Ressam Mihri’nin hikâyesi

Kadınların tarihe yazılmasında yapılan her çalışma çok kıymetli. Ressam Mihri’nin yaşamını konu alan ‘Kim Mihri’ belgeseli de onlardan biri. 2022 yılında çekilen ve 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel Film Ödülü’nü alan ‘Kim Mihri’ farklı şehirlerde izleyici ile buluşmaya devam ediyor. Belgeselin yönetmeni Berna Gençalp, yakın zamanda Pera Müzesi’ndeki gösterimde Mihri’nin İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (Kız Güzel Sanatlar Okulu) öğrencisi olan Nevzat Hanım’ın (Uras) torunu ile tanışmış. Bu tanışlıklık arşivi yok olan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’ne dair bilgiler sunuyor. Nevzat Hanım’ın anatomi ders kitabını, eskizlerini, mektuplarını inceleyen Gençalp, Mihri’nin öğrencisine yazdığı ‘Beni hatırla’ notunu görüyor. Kadınların tarihin birer öznesi haline gelmelerinde unutulmamak ve üstlerindeki o karanlık perdeyi çekip atmak önem taşıyor.

Belgeselde Berna Gençalp Mihri’nin kim olduğu sorusunun peşine takılıyor ve 19.yüzyıl Osmanlısında yaşamış, sıradışı bir kadının yaşamını aydınlatıyor. Mihri’nin izini İstanbul’da sürmeye başlıyor ardından Roma, Paris ve New York'a gidiyor. İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin (Kız Güzel Sanatlar Okulu) kurulmasına önayak olan, otoportreleriyle öne çıkan bir ressam Mihri. Birçok kız öğrenciye resim dersleri vermiş. Belgeselle ilgili sorularımızı Berna Gençalp yanıtladı.

ressam-mihri-hanim

RESSAM MİHRİ’NİN OTOPORTRELERİ

Belgeseli klasik bir üslupla değil, farklı biçimde, Ressam Mihri’yi keşfinizle anlatıyorsunuz. Aslında sorularla izleyiciyi yönlendiriyorsunuz. Böyle kurgulamaya nasıl karar verdiniz?

Çok zor karar verdim. İlk düşüncem Mihri’nin uğradığı haksızlığı yani unutulmuşluğu gidermek için onun uzmanlar tarafından anlatılmasını sağlamaktı. Ancak film o şekilde akmıyordu, bilgiler de bölük pörçük ve boşluklarla dolu olduğundan konular birbirine iyi bağlanmıyordu. Bir noktadan sonra çekirdek ekibimiz yani yapımcılarımız Berat İlk ve Yonca Ertürk ile senaryo danışmanımız Gülengül Altıntaş’ın yüreklendirmesi sonucu filmin içinde yer almamın film için faydalı olacağına ikna oldum. O noktadan sonra çekimleri de buna göre yapmaya yöneldik. Belgesel katılımcıları ile diyalog içinde olduğum yerlerin yanı sıra filmde özellikle mekân geçişlerinde yani Mihri’nin şehir ya da ortam değiştirmelerinde anlatıcı üst ses olarak yer aldım. Özellikle Mihri hakkında hüküm cümleleri kurmaktan kaçındım, ancak çok gerekli anlarda genel bilgi veren birkaç cümlem vardır, tüm filmde. Kendimi “bir bilen” değil, “merak eden” olarak konumlandırdım ki öyleydim, hala da öyleyim. Ancak filmde sadece sorularım yok, filmdeki diğer katılımcılar nasıl tanıtılıyorsa bir miktar kendime dair de bilgi var. Bunun tonuna ve kıvamına özel bir dikkat gösterdim, hem bir samimiyet ve anlam taşısın hem de fazla dikkat dağıtmasın istedim. Kim Mihri belgeselinde bir yandan sorularımla lokomotif oldum bir yandan da gelen cevapların arkasından sürüklendim. Yönetmenlerin kendi filmlerinin, çektikleri belgesellerin içinde yer aldıkları hem iyi hem kötü örnekler var. O yüzden bu benim için büyük bir stres kaynağı idi. Filmde yer alma sürecimde izlediğim Agnes Varda filmleri bana güç verdi, kendisine müteşekkirim. Ayrıca, bu projeden önce kadın yazınında otobiyografi ve biyografi alanında çalışmalar yapmış olmamın bana kazandırdığı perspektif işime yaradı.

Ressam Mihri’nin peşine düşme fikri nasıl oluştu?

Aslında Kim Mihri filmi tüm ilgi alanlarımın kesişim noktasından yeşerdi; sinema, toplumsal cinsiyet ve sanat. Filmin içinde de biraz anlattığım gibi, 2012/2013 yıllarında, İstanbul Modern’de katıldığım Sanat Tarihçisi Burcu Pelvanoğlu’nun verdiği Türk Resim Sanatı Tarihi derslerinde Mihri’den haberim oldu. Formasyonum sinema ama hiç film çekmemiştim, hayal kırıklığı içindeydim. O sıralar sanat dergilerinde çalışıyordum, çocukluğumdan beri ressamlara meraklı olduğumdan bu da hoşuma gidiyordu. Bu yoldan devam edeceksem konuyu daha iyi bilmem gerekir diye düşünerek o derslere katılmıştım. Mihri’yi duyar duymaz “bu bir film” dedim, filmin tamamlanması 2022 yılını buldu.

berna-gencalp
Berna Gençalp

“KENDİ YETENEĞİNDEN HİÇ ŞÜPHE ETMEMİŞ”

Onun hikâyesinde sizi etkileyen ne oldu?

