Dünyayı şekillendiren güç: Petrol

                Geçtiğimiz haftanın gündeme yansıyan haberlerinden biri okyanus ötesinden geliyordu. Anketlerde oy oranı %50’nin altına düştüğü söylentileri yayılan ABD Başkanı Joe Biden benzinin galon fiyatının 5 doların üzerine çıkmasının ardından iyice köşeye sıkışmış görünüyor. Bunun için başkanın strateji değiştirdiği, yükselen petrol fiyatları için Rusya-Ukrayna savaşını suçlamayı bıraktığı ve yerel üreticilere bakışlarını çevirdiği ifade ediliyordu. Aralarında ExxonMobil, Chevron, BP ve Shell gibi şirketlerin bulunduğu yedi üreticiye mektup yazan Biden'ın mektubunda, "‘Amerikan halkının ve ailelerinin yaşadığı yoğun mali sıkıntının başlıca sorumlusunun (Rusya Cumhurbaşkanı) Vladimir Putin olduğuna şüphe yok’ deniyor. Mektupta, ‘Ancak benzin fiyatlarını galon başına 1,70 dolardan fazla arttıran bir savaşın ortasında, tarihsel olarak yüksek rafineri kâr marjları bu sıkıntıyı daha da kötüleştiriyor’ ifadesi yer alıyor.”*

                Hem üretimde kısıtlamaya giden hem de ellerinde binlerce yeni kuyu açma lisansı olmasına rağmen üretimi artırmayıp daha yüksek kâr elde eden şirketleren biri olan ExxonMobil için bir konuşmasında Biden ExxonMobil bu yıl Tanrı'dan daha fazla para kazandı" diyerek tepkisini dile getiriyordu. EuroNews’deki bir başka haberde ise Suudi Arabistan milli petrol şirketi Saudi Aramco'nun yılın ilk çeyreğinde net karı, yüksek petrol fiyatlarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82 arttığı; böylece değeri 2,42 trilyon dolara yükselen Saudi Aramco’nun, toplam değeri 2.37 trilyon olan Apple'ı ilk kez geride bırakarak dünyanın en değerli şirketi olduğu ifade ediliyordu.**

                Konuyu Project Syndicate sitesinde ele alan Mohamed A. El-Erien ise son zamanlarda Suudi Arabistan’ın en nüfuzlu üretici haline geldiğine dikkat çekiyor ve Biden’ın temmuz ayında bu ülkeye yapacağı ziyaretin önemini vurguluyordu. Alternatif enerji kaynakları gelişmediği sürece insanlık bir süre daha bu petro kralların hükmettiği dünyanın tebası olarak yaşamaya devam edecek görünüyor.

•••

                Oysa petrol, onbinlerce yıllık insanlık tarihinde çok eski zamanlarda beri bilinmesine rağmen sahneye oldukça geç çıkan bir aktör aslında. Ekonomik anlamda kullanılmaya başlanması ancak 19.yüzyılın ikinci yarısını bulsa da 20.yy’ın tamamen bu siyah güç tarafından şekillendirildiğini söylemek abartı kaçmayacaktır. İlk yirmi yılını çoktan tükettiğimiz bu yüzyılda da hâlâ en stratejik güç olarak tahtını koruyor.

                Gündelik yaşantımızda artık bağımlısı olduğumuz “enerji”nin çok büyük kısmını karşılayan petrol, latince kaya anlamına gelen "petra" ile yağ anlamına gelen "oleum" sözcüklerinden alır adını. İnsanoğlu petrolün varlığından çok uzun süredir haberdardır. Ancak kimi yerde kayalardan sızan, kimi yerlerde nehirlere karışan petrolün nasıl kullanacağı pek bilinmemektedir.

