Hüseyin Tapınç
Fon krizi
Türkiye’de araştırmacılık zor zanaat. Türkiye’de gazete için köşe yazısı yazmak da zor zanaat. İkisi bir araya gelince iş kat be kat zorlaşıyor.
Bu mesleklerin ve işlerin zorluğu üzerine ayrı ayrı yazılar yazılabilir. Ancak bu iki işin kesiştiği yerdeki en büyük zorluk, ülke gündeminin hızına yetişebilmek. Ülke gündemini bu hızda tutmak da genel siyasetin bir parçası, o da ayrı bir hikâye.
Ben bu haftanın yazısını fon krizi ve bu krizin toplumsal algısı üzerine kurgularken, çarşamba günü kendini muhalif çizgide konumlandıran, ülkenin en önemli televizyon kanallarından biri olan Halk TV’ye polis baskını düzenlendi ve yönetime kayyım atandı. Yayın durduruldu, ekrana “Canım Kardeşim” filmi verildi. Durumun vehametini bir de ben yazmayayım; hemen herkes farkındadır. Umarım.
Fon krizi bir anda gündemdeki yerini ve önemini kaybetti. Ben yine de bir an için hayatın akışını durdurup fon krizine odaklanmak istiyorum.
Fon krizinin ne zaman, nasıl başladığını ve hangi mekanizmanın sonucunda bu krizle baş başa kaldığımızı iyi kötü hepimiz öğrendik.
Sia Insight’ın ekim ayında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, fon krizi bugün üç büyük ilde yaşayanların yüzde 10’unun günlük sohbetlerinde en çok konuşulan konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Gündemimizdeki en önemli konu ise her zaman olduğu gibi ekonomik sorunlar (hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, enflasyon, zamlar vb.). Bu konuyu siyasi atmosfer, okullarda yaşanan şiddet ve genel eğitim sorunları izliyor. Gündemin dördüncü maddesi ise fon krizi.
Ekonomik sorunlar hepimizin ortak sorunu. Günlük sohbetlerinde fon krizine en çok yer verenler ise 45-65 yaş grubu ile üst ve orta üst sosyoekonomik sınıf mensubu olan seçmenler. Fon krizine günlük sohbetlerinde daha fazla yer veren seçmenlerin Yeni Parti’ye yönelik algılarının da daha olumlu olduğunu görüyoruz.
Fon krizi ile ilgili gelişmeleri takip edenlerin oranı üç büyük ilde yaşayan seçmenlerin yüzde 67’sine ulaşıyor. Bu oran konunun kamuoyunda yarattığı etkiyi açık biçimde sergiliyor.
Fon krizini takip edenler kadın seçmenlerden ziyade erkek seçmenler. Erkek seçmenlerin yüzde 74’ü, kadın seçmenlerin ise yüzde 59’u fon krizini yakından takip ediyor. Ayrıca, krizi yakından takip edenler özellikle 45-65 yaş grubu seçmenler olarak öne çıkıyor. Bu kesimin yüzde 80’den fazlası kriz haberlerini takip ediyor. Fon krizi ile ilgili gelişmeleri takip edenler orta üst ve üst sınıfta yüzde 83’e ulaşırken, orta sınıfta yüzde 72 düzeyinde bulunuyor. Fon krizi de sınıfsal.
Seçmenlerin siyasi eğilimleri ve partilere yönelik beğenileriyle fon krizini takip etme davranışları arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Genel olarak AKP’nin icraatını beğenmeyen seçmenlerin yüzde 71’i ve Yeni Parti’nin icraatını beğenenlerin de yüzde 85’i fon krizi ile ilgili gelişmeleri takip ediyor.
Bu krizi takip eden kitlenin yüzde 45’ine göre fon krizinden hükümetin bizzat kendisi sorumlu. Seçmenlerin bu konudaki değerlendirmeleri demografik özelliklerine göre anlamlı bir farklılık göstermiyor. AKP’nin icraatını başarısız bulan seçmenlerin yüzde 68’i ile halka en yakın partinin Yeni Parti olduğunu düşünenlerin yüzde 70’i fon krizinden hükümeti sorumlu tutuyor. AKP’nin icraatını beğenen seçmenlerin arasında da yüzde 22’lik bir kesim bu krizin faturasını Hükümet’e kesiyor.
Son günlere damga vuran fon krizinden SPK, Borsa İstanbul, BDDK gibi kurumları sorumlu olarak gören seçmenlerin oranı da yüzde 27.
Yaşanan fon krizinden dış güçleri sorumlu tutan yüzde 12’lik bir seçmen kitlesi de bulunuyor. Bu oran özellikle alt sosyoekonomik sınıfta, AKP ve MHP’nin icraatını başarılı bulanlarda ve halka en yakın partinin AKP olduğunu düşünenlerde genel ortalamanın çok üzerine çıkıyor.
Üç büyük ilde yaşayan seçmenler arasında aracı kurumları ya da bu kurumlar üzerinden yatırım yapan bireysel yatırımcıları krizden sorumlu olarak görenlerin oranları son derece sınırlı: sırasıyla yüzde 7 ve yüzde 4.
Fon krizini ve krize bağlı olarak bundan sonra yaşanacak siyasi ve ekonomik gelişmeleri bu kamuoyu değerlendirmeleri ışığında ele almak gerekiyor.