17 Ekim 2026 Cumartesi Abone Ol Gazete İndir

Yılmaz Erdoğan’dan vazgeçmişken Organize İşler’e yeniden bakmak

Kendisini tam kafamda ve duygumda oturttum derken aralarda açıklamalar yapıyor ve o anda vazgeçiyorum ona dair biriktirdiğim her şeyden. Çünkü yollarda onu kafasında bir yere oturtanlara dair, yani en azından benim için öyle, hatalar yapıyor. İşte o anda bütün analiz yeteneğimle sinemasına, şiirine, duygusuna dair ne varsa hemen kendisinden vazgeçip, kendi kendime onu cezalandırıyorum. Sanki onun da çok umurunda.

Ama o Yılmaz Erdoğan buraya kolay gelmedi diyorum. O yüzden bu kadar çok eleştirim belki de ona rağmen ardından kalemini sevmeye devam edişim de…

“Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan… Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...” Bu şiir uzun süre bana eşlik etti aslında, herkes gibi. Sonra “Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak” şiirine geçtim. Öyle ki saatlerce bu şiirin duygusunda kaldığımı biliyorum. Size anlamsız gelebilir ama kabul etmiyorum şiiri anlamsız bulanları. Tekrar okuyun, bu şiirin anlamsız gelme ihtimali yok bir insana diye düşünüyorum.

Ardından, şiir gibi konuşan dizideki (İnci Taneleri) diyaloglarını saymazsak, Yılmaz Erdoğan’ın eski şiirleri çok güçlü; belki eski kendisi de daha etkileyici. Zamanla değişen hali bize uymamış ve yol ayrımı yaşamış olabiliriz. Ama sinemasındaki mizah ve duygusallığı aynı potada eritme duygusu hâlâ güçlü. Kendisi eski halini özletse de geride bıraktığı her şey çok bende.

Yılmaz Erdoğan’dan vazgeçmişken Organize İşler’e yeniden bakmak - Resim : 1

Mesela ben hâlâ Bir Demet Tiyatro izliyorum; oradaki mizah ve duyguyu aynı anda hissettirme biçimini çok az şeyde bulabiliyorum. Bu kadar kuvvetli gündem analizi, duygusu, karakterlerin kendine özgü olmasıyla ‘Bir Demet Tiyatro’ o kadar özel ve farklı ki! Ve hâlâ o kadar güncel ki!

Dediğim gibi kendisinden, yani Yılmaz Erdoğan’dan çoktan vazgeçmiştim. O da artık geldiği bu konum ve kafayla üretemez dediğim noktaydı. Hatta “Keşke otlu peynir kokusunda kalsa” geyikleri yapmıştık arkadaşlarla, o derece artık yoktu. Dolayısıyla önyargıyla gittim Netflix’in Organize İşler: Karun Hazinesi dizisi lansmanına. Çünkü elimizde bir veri daha vardı: Sinemaya dair çıkışıyla sinemayı coşturan ama yok edenlerden de biri kendisiydi ve talihsiz açıklamalar yaptı yine. Talihsiz açıklamaların ve hikâyelerin içinde kaldı. Dolayısıyla elimde onu savunacak hiçbir veri yoktu ki, bırakmadı ki! Ama aklımda ve duygumda şiirleri, sineması ve ‘Bir Demet Tiyatro’ vardı.

Yılmaz Erdoğan’dan vazgeçmişken Organize İşler’e yeniden bakmak - Resim : 2

‘Organize İşler’ film serisi nasıl dizi olabilir, bunun da suyunu çıkartmak olmaz mı duygularını yaşarken Netflix davetiyle sekiz bölümlük dizinin ilk iki bölümünü izledik lansman gecesinde. Ama o iki bölüm bile öyle ilaç gibi geldi ki “Yılmaz Erdoğan döktürmüş” dedirtti. Sevdiğim kalemle yeniden karşılaşmış oldum. İlk iki bölümde hiç boş yoktu, topu hiç taça çıkartmadı ve o sevdiğim kalemi öyle bir işlemiş ki çok eğlendim, çok güldüm. Hatta ara ara ‘Bir Demet Tiyatro’ duygusuna gittim. Daha ne olsun! Dizinin devamını bilmiyorum ama bildiğim o tanıdık, bildik, sevdiğimiz Yılmaz Erdoğan bu diziyle sanki eski günlerinin damarını yeniden yakalamış. Üstelik dizi versiyonuna Demet Akbağ’ı katmasıyla hikâye çok daha anlam bulmuş ve ortaya seyirlik bir dizi çıkmış. Demet Akbağ’ın varlığı zaten başlı başına özel. Yılmaz Erdoğan ile Demet Akbağ yan yana geldiğinde ‘Bir Demet Tiyatro’dan hafızamıza yerleşen o mizah duygusu kendiliğinden yeniden kuruluyor. Nefise karakterinde Demet Akbağ’ı izlemek de bu yüzden ayrıca keyifli. Onun oyunculuğunda, en absürt anı bile bir anda karakterin duygusuna bağlayan tanıdık bir ustalık var.

