İstanbul’u bir kenara koymadan asla düşünülmeyecek şair Nazım Hikmet; insanı sersem eden, deniz kıyılarını yıkıp geçen lodosu da şiirlerinde atlamamış…
“Mevsim bahara yakın. Fırtına Lodos… Nasıl şiddetli, nasıl sıcak esiyor... Bir yerlerde bir cam kırıldı yine bu gece bu üçüncüsü…”
İnsanı da diğer canlıları da acayip etkileyen bir rüzgarın adıdır Lodos… Bu yüzden şairler daha çok lodos ile konuşmayı, dertleşmeyi tercih ederler! Akdeniz ve Ege’ye özgü bir lodos olduğu söylenebilir. Okyanusa göre daha bir insan halinden anlayan lodos… Güneybatıdan eser, bu yüzden Güney rüzgarı da denir.
Bizde İstanbul ve Bursa’nın lodosu pek ünlüdür, hava sıcaklığını hemen yükseltiverir, rüzgarı tozları oradan oraya savurur, İşte bu durum karada insanı, denizde balığı çok rahatsız eder.
Lodosun, beraberinde taşıdığı mineraller ve toz sebebiyle insanlar üzerinde baş ağrısı, hâlsizlik, nefes darlığı, göz kanlanması gibi bir dizi etkiye yol açtığına inanılır.
Balıkçılar lodos yemiş balığı avlamayı sevmezler, balıktan anlayan şefler de “ bu balığın kulağına Lodos kaçmış!” derler. Lodos fırtınası denizciler için çok tehlikelidir. Çünkü gökyüzü masmaviyken birden bire esmeye başlar, denizde dalgaların boyunu yükseltiverir.
İstanbul’un tarihinde yani Bizans ve Osmanlı döneminde gerçekten havayı koklayan adamlar varmış, bunlar daha çok lodosun eseceğini birkaç gün önceden bildirip, deniz insanlarını ve kıyılarda yaşayan halkı uyarırlarmış.
LODOSÇULAR
Lodosun bir de ortaya çıkardığı meslek var. “Lodosçuluk”…
İstanbul’un tarihinde yeri olan bir meslektir Lodosçuluk. Eski zamanlardan beri her fırtına sonrası ellerinde çapalarla kıyılara biriken çöpler arasında değerli bir şeyler arardı lodosçular. Genelde ekonomik kriz dönemlerinde sayılarında artış olduğu söylenebilir. İşten kaytaran, sürekli başı ağrıyanlar, bitmiş bir ilişkiyi sürdürmek için takla atanlara da lodosçu denir halk ağzında.
Son lodos fırtınası İstanbul’u fena vurdu. Pek çok tekne ve kayığa zarar verdi, çatılar uçtu. Elbette Bursa da lodosun hedefindeydi.
Ancak sevindirici bir durum var. Lodos yüzünden belediyelere bir laf eden olmadı. İstanbul’da İmamoğlu ekibi lodosu aşırı(!) estirmekle suçlanmadı. Bu ülkemiz adına çok sevindirici, lodosu dindiren bir gelişmeydi!