Bu ne sıfır atık, bu ne lahana turşusu!

Sözlüğe baktım; Anadolu topraklarının bilgeliğinden süzülüp gelen bir özlü söz var… "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" Bu deyim, " Söylenenler yazılıp çizilenler, yapılanlarla uyuşmuyor" anlamına geliyor. Bizim ülke çapında plastik, kağıt, metal gibi atıkların toplanmasında sürdürülen projelere ‘cuk’ diye oturuyor bu deyim.

Çünkü bir yandan topluyor, bir yandan daha fazlasını yurt dışından ithal ediyoruz.

Ülkemizde atıkların toplanması konusunda son yıllarda hem merkezi hem de yerel yönetimlerin çabaları inkar edilemez. Avrupa’da toplama oranı yüzde 70, bizde ise yüzde 35-40 seviyelerinde. Halkın bu konuda gittikçe bilinçlendiği de söylenebilir. Ancak Avrupa’dan sıfır atık ithalatında birinciyiz. Yani elalemin çerini çöpünü alıyoruz.

Avrupa Birliği ülkelerinden yılda ortalama 12 milyon ton çöp alıyoruz. Bunun büyük kısmı 11 milyon ton ile hurda metal ve kağıt… Geriye kalanı ise plastik atık…Ticaret verilerine göre, son 10 yılda 118 milyon ton atık ithal edildi.

Atıkların hepsi “çöp” olarak düşünülmemeli. Büyük kısmı ekonomik amaçla kullanılıyor. Plastik, metal ve kâğıt atıklar eritilip yeniden hammaddeye çevrilip sanayide değerlendiriliyor. Türkiye’de birçok tesisin bu ithalata bağımlı olması da hayli ilginç…Neden kuruldu, nasıl izin verildi? Sorularına muhatap olan bu tesisler, su kaynaklarının ve ovaların başlıca kirleticisi durumunda. Sorunun altını çizen uzmanlara göre; Avrupa’dan gelen plastik atıkların bir bölümü tarlalara döküldü, açıkta yakıldı. Bunun kanserojen etkileri, ortaya çıkardığı sağlık sorunları da ithal edilen atıkların bonusu oluyor.

SIFIR ATIK FESTİVALİ

Atık ithalatında üst sıralarda olan ülkemiz, şimdi dünyada ilk kez atık sorununu bir festivalle(!) haziran ayının ilk haftasında gündeme taşıyacak. Uluslararası festivalin tanıtımında, ilham verici(!) konuşmalar olacağı, ellerin toprağa değdiği atölyeler kurulacağı belirtiliyor.

Benim de ilham alacağım festivalden beklentim yüksek!… İthal edilen atıklardan bir sergi ve tarımın sürgün edildiği topraklardan alınacak numunelerle gelecek nesillere armağan buzdolabı magnetlerini dört gözle bekliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi

Akbelen direnişi

09/05/2026 07:00