Türk tarımında devrim yılları

Bu yılların yakın dönemde olduğunu sananlar çok yanılırlar… Et başta olmak üzere önemli gıda ürünlerini ithal eder duruma düşen Türkiye, bir zamanlar dünyanın parmakla gösterdiği bir tarım ülkesiydi. Çorak topraklar hayat buluyor, kurulan devlet üretme çiftlikleri ve tohum geliştirme merkezleriyle tarımda devrim gerçekleştiriliyordu. Adeta yoktan var ediliyordu, çünkü köylü tarım teknolojisinin çok uzağındaydı ama öncüler vardı, bu bir öncünün öyküsüdür.

Burada kuru tarımdan bahsedeceğiz. Kuru tarım; kurak veya yarı kurak bölgelerde sulama yapılmadan, tamamen doğal yağışlara dayalı olarak yapılan tarım türü. Kuru tarımın ilk geliştirildiği alanlar da Eskişehir’in kıraç toprakları… Her gün bardak bardak içtiğimiz çayın tarımı için nasıl Doğu Karadeniz Bölgesi biçilmiş kaftan ise buğday başta olmak üzere; tahıl üretimi için de İç Anadolu Bölgesi öyleydi.

Çay için Zinhi Derin, buğday için Ali Numan Kıraç görev başındaydı.

Ali Numan Kıraç, 1931-1942 yılları arasında Eskişehir Karacaşehir eteklerinde kurulan Kuru Tarım Deneme İstasyonu Müdürlüğünü yürüttü. Sulama olmaksızın, kurak ve yarı kurak topraklarda buğday rekoltesini artıran teknikler geliştirdi.

Bugün pek çok ülkeye model olarak sunulan, buğday üretiminde toprak işleme ve ot kontrolünü temel alan “kuru tarım sistemi” uluslararası kuruluşlarca “Türk mucizesi” olarak kayda geçti.

Ali Numan Kıraç (1897-1954), Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk tarafından ABD’ye eğitim için gönderilen Türkiye’nin öncü ziraat mühendislerinden ve bilim insanlarından biriydi. İş insanları Can Kıraç ve İnan Kıraç’ın babası olan Ali Numan beye, Eskişehir'deki kıraç topraklarda yürüttüğü başarılı çalışmasından dolayı Atatürk tarafından "Kıraç" soyadı verilmişti.

tarla-detay

BİR SESSİZ KAHRAMAN

Türk Tarım Orman Dergisi’nden derlediğim bilgilere göre; Kıraç, 1897 yılında Bursa'da doğdu. 1914’te Abdülhamit’in kurduğu Bursa Ziraat Mektebini bitirdi. Bir süre çiftçi eğitiminde görev aldı, Kurtuluş Savaşı yıllarında ordunun gıda ihtiyacının sağlanmasında görevlendirilen ekipteydi.

1926’ya kadar Amasya’da kalan Ali Numan Bey, Ankara Ziraat Mektebi’ne öğretmen olarak atandı ve aynı dönemde Gazi Çiftliği’nde ziraat uzmanlığı görevini üstlendi. 1927 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile tanıştı ve başarılı çalışmaları takdirle izlendi. İlk çocuklarına Can ismi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildi.

1927’de ziraat konusundaki eğitimini ilerletmek üzere Atatürk tarafından Amerika’ya gönderildi, Kansas ve Nevraska Üniversitelerine devam etti, 1931 yılında mezun oldu. Amerika’da eğitim almış ilk ziraat mühendisi olarak Türkiye’ye döndü. Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü görevini yürüttü ve Tarım Bakanlığı Müsteşarı oldu.

Ancak Eskişehir Halkevi Başkanlığı yapması ve 1946 seçimlerinde CHP milletvekili adayı olması nedeniyle Demokrat Parti iktidarı tarafından erken yaşta emekli edildi. 1954 yılında geçirdiği ağır bir mide kanaması sonunda 56 yaşında vefat etti.

Kıraç’ın ölümünün ardından gazeteci Ahmet Emin Yalman şöyle yazıyordu; “Akıncı diye zihnimde yaşattığım bir tip insan var. Türkiye’de modern ziraat telâkkisinin uyanmasında oynadığı canlı role, bu topraklara bağlılığına, dinamik ve sevimli şahsiyetine bakarak, Numan Kıraç’tan akıncıların akıncısı diye bahsetmekte tereddüt etmem.”