Mihri, hiç kendi yeteneğinden şüphe etmekle vakit kaybetmemiş. Yeteneğinin hakkını vererek yaşamak istemiş ve yaşamış. Bu beni çok etkiledi. Mihri, içinde yaşadığı toplumların kadına biçtiği rolü ve Batının Doğuya biçtiği rolü darmadağın ediyor. Onun hayat hikayesinin, bugün bizi ve içinde yaşadığı tüm toplumları düşündürecek çok yönü var. Ayrıca, kesinlikle sıkıcı olmayan, şenlikli bir karakter.

kim-mihri

RESSAM MİHRİ’DEN ÖĞRENCİSİNE “BENİ HATIRLA”

Belgeselin ardından yaşamına dair başka ayrıntılar öğrendiniz mi?

Öncelikle, filmdeki Mihri uzmanı sanat tarihçimiz Özlem Gülin Dağoğlu’nun monografi kitabının çıkmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Öte yandan, Kim Mihri gösterimlerinin ardından ilginç gelişmeler yaşanıyor. 2023 yılında İzmir Kadın Yönetmenler Festivali’nde bir seyircimiz evlerinde, aile yadigarı bir Mihri Hanım otoportresi olduğunu söyledi. Belki yaşamına dair sayılmaz, diyeceksiniz, ama otoportreler konuşur. O eser de Mihri’yi, kendini nasıl gördüğünü, göstermek istediğini bize anlatıyor. Ve elbette bir ressam olarak yeteneğini, ustalığını bize gösteriyor. Şimdi bu eser İş Bankası Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu’nda, Beyoğlu’nda daimî sergide. Eserlerin kamuya açık olarak sergilenmesi gerçekten çok önemli, filmi çektiğimiz yıllar boyunca Mihri’nin eserleri ile karşılaşmak bile tesadüfiydi, bu eserini de görmemiştik doğal olarak, büyük heyecan duyduk görünce. Filmin ilk gösteriminin yapıldığı 2022 sonbaharında İstanbul Resim Heykel Müzesi, Galataport’taki binasında yeniden açıldı.

combined2

Müzenin İnas Salonu’nda Mihri ve İnas öğrencilerinin eserleri şimdi daimî olarak sergileniyor. Oradaki eserleri bile göremeden yapmıştık, filmi. İnas demişken, bir başka gelişmeyi haber vereyim: Bu yıl Pera Müzesi’ndeki gösterimimizin ardından bir seyircimiz babannesinin, Mihri’nin İnas Mektebi’nden öğrencisi Nevzat Hanım olduğu bilgisini paylaştı. Nevzat Hanım hiç bilmediğim bir isimdi. Ailenin elindeki anı defterini, anatomi ders kitabını, eskizleri, mektupları ve çok sayıda İnas dönemi fotoğrafını gidip evlerinde gördüm. Ayrıca Nevzat Hanım’ın yağlı boya eserleri de ailede; portreler, nüler... Ben Nevzat Hanım’ın torununun evinde gördüklerimi sosyal medyada paylaşınca sağolsun, bir MSGSÜ öğrencisi anı defterinin sayfalarındaki eski Türkçe yazıları kendiliğinden bana çevirip attı. Çok mutlu oldum. Bunu özellikle İnas Mektebi’ne dair yeni kaynakların nasıl bir heyecan yarattığını göstermek için anlatıyorum. O defterde, Mihri’nin Nevzat’a yazdığı not da çok manidar; “Beni hatırla…” diyerek başlıyor ve “…Biz ancak sanatımızla yad edilmek isteriz.” diye bitiriyor… Defterdeki kızların yazıları o kadar sıcak, neşeli ve coşkulu ki… Girdikleri sanat alanını sahiplenişleri o kadar güçlü ki… İnas Mektebi’nin arşivi, yangınlar ve taşınmalar sonucu maalesef dağılmış gitmiş. Şimdi bu yeni kaynaklar sayesinde hem İnas Mektebi’ne dair bildiklerimiz çoğalacak hem de Mihri’nin bir öğrencisinin daha resim yolculuğunu takip edebileceğiz. Tahminim, eğer bir öğrencinin anı defteri varsa diğer öğrencilerin de vardır. Elinde İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, yani kadınların sanat alanında eğitim almalarını sağlayan ilk kurumumuz hakkında, böyle başka kaynaklar olanlar varsa bunları ortaya çıkarmalarını rica ederim. Nevzat Hanım’ın ve diğer İnas kızlarının da akademik çalışmalar, sergiler ve belki bir filmle aramıza döneceğini umuyorum. Tüm İnas öğrencilerinin hayatlarıyla, kendileriyle ve yetenekleriyle ne yaptıklarını merak ediyorum. Ya da belki, hayat onlara ne yaptı…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Eda Yılmayan Arşivi

Zihnimdeki Dalgalar

28/03/2026 07:00

Pinokyo dans ediyor

08/02/2026 07:00