Uğur Emek
Şehir hastaneleri düzenli ve sürekli biçimde yağmalanıyormuş
Lübnanlı Hariri ailesi Türk bankalarının parasıyla, Türk Telekom’da büyük bir vurgun yaptı ve şirketi Türkiye Varlık Fonunun kucağına bıraktı, sesinizi çıkarmadınız.
Özelleştirme ihalelerinde yağmalandınız, sesinizi çıkarmadınız.
2017 yılında kurların alıp başını gideceği anlaşıldığından, Hazine döviz alacaklarını Türk lirasına çevirdi ve borçluları korudu, sesinizi çıkarmadınız.
Kamu İhale Kanunu 200 kere değiştirildi ve yolsuzluğa altlık sağlandı, sesinizi çıkarmadınız.
EPDK, yıllar önce zor bela sonlandırılan çantacılık yağmacılığına yeniden döndü, sesinizi çıkarmadınız.
Gelen geçen kamu bankalarını tokatlarken, sesinizi çıkarmadınız.
AKP varlık barışı kisvesi altında 12 defa vergi affı çıkardı, siz sesinizi çıkarmadınız.
AKP 2026 bütçesinde muafiyet ve istisnalarla 3 trilyon 597 milyar TL'yi zenginlerden almaktan vazgeçti, sesinizi çıkarmadınız.
Reza Zarrab, Halkbank üzerinden yasa dışı altın ticareti yaptı ve Türkiye’nin başını türlü belaya soktu, sesinizi çıkarmadınız
AKP’li belediyeler imar yolsuzluğu yaptı, kamu mülklerini tarikatlara ve cemaatlere peşkeş çekti, sesinizi çıkarmadınız.
Yerin dibindeki madenlerde çalışan işçiler, iş kazası diye geçiştirilen rezaletlerde öldü sesinizi çıkarmadınız.
Bu madenlerde çalışan işçiler aylarca maaşlarını alamadılar ve bunun için hak mücadelesi verirken polisten dayak yediler, sesinizi çıkarmadınız.
Emekliler hak mücadelesi verirken bir emekli polisimiz intihar etti, sesinizi çıkarmadınız.
Aynı vuruşmada şehit ve gazi olan er gazilerimiz, subayların sosyal haklarının binde birine sahip oldukları için Ankara’da hak mücadelesi verirken polis baskınına uğradılar, sesinizi çıkarmadınız.
Atanamayan öğretmenler ve özel okullarda asgari ücretle çalışan öğretmenler hak mücadelesi verirken polisten dayak yediler, sesinizi çıkarmadınız.
Siz kimsiniz peki?
Yağmalanan kamu mallarını finanse edilen vergi mükellefisiniz.
Siz, hak mücadelesi verirken polisten dayak yiyen emekçilerle aynı ülkenin vatandaşısınız.
Başta TERA holding olmak üzere 7 fon yönetim şirketi siz kerizleri silkeledi, 15 gündür sesinizi çıkarmaya başladınız.
Verdiğiniz vergiler çarçur edilirken neden sustunuz, o paralar da sizin paranızdı.
Hak mücadelesi verirken dayak yiyen emekçiler sizlerin de dostu arkadaşıydı.
Korkarım, hak mücadelesi dayanışma ruhunuz kayboldu.
Bugün, vergilerinizle finanse ettiğiniz bir başka yağmayı anlatacağım.
Nasıl mı?
Gelin başlayalım.
ŞEHİR HASTANELERİ
Son günlerde annelerin kınalı kuzusu muamelesi çektiğiniz Ali Babacan ve Mehmet Şimşek’in Yüksek Planlama Kurulu üyesi olarak imza attıkları şehir hastanelerinde neler olduğuna gelin bir bakalım.
Öncelikle, hafızayı tazeleyelim.
Şehir hastanelerinde işletmeciler bir hastane yapmakta, bu hastanelerin tıbbi cihaz ve otelcilik altyapısını kurmaktadır.
Bunun karşılığında da Sağlık Bakanlığından kira geliri tahsil etmektedir.
Ayrıca, tıbbi ve tıbbi olmayan hizmetler sunmaktadırlar.
Tıbbi olanlar laboratuvar, görüntüleme, sterilizasyon ve dezenfeksiyon ve fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleridir.
Tıbbi olmayanlar ise temizlik ve atık yönetimi, güvenlik, yemek, çamaşırhane, otopark ve tesis yönetimi ve bakım onarım hizmetleridir.
Bakanlık, bu hizmetler için de ayrıca ödeme yapmaktadır.