                Yakın tarihin bu enerji kaynağı tarafından nasıl şekillendirildiğini enfes bir eserle okuyucuya sunan Daniel Yergin kitabında 18.yy’ın ikinci yarısına kadar enerji kaynağı özelliği henüz yeterince keşfedilemeyen petrolün pek çok hastalığın tedavisinde kullanıldığını anlatır: “Bu hastalıklar arasında baş ağrısı, diş ağrısı, sağırlık, mide bozuklukları, bağırsak kurtları ve dropsi hastalığı sayılabilir. Kayayağı (petrol) ayrıca at ve katırların sırtında oluşan yaraların tedavisinde de kullanılıyordu.”(Petrol, Daniel Yergin, İş Bankası Yayınları)

•••

                1850’lerle beraber düşünce dünyasında “Aydınlanma” yaşayan batılı ülkeler gecenin karanlığına karşı da artık eli kolu bağlı kalmak istemiyor, geceyi aydınlatacak farklı alternatif yöntemler deniyordu. Bunlar balina yağı, neft yağı ya da kömürden elde edilen havagazı idi. Ancak hepsinin de bir veya birkaç açıdan olumsuzluğu görülüyordu. Petrol ise diğerlerine göre aydınlatmada çok daha avantajlı bir güçtü.

                Petrolün tarihi gelişiminden bahsederken John D. Rockefeller ve onun kurduğu Standart Oil şirketini de anmamak olmaz. Rockefeller ailesi tek başına, petrol endüstrisinin şekillendiren kişilerin başında gelmektedir. Standart Oil zamanla büyüyecek ancak ABD petrol piyasasının %90’ından fazlasına sahip olduğu için 15 Mayıs 1911'de Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi tarafından antitröst yasasını ihlal edip tekel oluşturduğu gerekçesiyle 34 parçaya bölünecek, böylece Exxon, Mobil, Amoco, Sohio, Chevron gibi küçük petrol şirketleri ortaya çıkacaktı.

                Petrolün dünyaya şekil veren süper güç haline gelmesinde İngiliz devlet adamı Winston Churchill’in ayrı bir yeri vardır. Churchill’in ekonomi bakanlığının ardından donanma bakanlığına getirilmesi kafasındaki projeyi gerçekleştirmek için ona fırsat sunuyordu. 20.yüzyılın başında yıldızı parlayan Almanya’nın güçlü bir donanma elde etmek için başlattığı hamleler Churchill’i endişelendiriyordu. Elde ettiği veriler İngiliz Donanması’nı kömürden petrole geçirirse sürat ve hareket serbestisi gibi belirgin avantajlar elde edebilecekti. Zira kömüre bağımlılık ve depolama zorluğu gemilerin kıyıdan çok fazla uzaklaşamamasındaki en temel sebepti.

                Churchill’in bu öngörüsü beklediği faydayı sağlarken petrol de dünyayı değiştirecek bir güç haline getiriyordu. Son bir yüzyılda petrolün sebep olduğu ölümlerin, katliamların sayısı kim bilir belki de o sahneye çıkana kadarkilerden çok daha fazladır.

•••

                Petrol aynı zamanda petrodolar üzerinden finans dünyasının şekillenmesine ve neoliberalizmin güç kazanmasına da neden olmuştur. David Harvey’e göre OPEC'in 1973 petrol ambargosuyla yükselen petrol fiyatı Suudi  Arabistan, Kuveyt ve Abu Dabi gibi ülkelere muazzam bir finans gücü vermiştir. Harvey İngiliz istihbarat raporlarına göre başta ABD’nin bu ülkeleri işgal etmeyi düşündüğünü ancak daha sonra bu finansal kaynağın kendi yatırım bankaları üzerinden sisteme girişini şart koştuğunu, böylece paradan para kazanmanın da artı getirisi ile bu petrodolarların “fonlara aç ve borç almaya epey hevesli” gelişmekte olan ülkelere akmaya başladığını ifade eder.(Neoliberalizmin Kısa Tarihi, David Harvey, Sel Yayıncılık)

•••

                Bugün dünya bir kez daha petrol fiyatlarındaki yükseliş ve dalgalanma ile bu fosil yakıta ne denli bağımlı olduğunu bir kez daha fark etmiş olmalı. Ancak aradan geçen yaklaşık bir buçuk asra rağmen henüz hiç bir güç petrolün yerini alabilmiş değil.

                Petrol insanlık tarihini geceleri aydınlatmaya başladığı zamanlardan itibaren değiştiriyor. Simsiyah geceler, karanlık caddeler onunla aydınlatılmaya başlandı. Ancak o günden sonra insan gecenin karanlığında bir şule gibi parlayan yıldızların ışıltısından ve ihtişamından mahrum kaldıkça büyüyen egosuyla beraber daha fazla güç ve konfor için savaşmaya ve savaştıkça da hem kendisini hem dünyayı tüketmeye başlamış oldu.

*

**

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kerem Gürel Arşivi