Şarkıyı kime yazdın?

İçişleri Bakanlığı, Mabel Matiz’in “Perperişan” adlı şarkısının sözlerini “müstehcen” bularak sanatçı hakkında resmî suç duyurusunda bulunuyor. Bu ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatıyor.

Büyük Birlik Partisi, aynı gerekçeyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunduğunu açıklıyor. Yani bir şarkı, yalnızca estetik ya da edebî bir metin olarak değil, kamusal düzeni tehdit eden bir unsur olarak ele alınıyor.

Mabel Matiz, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bu suçlamalarla hâkim karşısına çıkıyor. Ve duruşmanın kritik anında, davanın özünü ele vermesi bakımından son derece çarpıcı bir soru geliyor:


“Bu şarkı bir erkeğe mi yazıldı?”

Soru, müstehcenlik iddiasını açıklamak için değil, adeta onu tamamlamak için sorulmuş gibi. Metnin içeriğinden çok, muhatabın kimliğiyle ilgili.

Bu sorunun ardında hukuki bir ihtiyaçtan çok, neredeyse röntgencilik ölçüsünde bir merak yatıyor. Şarkının ne söylediğinden ziyade, kiminle ilgili olduğu didikleniyor. Bu merak, yıllardır televizyonlardaki sabah programlarında “kim kiminle, nasıl, ne zaman” sorularıyla beslenen aynı zihniyetin uzantısı. Mahkeme salonuna taşınan da müstehcenlik değil, özel olanı teşhir etme iştahı.

Matiz, bu soruya sakin ama sarsıcı bir yanıt veriyor:
“Bu soruyu üzücü ve kalp kırıcı buluyorum… Herkes herkes için söyleyebilir. Bunun sınırını benim koymam haddime değil.” Şarkıda yer alan ifadelerin halk edebiyatında ve yöresel dilde kullanılan metaforlar olduğunu, erotik ya da cinsel bir çağrışım amacı taşımadığını vurguluyor sanatçı.

“Bu şarkı türkülerden çıkarılmış bir şarkıdır. TRT’de hâlâ yayınlanan benzer eserler varken müstehcenlik iddiası kabul edilemez” diyor.

Aslında söylemek istediği şudur: Burada yargılanan sözler değil, sözlerin çağrıştırabileceği ihtimallerdir.

Kafası karışan hâkim, savcılığın dosyanın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirilmesi ve Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’ndan rapor alınması yönündeki talebini uygun görüyor. Duruşma 27 Mart’a erteleniyor. Şarkı, böylece bürokrasinin ve resmî ahlak mekanizmalarının uzun koridorlarına bırakılıyor.

“İzn alub Cum’a namazına deyû mâderden
Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşub iskeleye doğru nihân yollardan
Gidelim serv-i revânım yürü Sa‘dâbâd’e”

1681–1730 yılları arasında yaşamış olan büyük şair Nedim, üç yüz yıl önce yazdığı “Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda” adlı şarkısında sevgiliye böyle sesleniyordu.

Yani diyordu ki: “Anneden cuma namazına gidiyoruz diye izin alalım; zulüm ve cefa dolu felekten bir günlüğüne kaçalım; gizli yollardan iskeleye doğru dolaşıp Sadabad’a gidelim.”

Cuma namazına gidermiş gibi yapılacağına göre, seslenilen sevgilinin erkek olduğundan şüphe yoktur. Ama Nedim’in şiiri, ne yazıldığı dönemde bir ahlak tartışmasına yol açmış, ne de şair hakkında bir soruşturma başlatılmıştır.

Nedim’in yaşadığı dünyada bugünkü anlamda bir “suç duyurusu” ve savcı eliyle açılan kamu davası yoktu. İç düzen ve ahlak, kadı mahkemeleri, Divan-ı Hümayun’a verilen arzuhaller ve inzibat mekanizmaları üzerinden denetlenirdi. Buna rağmen Nedim’in şiiri ne kadı sicillerine konu oldu ne de Divan’a taşındı. Yani fark, devletin görmemesi değil, görüp de bunu bir tehdit saymamasıydı.

Bugün ise bir şarkı, kimliği belirsiz bir arzunun dili olduğu için doğrudan mahkeme salonuna taşınıyorsa, burada ilerleyen şey ahlak değil, denetim anlayışı. Üç yüz yıl önce Sadabad yolunda söylenen ima, bugün hâkimin ağzında bir sorgu cümlesine dönüşüyorsa, değişen toplum değil, hukukun sanata bakışıdır.

Bugün bir şarkının muhatabını didikleyen bir ahlak bekçiliği devreye giriyorsa, burada artık masum bir hassasiyetten değil, bilinçli bir riyadan söz etmek gerekir. Üç yüz yıl önce olağan sayılan bir ima, bugün mahkeme tutanağına suç şüphesi olarak giriyorsa, bu ilerleme değil, geriye savrulmadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi

23 yılın muhasebesi

31 Aralık 2025 Çarşamba 07:00

28.075

25 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Gülşah Durbay’ın ardından

17 Aralık 2025 Çarşamba 07:00

Kurultayın ardından

02 Aralık 2025 Salı 07:00

Yerinde bir karar

25 Kasım 2025 Salı 06:59

“İddianame”

17 Kasım 2025 Pazartesi 07:00

Halkı yanıltıcı bilgi

10 Kasım 2025 Pazartesi 07:00

Kimin Yerinde Olmak İsterdiniz?

03 Kasım 2025 Pazartesi 07:00

Toplu İğne Masalı

30 Ekim 2025 Perşembe 07:00

Korku evi

28 Ekim 2025 Salı 07:00