Kıvanç Tatlıtuğ ise Sarı Saruhan karakteriyle Organize İşler dünyasına başka bir enerji katıyor. Yılmaz Erdoğan’ın kurduğu o hareketli, absürt dünyanın içine Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğuyla gelen sertlik, karizma ve mizah duygusu hikâyeyi zenginleştiriyor. Sarı Saruhan’ın dünyaya bakışı ile Asım Noyan’ın bildiğimiz düzenbazlığı yan yana geldiğinde hikâyenin çatışması da seyir zevki de yükseliyor. Kıvanç Tatlıtuğ’u komedi dilinde izlemek ve gülmek çok acayip geliyor. Ters köşe oluyor ve bambaşka biri olarak karşımızda duruyor.

Bir de diziye eklenen Sermet Yeşil… Onu izlemek ise benim için bambaşka bir gurur. Felemez karakterinde onu izlemek ve böyle geniş bir kadronun içinde yer aldığını görmek ayrıca mutlu etti beni.

‘Organize İşler’ ilk filmden bu yana 21 yıl, ikinci film ‘Organize İşler: Sazan Sarmalı’ vizyona girdikten sonra ise 7 yılın ardından dizi versiyonu ‘Organize İşler: Karun Hazinesi’ olarak sekiz bölüm halinde karşımıza çıkıyor.

BKM’nin yapımcılığını üstlendiği, Türk sinemasının başarılı serisi ‘Organize İşler’, yepyeni bir macera ve ekran tarihinin dikkat çeken oyuncu kadrolarından biriyle dizi formatıyla yıllar sonra döndü. Senaryosunu serinin yaratıcısı Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı, yönetmen koltuğunda ise Şenol Sönmez’in oturduğu ‘Organize İşler: Karun Hazinesi’ 8 bölümünün tamamıyla bugün itibarıyla tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix’te yayında.

İstanbul yeraltı dünyasının nevi şahsına münhasır lideri Asım Noyan ve kendine has çetesi, bu kez sıradan bir araba hırsızlığı ya da “sazan sarmalı” tezgâhının çok ötesinde, tarihin en büyük soygunlarından birine soyunuyor. Ekip, yüzyıllardır kayıp olan gizemli bir haritanın izini sürerek efsanevi Karun Hazinesi’nin peşine düşüyor. Ancak bu paha biçilemez hazinenin peşinde sadece onlar yok. Adanalı yeraltı dünyasının sert ismi Sarı Saruhan ve tehlikeli yeni rakiplerin de oyuna dahil olmasıyla olaylar, İstanbul sokaklarından tarihî mekânlara uzanan, aksiyon dolu ve kahkaha garantili bir organize karmaşaya dönüşüyor.

Dizi kısaca, Karun Hazinesi’ni bulma amacıyla girdikleri yeni bir organize suç ve komedi macerasını konu alıyor. Oyuncu kadrosunda Yılmaz Erdoğan (Asım Noyan), Kıvanç Tatlıtuğ (Sarı Saruhan), Demet Akbağ (Nefise), Ezgi Mola (Lerzan Berrak), Uraz Kaygılaroğlu (Sado), Sermet Yeşil (Felemez), Bensu Soral Baş (Nazlı Noyan), Rıza Kocaoğlu (Arıza Rıza), Ersin Korkut (Ersin), Kubilay Aka, Menderes Samancılar (Meftun Baba), Şükran Ovalı, Görkem Sevindik, Ekin Türkmen, Tugay Mercan, Okan Çabalar, Atakan Çelik, Onur Akbay, Cihan Talay, Hayrettin Karaoğuz, Suzan Kardeş, Furkan Rıza Demirel ve Emrullah Çakay yer alıyor.

Ben ise yazıyı burada bırakıp İstanbul’un bugün kötü havasında evde dizinin kalan bölümlerini keyifle izlemeye niyetliyim. Çünkü eğlenmeye, kafayı dağıtmaya ve bu hikayenin içinde olmaya ihtiyacım var. Üstelik fonda İstanbul’da var.

Bazen bir sanatçıdan vazgeçmiyorsunuz aslında. Onunla aranıza mesafe giriyor. Sonra bir şiir, bir replik, bir sahne çıkıyor karşınıza. Ve bir bakıyorsunuz, yıllardır sizde duran o duygu hâlâ orada. Bir diziyle geri dönebiliyor. Ben bugün biraz da o duygunun peşinden gideceğim.

Bugün ‘Organize İşler: Karun Hazinesi’nin sekiz bölümünü izleyeceğim. Size de tavsiye ederim, iyi gelecek.

Bakalım bu kez kahramanlarımızı neler bekliyor, hikâye bizi nerelere savuracak? En önemlisi de, Yılmaz Erdoğan’ın kurduğu bu dünyanın içinde bu kez beni nasıl bir macera bekliyor?

Ben hazırım, başlayalım!