnede nasıl bir araya getirdiğini anlattı: Viyana’da tatil yaparken Sacher-Torte yemek için Hotel Sacher’e uğramıştım. Seyahat boyunca okumak için yanıma Leonard Bernstein’ın mektuplarından oluşan kitabını almıştım. Garson pastamı ve kahvemi getirdiğinde kitabı fark etti ve bana Maestro Bernstein’a otelde pek çok kez servis yaptığını söyledi. Herbert von Karajan’ın Viyana’daki son konserinden bir gece önce Karajan ile Bernstein’ın bulunduğum otelin lobisinde oturup içki içtiklerini öğrendim. Biri Amerikalı Yahudi diğeri Nazi geçmişine sahip bir Avusturyalı. Bu iki ezeli rakibin neler konuştuğunu merak ettim ve bunu düşünmek heyecanlandırdı beni. Garson birbirlerine fiziksel ağrılarından söz ettiklerini söyledi. Bilgisayarımı açıp hayalimde onların benimle konuşmasını istedim.

İki müzik devinin aynı sahnede buluşmasının perde arkasında Peter Danish ile garsonun bu kısa sohbeti var. Ancak oyunun ortaya çıkması uzun bir emeğin sonucu. Danish her iki orkestra şefinin de ailesine ulaşıp onlarla ilgili bilgi alıyor, araştırıyor, kayıtlarını dinliyor ardından metinde her ikisini konuşturup yazdığı taslağı Bernstein ve Karajan’ın ailesine gönderiyor. “Eğer bugün yaşasalardı bunları konuşurlar mıydı?” diye soruyor. Verdikleri yanıtlar doğrultusunda metin üzerinde defalarca titizlikle çalışıyor ve Okan Bayülgen’in ifadesiyle ortaya “adaletli” diyebileceğimiz bir metin çıkıyor. Adaletli olmasının sebebi ise ikisi arasında kurulan denge ve Karajan’ın Hitler rejimi altında kalıp Berlin Filarmoni Orkestrası’nı yönetmesi. Bernstein, Almanya’da kaldığı ve Nazi partisine kaydını yaptırdığı için Karajan’ı suçluyor. Karajan ise Hitler’i desteklemediğini söylüyor ve o dönem Almanya’da kalmanın zorluklarına değiniyor. Karajan’ın oyun metninde yer alan “Utanıyorum” sözü duygularını ifade etmeye yetiyor.
“Dünya, kadınları daimî orkestra şefi yapmadı”
Danish’in metni ABD ve Almanya’da da sahneleniyor. Ancak yurtdışındaki versiyonunda iki orkestra şefini kadınlar canlandırıyor. Ancak kadınlar maskülen bir formda Bernstein ve Karajan olarak sahnede. Ekibe Almanya’daki oyunu izleyip izlemediklerini sorduğumda Okan Bayülgen yıllardır Shakespeare’in Hamlet’inin, Richard’ının kadınlara oynattırıldığını, bunun olağan olduğunu ancak bu oyunun dünya prömiyerinde bu kadar bilindik iki adamın kadınlar tarafından canlandırılmasının şaşırtıcı olduğunu söyledi. Oyunda erkek olan barmen Türkiye’deki oyunda kadın olarak karşımızda. Danish başta buna itiraz etmiş fakat daha sonra Usanmaz’la konuşmaları sonucunda ikna olmuş. Usanmaz “Metni okuduğumda elimde hayatlarının en güzel dönemlerinde olan iki yaşlı adamı, fakat yaşlandıkları için bedenleri işlerini yapmasına izin vermeyen bu iki insanı gördüm. Yüzleşemediğimiz insanlar vardır. Karajan ve Bernstein da bu kadar uzun bir muhasebe yapmamışlar. Biraz Mahler tartışmışlar ve ağrılarından söz edip ayrılmışlar. Metni okuduğumda garson karakterinin özellikle kadın olmasını istedim” dedi. “Oyunun finalinde Karajon batonunu barda bırakıyor, bunu özellikle yapıyor. Maria batonu eline alıyor ve orkestra şefi gibi bir final yapıyor. Müzik tarihine baktığımızda Viyana’da 160 yıl sonra ilk kez bir kadın orkestra şefi oluyor. Türkiye’de ilk defa iki sene önce Nil Venditti Cemal Reşit Rey’in orkestra şefi oldu. Daimî orkestra şefi yapmadı kadınları dünya. Peter’a bunu anlatan bir mektup yazdım ve o batonun bir kadının elinde kalmasını istiyorum dedim, çok mutlu oldu. Metne ufak bir ekleme yaptım. Maria’ya “Ne iş yapıyorsun?” diye soruyorlar, Maria “Bunun sizin yanınızda konuşmaya utanırım” diyor. Karajan da “Yoksa sende mi orkestra şefisin? diye soruyor. “Çok isterdim ama olamazdı değil mi?” diyor ve sonra şunu söylüyor: Kadınlar orkestra şefi olamaz mı?”
İki perde olarak sahnelenen ve gittikçe yükselen, yüzleşmenin getirdiği acıyı, öfkeyi bir yandan da kabul edişi bir arada gördüğümüz final sahnesinde bir kadın elinde batonuyla sahneyi kapatıyor.

“Korkuyla zevk savaşıyor”
Celal Kadri Kınoğlu oyunun tanıtım videolarında korku dolu günler yaşadığını, çok stresli olduğunu söylemişti. Şimdi neler hissettiğini sorduğumda “Bu korkudan zevk alıyorum çünkü bu korku benim kendi dünyamın dışında, daha uçlarda, heves ettiğim yaşayamadığım hayattan intikam alıyorum. Oyunculuğun sebebi de bu zaten. Bana benzemeyen bütün o insanları her gece yaşamak zevki. Bu zevkimden dolayı yapabileceğimin en iyisini yapmak adına beni ateşleyen bir korkum var. Korkumun da geçmesini istemiyorum. Korkuyla zevk savaşıyor. Bir oyunu belirli bir noktaya getirip başlıyorsunuz. Son hali en son oyun olacaktır. Her gece kalbimize yepyeni duygular ve fikirler doğuyor. Bir nokta geliyor, o zaman yazarı da aşıyoruz. İşte o gün Karajan ve Bernstein oluşuyor” dedi.
“Karajan sükunetse Bernstein fırtınadır”
Prömiyer gecesinde Müzikolog Filiz Ali de aramızdaydı. Oyun çıkışı yanına gidip oyunu nasıl bulduğunu sordum. İkonik iki kişiyi karşı karşıya getiren ve egolarını çarpıştıran ama aynı zamanda müziğin birleştirileceğini gösteren bir oyun olduğunu söyledi. Çevirinin “bir şaheser” olduğunu vurgulayan Filiz Ali, “Sevin Okyay’ın çevirileri hep öyledir zaten” dedi ve ekledi: İnsanlarda merak uyandıracak bir konu. İllaki seyircinin klasik müziğe aşina olması gerekmiyor. Belki de bu oyunu izledikten sonra merak edecekler ve bu adamların ne yaptığını araştıracaklar.

Filiz Ali’ye “Karajan sükunetse Bernstein fırtınadır” yorumunu hatırlatıp her iki müzisyenden hangisinin kendisi için öne çıktığını sordum. Ali, “Ben Herbert von Karajan taraftarıyım ama Leonard Bernstein’ın klasik müziği geçlere sevdirmesi, öğretici olması mesleğimiz açısından çok önemliydi” dedi ve “Ona da ikinciliği mi vereyim acaba” diyerek gülümsedi.