Ölümünden 44 yıl sonra 1998 yılında; Cumhuriyet dönemi Türkiye tarımına ve ziraat mühendisliği mesleğine yaptığı üstün hizmet ve katkılardan dolayı Ziraat Mühendisleri Odası tarafından gıyabında “Onur Plaketi” verildi.

Türk devrimi sayıları pek fazla olmayan Kemalist kadronun ustalıkla ördüğü bir kalkınma modeliydi.Atatürk öncülüğündeki devrimciler; İçtiğimiz çayı, yediğimiz ekmeği bile düşünmüştü. Sonradan başına gelmeyen kalmadı bu modelin. Ancak bu kadrolar öyle bir sağlam temel atmış ki; vuruyorlar, vuruyorlar… YIKILMIYOR…

ataturkun-ziraat-muhendisi

ATATÜRK’ÜN ZİRAAT MÜHENDİSİ

Türkiye’nin ilk ziraat mühendislerinden Ali Numan Kıraç’ın otobiyografisi gazeteci Hulusi Turgut tarafından kaleme alındı. Biyografi, Kıraç’ın Bursa’da başlayan Eskişehir, Amerika ve Ankara’da devam eden ilginç öyküsünü anlatırken, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına, zorluklar içinde yükselen modern tarım girişimlerine, dönemin siyasi ve ekonomik şartları içinden bakıyor.

Başarılı çalışmaları ve yapıcı fikirleriyle Atatürk’ün de dikkatini çeken genç ziraatçi Amerika Birleşik Devletleri’ne modern tarım yöntemleri özellikle de “kuru tarım” eğitimi için gönderildi. Uzmanlık gerektiren bu alanda öğrenim görecekti. Kansas Eyalet Koleji ve Nebraska Üniversitesi’nde okudu, üç yıl içinde iki diploma aldı.

En önemli amaç kuru topraklara hayat vermekti. Dönüşünde Eskişehir’de göreve başladı.

Ali Numan Kıraç’ın kuru tarım alanında yaptığı çalışmalar dünyaya örnek oldu ve “Türk mucizesi” olarak anılmaya başladı.

Ali Numan Bey, döneminde sadece yönetici yanıyla değil, yazar ve konuşmacı olarak da tanınıyor; bir yandan halkevlerinde konferanslar verirken, bir yandan da ziraat kongre ve toplantılarına katılıp ABD’den ülkemize getirdiği tarımda kuru tarım metotlarını anlatıyordu. Çok yönlü bir insandı, memleketine hizmet her şeyden önemliydi onun için. 1946 yılında CHP’den milletvekili adayı olarak seçimlere girdi ama kazanamadı. Mesleğine geri döndü. Devlet üretme çiftliklerini kurdu. Mesleğinin zirvesindeyken bazı siyasi oyunlar sonucu emekli olmak zorunda kaldı. İstanbul’a taşındı. Toprağı bırakmadı Yalova’daki bir arazide tarımla meşgul oldu.

KURU TARIM NEDİR?

Tarımın sanayileşmesi, daha önce hiç olmadığı kadar büyük miktarlarda ürün üretimine yol açtı. Ancak bu su kullanımının artması demekti. Dünya su kullanımının yüzde 70'inden tarım sorumlu ve su kıtlaştıkça, kuru tarım çiftçiler için giderek daha popüler bir seçenek haline geliyor. Aslında Ali Numan Kıraç, küresel iklim krizini neredeyse 100 yıl önce hissetmişti denilebilir.

İşte kuru tarım, düşük yağış alan bölgelerde sulama yapılmadan ürün yetiştirme yöntemidir. Bu tarım türü, toprakta doğal olarak tutulan neme ve ürünlerin büyümesi için yeterli suyu almasını sağlayan özel tarım tekniklerine dayanır. Kurak tarım yapanlar, derin toprak işleme, uygun ürün seçimi ve bitkiler arası mesafeyi yeterli düzeyde tutarak sulama olmadan ürünün büyümesi ve hayatta kalması için en uygun ortamı yaratabilirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi