Keşke bu rüyadan uyanmasaydım

Cumhurbaşkanı yeni yılın ilk toplantısını ülkenin tüm milletvekilleriyle yapıyor. Açış konuşmasının ardından kürsüye gelen Can Atalay, salonun ağır ve tarihten süzülen sessizliğini saygıyla selamlıyor. “Bu davet, farklılıklarımızı değil, aynı toprağın çocukları olduğumuzu büyüten bir çağrı olsun.” Külliyenin kubbelerine doğru yükselen bu sözler, yılların yorgunluğunu taşıyan milletvekillerinin omuzlarından hafif bir yük alıyor. Çünkü her sözcük, uzun zamandır ertelenen barışa doğru küçük kararlı bir adım niteliğindedir.

Ardından ülkenin sorunlarını sıralarken sesine ne öfkeye yaslandı ne suçlama; aksine, herkesin payına düşen sorumluluğu anımsatan sakin bir aydınlık taşıdı. Yoksulluğun gölgesinde büyüyen çocuklardan, adaletin bazen geciken nabzından, emekçilerin alın terine sinen belirsizlikten, kadınların ve gençlerin hak arayışındaki ısrarlı yürüyüşlerinden söz etti. “Birbirimizi duymadıkça,” dedi, “hiçbirimiz tam anlamıyla var olamayız.”

Cumhurbaşkanı açış konuşmasının ardından salonu yumuşak bir hava kapladı; ülkenin dört bir yanından gelen belediye başkanları, kentlerinin yükünü ve umutlarını temsil eden birer sesti. “Bugün şehirlerin nabzını sizden dinlemek istiyoruz,” diyen Cumhurbaşkanının ardından ilk söz, en kalabalık kentin; çelişkileri, tarihi ve direnciyle her daim ülkenin aynası olan İstanbul’un Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verildi. İmamoğlu kürsüye doğru yürürken, şehrin üstünden eksik olmayan martıların sesi sanki onunla birlikte salona giriyor; karmaşası kadar zarafeti de olan bir kentin ruhu ağır ağır söz olmaya hazırlanıyordu.

Ekrem İmamoğlu teşekkür ederek söze başladı; teşekkürünün içinde hem devletin ortak aklına duyulan gereksinim hem de kentlerin kaderini birlikte dokuma arzusu gizliydi. İstanbul’un deprem endişesinden, yoksulluğun yeni yüzlerinden, gençlerin umut arayışından ve şehrin nefes almak için istediği yeşil alanlardan söz ederken, dili bir uyarıdan çok bir davet gibiydi.

Cumhurbaşkanı bu kez Çankaya Köşkü’nün tarih kokan salonunda sanatçılara seslenirken, sözlerinde hem bir mirasın çizgisi hem de geleceğe uzanan bir çağrı vardı. Atatürk’ün bir zamanlar burada kurduğu düşünce masalarını anımsatarak, “Sanat yalnızca estetik değildir; bir toplumun cesaretidir, vicdanıdır, geleceğe yazdığı mektubudur,” dedi. “Ankara, yalnızca bir yönetim başkenti değil; sanatın, düşüncenin ve özgür yaratıcılığın da başkenti olmalı.” Bu cümle, herkesin içine, eski bir hatıranın yeniden doğan sıcaklığı gibi yerleşti.

İlk söz üstat Rutkay Aziz’e verildi. Aziz, tiyatronun yalnız sahnede değil, toplumun vicdanında da oynandığını söyleyerek; sanatın karanlığa karşı bir diriliş, bir aydınlık kapısı olduğunu vurguladı. Ardından Fazıl Say, piyanosunun başında dile getirdiği her notayı sözcükleriyle kuruyor, sanatın evrensel dilini, ülkelerin diplomasi dillerinden bile daha güçlü bir köprü olarak anlatıyordu. Son olarak Türkan Şoray söz aldı; zarafetiyle sinemanın bir anı defteri olduğunu, her filmin bu ülkenin duygusunu,yasını, sevincini geleceğe taşıdığını anlattı. Salon, üç sanatçının üç ayrı tondaki sesiyle, aynı gerçeği aktardı. Sanat bir lüks değil, bir ülkenin nefes alma biçimidir. Çankaya’nın ışıkları bu sözleri duvara değil, geleceğe yansıtan bir tevazu ile yanıyordu.

O gece Çankaya’nın pencerelerinden dışarı süzülen ışık, sanki başkentin karanlığına değil, ülkenin yorgun kalbine vuruyordu. Sanatçıların sesi, düşüncenin masaya bıraktığı sıcaklık, birbirine değen umutların ince titreyişiydi.

Tam o anda başucundaki alarm çalmaya başladı. Gözlerini açtığında salonun ışıkları yoktu; yalnızca odasının soluk sabahı vardı. “Meğer hepsi bir rüyaymış,” dedi kendi kendine, “keşke bu rüyadan uyanmasaydım.” Çünkü o rüyada ne son dakika haberlerinin karanlık dili ne soruşturmaların gölgesi ne gözaltların soğukluğu ne savaşın çığlığı ne mutsuzluğun ağır nefesi…

Sadece insan kalmanın umudu vardı…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yaşar Seyman Arşivi

Kadınlar geleceği taşıyor

04 Ocak 2026 Pazar 07:00

Yeni yıl değil, yeni bir bakış

28 Aralık 2025 Pazar 07:00

Asgari Ücret: Bir Sayıdan Fazlası

21 Aralık 2025 Pazar 07:00

Hakan Tosun'a ne oldu?

19 Ekim 2025 Pazar 07:00

Bir Kent, Bir Kadın

28 Eylül 2025 Pazar 07:00

Yılların Ötesinde Büyüyen Düş

20 Eylül 2025 Cumartesi 22:24