YANGIN VE HEYELAN SEZONUNA GİRDİK!

Medyamız için orman yangınlarının bildik manşeti “ ciğerlerimiz yandı” sözüdür. Geçen yıl; ciğerlerimiz azgın dere ve nehirlerin suyuyla da dolmuştu. Bir yanda yangınlar, bir yanda yatağına sığmayıp taşan dereler… Doğanın insanlarımıza sert bir intikam tokadı mı? Yoksa “aklınızı başınıza alın” hatırlatması mı?
Ege ve Akdeniz Bölgelerinde seri orman yangınlarıyla 250 bin futbol sahası büyüklüğünde bir orman alanı yok olup gitti. Büyükçe bir il merkezi kadar alan yok oldu anlayacağınız. Kastamonu ve Sinop’ta taşan dereler evleri yıktı. Ormanı kesip dere kenarına tomruk olarak istifleyen zihniyet, doğa karşısında çok ağır bir yenilgi aldı.
Yüzden fazla insanımız füzeye dönüşen tomruklar ve sel suları yüzünden öldü. Bazı kayıplara hala ulaşılamadı. Karadeniz onlara mezar oldu.

BİR TATBİKATIN DERS NOTLARI
Artık Türkiye daha büyük risk altında. Geçen yılı arayacak hale gelebiliriz. Bunu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Trabzon’da bu ayın başında düzenlenen bir tatbikatta söylediklerinden çıkarıyorum.
İçişleri Bakanı şöyle diyor; “Küresel bir araştırmaya göre, Türkiye’nin doğal afetlere maruz kalma riski ölçüldü. Bu risk Türkiye için 11, 81’den 12,57 ye yükseldi. Bizim doğal afetlerle karşı karşıya kalma riskimiz ülke olarak yükselmiştir.”
Bakanın verdiği bilgiye göre, doğal afetlerle başa çıkma oranımız da azalıyor. Yani afet sonrası planlamada sınıfta kalıyoruz. Soylu şöyle diyor; “Bizim güvenlik açığımız da 45.57’den 40.65’e düştü. Biz orta seviyeden düşük seviyeye güvenlik açığı açısından düşmüş olduk.”
Soylu’nun katıldığı Trabzon’da olası dere taşkını dolayıyla yapılan tatbikatın görüntülerine baktım. Tatbikat bir derenin kenarındaydı, dere kenarları da İstanbul’un ünlü Bağdat Caddesi gibi apartmanlarla doluydu. Tıpkı geçen yıl büyük afeti yaşayan Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi gibi.
Deprem ve diğer afetler için yapılan tatbikatların önemini inkar etmek en büyük aptallık olur.
Bu işlerde dünya birincisi Japonya’ya bakmak yeterli. “Bir Japon ile felaket yaşayıp da hayatta kalırsanız, sizi mutlaka felaket bölgesinden çıkarır veya ilk müdahaleyi yapar.” Bu sözü boşuna söylememişler… Tatbikatlar yediden yetmişe Japonların hayatında bir yer edinmiş…

EN ZOR OLANI ORMAN YANGINI TATBİKATLARI
Orman yangınlarına gelince; Türkiye bu yıl daha hazır gibi. Uçak filosu güçlendirildi. Hatta geçen yıl tartışılan Türk Hava Kurumu uçaklarından da yararlanılacağı söyleniyor. Ekiplerin sayısı arttı. Orman Genel Müdürlüğü “sertifikalı orman gönüllüsü” programı da başlattı. Gönüllüler eğitildikten sonra yangınlara görev alacaklar.
Uzmanından dinledim; yangın tatbikatları tatbikatların en zoru… Sadece eleman ve araç planlama için tatbikat yapılabiliyor. Maazallah; tatbikat diye bir yeri yakarsanız ani çıkan bir rüzgarda ormanı kaybedebilirsiniz.
Orman yangınına ilk müdahale başarıyı getiriyor. İpin ucu baştan kaçmışsa ekipler bir sınır çizip yangının sönmesini bekliyor. Dünyada küresel ısınma yüzünden ormanlar durduk yerde yanıyor. Amazon, Kaliforniya ve Avustralya ormanlarının başına gelenler böyle.
Bizde ise orman yangınlarının yüzde 90’dan fazlası insan hatasından çıkıyor. Ormanda yakılan ateş, yol kenarına atılan bir cam şişe, sigara izmariti, daha pek çok insan hatası yangın nedeni. Tabii bilerek ve kasten yakanları da unutmayalım.
“Yangınlar olmasın” diyorsak ormanla insanımız arasına bir set çekilmesi lazım. “Ormana insan girişi yasaktır” levhası en güzeli… Başka çare yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi