Delik deşik bir coğrafya…

Türkiye’nin maden sahalarının tamamının son 20 yılda ruhsatlandığı biliniyor. Yani ruhsatı alan maden şirketleri bir anda çalışmaya başlarlarsa; ülke baştan aşağı köstebek yuvasına dönebilir. Kazma vurulmadık, kürekle toprağı savrulmadık yer kalmaz.

Sizi maden ocaklarıyla çevrili distopik bir aleme götürmeye niyetim yok. Ancak; dünya tarım alanlarını korumak için her türlü projeyi hayata geçirirken, bizde vahşi madencilik uygulamaları yurt sathına yayılmış durumda.

Mesela Doğu Karadeniz Bölgesi… Yıllarca Hidro Elektrik Santral projeleriyle dereleri yağmalanan, doğal su sistemleri alt üst edilen coğrafyanın başı bu kez maden ocaklarıyla dertte.

Yıllar önce TRT muhabiri olarak bölgede çalıştım. 80’li yıllarda Rize’nin Belediye Başkanı Bülent Koç’un söyledikleri dün gibi aklımda. “Burası İsviçre olabilecek bir yerdi. Kıymetini bilemedik. Sahili betonla ve asfaltla kaplamak marifet bilindi.”

İşte böyle… Bu sözlerin üzerinden yıllar geçti. Doğu Karadeniz’in dereleri, kıyıları betonla dolarken, yaylaları turizm ayağıyla kasabalaştı.

BÖLGE ADETA BİR MADEN SAHASI

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre, Karadeniz’in yüzde 80’i maden ruhsatlı. En fazla madencilik faaliyeti Gümüşhane’de görülürken, ilin yüzde 93’ü maden sahası olarak ruhsatlandırılmış durumda. Benzer şekilde Giresun’un yüzde 85’i, Rize’nin yüzde 82’si, Trabzon’un yüzde 77’si ve Ordu’nun yüzde 74’ü maden alanlarıyla kaplanmış durumda…

Çıkarılması, işlenmesi ve de pazarlanması planlanan madenler ise başta elbette kolay zenginleşmenin yolu olarak görülen altın ve gümüş madenleri… Bakır, kurşun ve çinko ise geriden geliyor. Ülke tarımında tekler diyarı, fındık ve çayda tekelin mekanı olan bu coğrafyada artık sermayenin gözü altın gümüş olmuş. Mesela fındığı dünya çapında ünlü olan Ordu’da 58 bin hektar alan ruhsatlandırılabiliyor.

Madene hücum projelerinde yaylalar, ormanlar iş makinalarıyla ezilip giderken, zaten heyelan riskinin çok yüksek olduğu bölgede, maden ocakları bile tehdit altına giriyor.

Coğrafyanın kodlarıyla oynanınca, hesabı şaşan doğanın intikamı da korkunç oluyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi

Akbelen direnişi

09/05/2026 07:00