Fikret Bulut
‘CHP de artık Varlık Fonu'ndaki şirketler gibi Erdoğan'a bağlı’
Hani, Özgür Özel, mutlak butlan kararının alındığı günün akşamında "müesses nizam"ı işaret etmişti ya...
Tüm bu olanlara sebep, "Kirli tekliflerini kabul etmedik. Müesses nizama çomak soktuk" demişti...
Ben de bir önceki yazıda kendimce "kim bu yerleşikler" diye "müesses nizam"a dair bir takım sorular sormuştum ya...
Ertesi gün de üç harfli marketten 60 liraya aldığı tuzlu fıstığı 80 liraya satan bakkal da "Bir ton soru sormuşsun ama tekine bile cevap vermemişsin" diyerek özgüvenime ateş etmişti.
İşte bu çok ağırıma gitti, uykularım kaçtı... Gece bir sağa döndüm, bir sola. Sağa dönük yatarken "gazetecilik soru sormaktır zaten" diyerek, öfkemi hafifletmeye çalıştım. Sola dönünce iç sesimin "gazetecilik aynı zamanda bu sorulara cevap bulmaktır" itirazı adeta yedi bitirdi beni... Sabahı zor ettim.
Aklının yetmediği yerde yardım almak ayıp değildi ki... Üç beş telefon çevirdim "müesses nizam" üzerine kafa yormuş, bu konuda okumuş yazmışlara...
İlki açmadı, ikincisi telefonumla uyandı, "müesses nizam..." dedim, ilk tepkisi "kiiim?" olunca, "sen uyu, konuşuruz sonra" dedim ve kapattım. üçüncüsü kendindeydi neyse ki...
"PİRO İLE MÜESSES'İN MACERALARI..."
-“Hocam memleket yangın yeri yine, bu müesses nizam neler yapıyor böyle...” cümle bitmeden hoca hemen aldı pası...
-Bu olanları kitap yazsam, adına "Piro ile Müesses'in maceraları" derdim... Adamı önce uzun burnu, zayıf ve çelimsiz fiziğiyle "Gandi" diye pazarladılar. Sonra kimi "dede" dedi, kimi "Piro"... Şimdi ise kimi dilinin tersiyle vuruyor, kimi ayakkabısının topuğuyla... "Butlan Kemal" diyen de var, "Hain Kemal" diyen de...
-Peki, siz ne diyorsunuz Hocam?
-Ben elime de dilime de hakim olmaya çalışarak, şimdilik "Kayyum Kemal" diyorum. Hukuken "öyle oldu, böyle oldu" tartışmaları bana göre lafügüzaf. CHP'ye bildiğin kayyum atandı. Şu anda CHP'nin Varlık Fonu'na devredilen şirketlerden hiçbir farkı yok bence... Varlık Fonu kime bağlı, Erdoğan'a... Şu anda CHP de fiilen Erdoğan'a bağlandı... Yargıtay'a, YSK'ya, istinafa falan başvurmak, oradan bu yanlışı düzeltecek kararlar beklemek tamamen vakit kaybı... CHP'nin şu haliyle seçime girmesi felaketi olur... Kaldı ki baskın seçim kapıda artık.
Peki çözüm...?
-Çözüm çok zor açıkçası... Bir an önce ya yeni parti ya da seçime girme koşullarına sahip bir partiyle yol yürümek gerekebilir. Aksi takdirde CHP içindeki bu kavga, aylar, hatta yıllar sürer. Bu arada iktidar her an baskın seçim kararı alabilir. CHP bu halde ne aday belirleyebilir, ne de sandık tutabilir...
"CHP ARINDI VE KAZANDI ZATEN...."
-Kılıçdaroğlu, "CHP arınacak ve kazanacak" diyor ama...
-CHP 2023'te Kılıçdaroğlu'nun kaybettiği kurultayda arınmış ve 2024'teki yerel seçimi kazanmıştı zaten... 19 Mart'tan beri yaşananların sebebi de buydu. Başkanların, belediye meclis üyelerinin tutuklanması CHP'yi yaraladı ama öldüremedi, asıl öldürücü darbe şimdi geldi...
- Hocam peki umudunu CHP'ye bağlamış seçmen ne yapsın?
-Rahmetli Çetin Altan'a kulak versin, enseyi karartmasın..
-Hocam peki bu söylediklerinizi kendi yüksek fikrimmiş gibi yazabilir miyim?
-Yaz ama mahalle bakkalıyla siyaset tartışan birine büyük gelebilir bu anlattıklarım. Okuru inandırmakta zorlanabilirsin...
-"Peki hocam selametle" dedim. İç sesim "İstanbul'dasın ulan" uyarısı verdi. Hemen "Kendine iyi bakmayı ihmal etme tamam mı hocam" diyerek tikican Türkçesiyle toparladım...
Kapattım telefonu, beynim yanmış halde... Saatler sonra hocayla konuşmayı yazıya aktarırken fark ettim son cümleyi... Bakkalı da beni de nasıl harcadığını... Büyük sermayenin yerel işbirlikçisiyle aynı saftaydık artık. Not ettim bir kenara; "Elin yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanırmış" ... Hocam görüşeceğiz senle...