Mutlu Hesapçı

Mutlu Hesapçı

“Kalbim oradaydı ama hiç sokaktaki insan olamadım”

Bir oyun, yıllar sonra başka bir ihtiyaçla yeniden doğabilir mi? Bir ev ortamında izleyenleri derin ve farklı bir sorgulamaya iterek, üstelik bunu ince bir mizahla yapabilir mi? ‘Ev Yapımı Eylem’ “dayanaşamadığımıza dayanamıyorum” etrafında evde buluşan üç yakın kadın arkadaşın kendi hayatlarından yola çıkarak toplumsal meselelere varan sorgulamasının bir yolculuğu… Öyle ki bu sohbetin içinde zenginlikleri, kocaları, estetikleri, diyetleri, çocukları, kişisel gelişim dertleri, şımarıklık ve şatafatları var ama bir o kadar da toplumsal meselelere sırtını dönemeyen vicdani hesaplaşmaları…

“Dayanaşamadığımıza dayanamıyorum” diyerek Şenay Tanrıvermiş’in Cumartesi Anneleri’nden ilhamla yola çıkarak yazdığı metin bugün artık yalnızca bir tiyatro oyunu değil; yüksek bilet fiyatlarına, üretim krizine ve toplumsal sessizliğe karşı küçük ama samimi bir itiraz biçimi. Eylemler için; “Kalbim oradaydı ama hiçbir zaman o sokaktaki insan olamadım” diyen Şenay Tanrıvermiş, yıllar önce yazdığı oyununu bugün evlerde sahnelemeye karar verdi. Çünkü ona göre tiyatro yeniden halka yaklaşmalı; daha ulaşılabilir, daha samimi ve daha gerçek bir yere dönmeli.

whatsapp-image-2026-05-15-at-23-07-47

Şenay Tanrıvermiş’in kaleme aldığı, yönetmenliğini Pervin Bağdat’ın üstlendiği “Ev Yapımı Eylem”, sahnelenmiş okuma tiyatrosu formunun ilk ev gösterimi geçtiğimiz ay gerçekleşti. Alışılmış tiyatro sahnelerinin dışına çıkarak bir ev ortamında gerçekleşen bu ilk özel gösterimde ben de vardım; samimi ve farklı bir deneyim yaşadım. Gündelik hayatın içinden üç kadın arkadaşın sohbetinde geçen ‘Ev Yapımı Eylem’, bireyin iç dünyasına, seçimlerine ve hayatla kurduğu ilişkiye odaklanıyor. İzleyiciyi tanıdık gelen duygular üzerinden düşünmeye davet ediyor. Sade anlatımı ve güçlü metniyle öne çıkan oyun, küçük detayların büyük anlamlar taşıyabileceğini hatırlatıyor. Özlem Saraç, Ayfer Dönmez ve Bensu Orhunöz’ün etkileyici performanslarıyla hayat bulan eser, oyunculuk gücünü ön plana çıkaran yalın yapısıyla izleyiciyle doğrudan bir bağ kurarak, ev ortamının sıcaklığıyla seyir deneyimini daha da derinleştiriyor. Metin çok iyi, oyunculuklar özlediğimiz isimler ve şahaneler. Evde gerçekleşen tiyatro okumasının ardından oyunun yazarı Şenay Tanrıvermiş ile sohbet ettim. Bu deneyimi yaşamanızı ve bu özel oyunu bir evde yakalayıp izlemenizi çok isterim!

whatsapp-image-2026-04-28-at-17-59-30-2
Ayfer Dönmez, Mutlu Hesapçı,Özlem Saraç,Şenay Tanrıvermiş, Bensu Orhunöz

“Karşı kaldırımdan geçen insanlardan biriyim”

Bu oyunu ne zaman yazdınız? Çıkış noktası neydi?

Aslında bu oyunu yazalı epey zaman oldu. 2015 ya da 2016’ydı sanırım. Çıkış noktası tamamen kişisel bir vicdan duygusuydu. Çünkü ben gerçekten karşı kaldırımdan geçen insanlardan biriyim. Cumartesi Anneleri’nin yanından geçip gidenlerden… Bu durum beni hep çok üzdü, rahatsız etti ve çaresiz hissettirdi. Oyunu da biraz bu suçluluk duygusuyla o dönem yazdım. Çünkü bir süre sonra o acıyı görmeye alışıyoruz. Sanki her cumartesi tekrar eden sıradan bir görüntüymüş gibi… Oysa ortada kayıp evlatlar var. Bir anne sadece çocuğunun mezarını istemek için bu kadar acı çekmemeli.

