ARAZİ BOZULMASI!

İklim Zirvesi geldi, geçti. Bazı bilim insanları ‘havanda su dövüldü’ derken, çoğunluğu ‘iyi bir zirve oldu, en azından siyasetçiler dünyanın fazla zamanının kalmadığını anladılar’ şeklinde düşüncelerini belirttiler.
Dünya medyası da daha çok liderlerin katıldığı oturumlara ilgi gösterdi, bilim insanları kürsüde konuşurken uyuklayan lider fotoları medyada yer aldı.

İklim Zirvesi’nin şiarı ‘çok alametler belirdi, kıyamet yakındır’ oldu desek yeridir. Dünya atmosferindeki ısınmanın birazcık düşürülmesi bile insanlık tarihi için başarı olacak. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz, çünkü dünyanın uygar ülkelerinde bu işin ciddi gözlemcileri olacak artık. Devletler, şirketler halka hesap verecek.
Darısı ülkemizin başına…
Şimdi zirvenin altını çizdiği önemli bir konuya geçelim.

ORMAN VE VERİMLİ ARAZİLER YOK OLUYOR

Hava sıcaklığındaki olağanüstü değişim insan kaynaklı… Çok nedeni var da en önemlileri olan iki maddenin altı bu zirvede üstüne bastıra bastıra çizildi.
Şöyle deniyor zirvenin sonuç bildirisinde; “ İklim Zirvesi ile bir dizi ülke 2030 yılına kadar orman kaybını ve arazi bozulmasını durdurmak için birlikte çalışma taahhüdünde bulundular.”
Orman kaybı ve arazi bozulması… Doğru teşhis, tam isabet… Ancak farklı uygulamalarının farklı yorumlarla hayata geçirildiği bir dönem yaşayacak bu dünya. Söz konusu taahhüde imza koyan ülkeler arasında Türkiye de var. Ancak bizim durumumuz vukuatlı.
Zirve öncesi yapılan sanal hazırlık toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan Millet Bahçeleri üzerinde durdu. O toplantıya katılan liderler ‘bahçelerden orman çıkmaz’ diye düşünmüş olacaklar ki sonunda Paris Anlaşmasını imzaladık.
Kentlerdeki yeşil alanların yaygınlaşmasına kim katkına bulunuyorsa sağ olsun, var olsun ama orman farklı bir hayata alanı.
Ülkemizin son 20 yılda orman, mera ve tarım alanı kaybı çok arttı. Türkiye 30 yılda 40 milyon dekar tarım alanını kaybetti. Uzmanlara göre, her gün bir futbol sahası alan yok olup gidiyor. Orman alanlarında maden aramalarına, taş ocaklarına, santral yapımlarına izin veriliyor. Sahiller, ‘kalkınma’ adı altında dev turizm işletmelerine açılıyor. Betonun yeşili yuttuğu bir tarihsel süreci yaşadık, yaşıyoruz. Köylerin mahalle olduğu bir sistemi, seçim hesapları için dayattıklarında, Türkiye tarım trenin kaçırmıştı; çoğunluk farkına varamadı. AKP iktidarının gözlerini kupon arazi ve beton bürümüş. Hazine arazileri, yangından mal kaçırırcasına yandaşlara satılıyor.
Şimdi geliyor gelmekte olan! Kanal İstanbul…
Kanal İstanbul, Trakya bölgemizin şeklini değiştirecek, bir coğrafya alt üst olacak.
Buradaki arazi bozulmasını ve kaybını anlatmak için yazıyı sayılara boğmaya gerek yok. Şunu yazalım; kanal yapımıyla bölgenin iklimi, iki denizin su sıcaklığı ve akıntıları bile değişecek.
Trakya’da artık tarımı unutacağız. Peki; bu projede ortaya çıkan, arazi bozulmasını, orman kayıplarını, su kaynaklarının yok olmasını nasıl anlatacağız? Ormansızlaştırmaya ve arazi bozulmasına engel olduğumuzu nasıl ispatlayacağız?
Dünya tarihine en büyük arazi bozulması kaydıyla geçecek Kanal İstanbul, bundan böyle yapılacak iklim ve çevre zirvelerinin başlıca konusu olacak herhalde.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi