Mehmet Şandır
Aman dikkat!!! 'Tehdit yakın ve sıcaktır'
"Terörsüz Türkiye" amacıyla bir devlet projesi olarak başlatılan 'Süreç', bıçak sırtı bir güzergahta öngörülemez bir meçhule ilerliyor. TBMM’de hazırlanan rapor, farklılaşan anlamlar ve beklentiler oluşturdu...
Taraflar, sürekli el yükselterek pozisyon alıyorlar; niyetler farklı amaçlar farklı...
Süreci başlatan Sayın Bahçeli son grup konuşmasında durduğu yeri açıkladı:
"Türkiye Cumhuriyeti devleti; Başkent Ankara’dan yönetilen üniter devlet yapısına, Türk milleti gerçeği üzerine inşa edilen milli devlet yapısına dayanmaktadır.
Bu yapı Cumhuriyetimizin kurucu kahramanları ve kadroları tarafından çağın ve ötesinin dikkate alındığı mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir. Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde konulmuştur. Bundan geriye dönüş yoktur. Taviz, tavsama, tereddüt veya tenakuz söz konusu değildir.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır."
PKK ise fesih kongresi sonuç bildirisinde olayı şöyle tanımlamaktadır:
“Kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıkan ve Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK, Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözmek için Önder APO tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere devlet ve toplumla bütünleşmek için kendini feshetmektedir.”
Terörist başı Abdullah Öcalan ise, “Kürt olgusu tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dâhil edilmeli” diyor.
Yani Devlet, terörden arındırılmış bir Türkiye hedeflerken PKK, silahlı mücadele ile çözemediği 'Kürt Sorunu'nu demokratik siyaset yoluyla çözmek için bu işin içindedir ve 'süreci Abdullah Öcalan yönetmelidir' demektedir.
"Körler ve sağırlar diyaloğu" bir barış senfonisine dönüşür mü sizce...
Raporla, PKK'nın silahlarını tümüyle teslim ettiğini ve kendisini tüm unsurları ile feshettiğini güvenlik güçleri ve istihbarat teşkilatımız teyit ederse yeni bir hukuk kurmak ve yeni bir siyasi ve sosyal yapı oluşturmak zorunluluğu önümüze konuluyor; devlet bunu garanti ediyor.
KCK, YPG/SDG, PJAK, Avrupa Teşkilatı ve diğer yapılar kendini feshedecek mi?
Uyuşturucu ticareti duracak mı?
Bu hamur daha çok su götürür...
Süreç bir şekilde tamamlanmaz akim kalırsa oluşacak kaos ortamı ülkemizi müdahaleye açık hale getirecektir. Daha önce olduğu gibi...
Çok zor, netameli, tartışmalı ve çok hassas bir döneme giriyoruz.
Bu süreci yöneten 'Doktorların(!) ömrü yetecek mi' bilinmez...
Ortam enfekte olmaya açık; her an elektrikler kesilebilir; ufukta seçim var; ekip değişebilir.
Ya bir doğum olacak ya da ölüm gerçekleşecek...
Anlaşılan, 103 yıllık Cumhuriyete bir operasyon yapılacak, plan bu...
Graham Fuller'in "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" projesi hayata geçiriliyor.
Fuller'e göre 2008’in Türkiyesi, Değişimin Eşiğinde Bir Ülke; "Türkiye, Ulus devlet yapısından sıyrılmalı ve İslam dünyasında merkezi bir aktör adayı ve Orta Doğu siyasetinin bir parçası bir ülke olmalı bunun için de rejim değişikliğini ve anayasal dönüşümünü gerçekleştirmeli."
O zaman çok kızmıştık. Şimdi, rejim değişiyor ve yeni bir anayasal sözleşme yapılmaya çalışılıyor...
AKP yöneticilerinin ısrarla ifade ettikleri 'Türkiye ayaklarındaki prangalardan kurtuluyor', 'Cumhuriyet yüz yıllık bagajını sırtından atıyor' türü beyanlar çok sorunlu beklentiler oluşturuyor.
PKK yöneticilerinin sıkça kullandığı, barış, kardeşlik, demokratik entegrasyon, cumhuriyetle zihnen barışmak, Demokratik Cumhuriyet, özgür yurttaşlık gibi tanımlar sınırları belirlenmemiş açılımlar olarak ileride tartışma ve ayrışmaya sebep olacak gri alanlar açıyor.
Toplumun yaşayacağı yeni bir hayal kırıklığının bedeli ağır olacaktır.
Bence; Büyük Orta Doğu projesi devam ediyor; sondan bir öncesindeyiz. İran'dan sonra, Afganistan ve Pakistan'da hazırlık başladı, sonra... Sırada Türkiye var.
ABD ve İsrail'in İran'a yaptığı acımasız saldırı tehlikenin büyüklüğü hakkında bir fikir vermektedir.
Kürt soylu vatandaşlarımız üzerinden bir provokasyona muhatap olmayalım, iç cepheyi güçlendirelim derken son kullanım tarihini doldurmuş PKK'yı muhatap alıyoruz ve 50 bin insanımızı katletmekten ömür boyu hapse hükümlü terörist başı Apo'ya statü arıyoruz.
Stratejik yanlışlık mı yapıyoruz?
LÜTFEN DİKKAT!!!
'Tehdit yakın ve sıcaktır.'