“Her şeyi kabul ediyoruz”

Oyunda kişisel bir yüzleşme hissi de var…

Kesinlikle var. Sanki cumartesi günü orada bir etkinlik varmış gibi, toplanan insanları bu duruma alışarak kabul etmiş olmamız bana çok acayip geliyor. Normalde böyle bir durumda yer yerinden oynaması gerekmez mi? Mesela bugün bir eylem olsa ve ben gitmesem, bunun vicdan yükünü hissediyorum. Gitmiyorum ama gitmediğim için de büyük bir üzüntü hissediyorum. Ben biraz o taraftayım; uzaktan izleyen, vicdan yükünü içinde taşıyan tarafta.

Çünkü artık sosyal medya çağında hepimiz biraz “kalbim sizinle” noktasında kaldık. Ben hiçbir zaman gerçekten aktif bir şekilde o sokaktaki insan olamadım. Bunun da günün sonunda getirdiği bir vicdan yükü oluyor.

Bu da insanda bir öz eleştiri yaratıyor. Sonunda şöyle hissediyorsunuz: “Her şeyi kabul ediyoruz.” Hiçbir şeye hayır demiyoruz. Böyle olunca yaşananların ağırlığı insanın üzerine çöküyor.

cumartesi-anneleri

“Bir yarışmaya gönderdim, sonra oyun sahnelendi”

Peki oyun sahneye nasıl taşındı?

Oyunu tiyatro metni olarak yazdım. O dönem bir oyun yazma yarışması vardı, oraya gönderdim. Derece aldıktan sonra bir yönetmen beni aradı ve oyunu sahnelemek istediğini söyledi. 2018-2019 yıllarında yönetmen Hülya Karakaş oyunu sahneye taşıdı. Üç oyuncuyla sahnelendi, turnelere de çıktı. Özel bir tiyatro projesiydi. Ama bir süre sonra oyuncuların geçim koşulları nedeniyle dizilere yönelmesi gerekti ve oyun sona erdi.

“Sahne bulamayınca ‘evde yaparız’ dedik”

Oyunun yeniden gündeme gelme sebebi ne oldu?

Son dönemde tiyatro sahnelerinin maliyetleri çok arttı. Pek çok tiyatro oyunu sahne kiraları yüzünden iptal oluyor. Küçük sahnelerde daha özgür işler yapılabiliyor ama onların da imkânları sınırlı. Biz de “O zaman evde yaparız” dedik. Aslında oyunun ruhuna da çok uygun geldi bu fikir. “Ev yapımı bir eylem” gibi düşündük. Aynı zamanda yüksek bilet fiyatlarına karşı sessiz bir itiraz olsun istedik.

“Tiyatroyu yeniden halka yaklaştırmak istiyoruz”

Bu ev tiyatrosu fikri devam edecek mi?

Bir özel gösterimiz daha olacak. Sonrasında belki yeni sezonda yeniden sahneleyebiliriz ama sadece evlerde dolaşan bir okuma tiyatrosu olarak devam etme fikri de bizi heyecanlandırıyor.

Çünkü ev ortamı çok daha samimi. İnsanlara gerçekten evin içinde ne yaşandığını gösteren bir atmosfer kuruyor.

Erişilebilir olması da önemli sanırım…

Kesinlikle. Tiyatro halk için yapılır. İnsanların ulaşamadığı bir şeye dönüştüğü zaman artık sadece belli bir kesime hitap eden bir eğlenceye dönüşüyor. Biz bugün bunu rahatlıkla biletli yapabilirdik ama özellikle yapmadık. Çünkü tiyatroyu yeniden asıl amacına yaklaştırmak istiyoruz.

“Büyük isimler dışında herkes can çekişiyor”

Bugünün tiyatro ortamını nasıl görüyorsunuz?

Ne yazık ki büyük isimlerin dışındaki pek çok tiyatrocu ciddi anlamda ayakta kalma mücadelesi veriyor. Oysa çok kıymetli işler yapıyorlar. Şehir tiyatrolarında, devlet tiyatrolarında yıllarca aynı oyunu oynayan ama başka şeyler üretmek isteyen oyuncular var. Daha özgür, daha eleştirel işler yapmak istiyorlar. Çünkü gerçekten çok üretken ve derinlikli oyuncular var. Ama mevcut sistem içinde kendilerine alan açmaları giderek zorlaşıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mutlu Hesapçı Arşivi