Ödeme yapılmasına yapılıyor da, işletmeciler bu hizmetleri gerçekten sunuyorlar mı?
Gelin bir bakalım.
SAYIŞTAY
Sayıştay yakınlarda Sağlık Bakanlığı’nın denetim raporunu yayımladı.
Rapor Bakanlık raporu değil, adeta şehir hastaneleri raporu.
Raporda, şehir hastanelerinde yapılan usulsüzlükler anlatılıyor.
AKP iktidarı sadece foncuları korumuyor.
Şehir hastaneleri dahil usulsüzlük yapanları koruyor.
Yeter ki yandaşları olsun.
Şehir hastanelerinde 3 yıl işletme 25 yıl işletme süresi var.
İnşaatı 3 yılda bitiremezler ise gecikilen süre işletme süresinden düşer.
İnşaat süresi yer teslimiyle başlar.
İnşaat süresini başlatmamak için, yer teslimini resmi olarak yapmamışlar.
Sayıştay yıllardır diyor ki yer teslimi yapılmadan başlatılan inşaat süresini de sayın ve işletme süresinden gecikmeleri düşün.
Yok, düşmüyorlar ve sizin vergilerinizi mevzuata aykırı biçimde bu işletmecilere aktarıyorlar.
Sözleşmelerde, işletmecilerin yerine getirmesi gereken hizmetler tanımlanmaktadır.
Bu hizmetlerin bir kısmından Bakanlık vazgeçmiş, bir kısmını da işletmeciler keyfiyetten yapmamış.
Bakanlık eksik ve hatalı yapılan bu hizmetler için, yapılmış gibi ödeme yapmış.
Ayrıca şirketler bazı ekipmanları teslim etmemiş, ancak toplam sabit yatırım tutarında ve söz konusu işlerin etki ettiği diğer tıbbi ekipman destek hizmeti, bina ve arazi hizmetleri, olağanüstü bakım ve onarım hizmeti, ortak hizmetler yönetimi, mefruşat hizmetlerinde hizmet bedelleri tıkır tıkır ödenmiş.
İşletmeciler KDV’den istisna tutuldular.
Görevli Şirketlerin bu istisnadan faydalanması için kira tutarının veya süresinin bir kısmından vazgeçmesi gerekirken, Bakanlık gerekli görmemiş ve şirketler bu bedeli cebellezi etmişler.
Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeli ile işletilen bazı şehir hastanelerinde çamaşır, yemek, laboratuvar, görüntüleme ve sterilizasyon hizmetlerinin sunulduğu alanlara ait ısıtma ve soğutma giderlerinin, ihale şartnamesi uyarınca şirket yükümlülüğünde olmasına rağmen 18 hastaneden, 10’unda tahsil edilmemiş.
Ankara Etlik Şehir Hastanesi işinde, Bakanlık ve şirket teknolojik gelişmeler kalemi altında yapılmayan işler konusunda mutabakata varmış, bu mutabakata rağmen Bakanlık bu işler yapılmış gibi ödeme yapmış.
Şehir hastanelerinde ödemelere doyamıyorlar.
Bakanlık Sayıştay denetçilerine cevaben demiş ki “Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsü Projesinin ilk ihale dokümanı olması nedeniyle ilgili iş kalemleri için alt kırılım ve birim fiyat bulunmamaktadır. Bu sebeple kendilerinin hesapladığı iş azalışı tutarını 2020 yılının ortalarında yazılı olarak Şirkete sunmuşlar ve Şirket buna itiraz ettiği için işlem yapamamışlar.”
Bakanlık şehir hastanelerinde şartname hazırlamayı bilmiyormuş ve bu nedenle bariz hata yapmışlar ve şirketin insafına kalmışlar.
Bu açık itirafa rağmen, savcılar bu kamu görevlilerini ifade vermeye çağırmıyorlar.
Sizler hala sesinizi çıkarmıyorsunuz.
KÖİ modeli ile işletilen şehir hastanelerinde Görevli Şirketler tarafından işletilmek üzere ticari alanlar belirlenmektedir.
Bazı Görevli Şirketler uygulama projesinde belirtilen alanlardan daha fazla alanda ticari faaliyette bulunmasına ve İdare kullanımında olması gereken depoların projesinde öngörülmediği halde ticari depo olarak kullanılmasına rağmen, bu hususlara ilişkin kira bedelinden indirim yapılmamış.
Değerli vergi mükellefleri, ne kadar cömertsiniz.
Bakanlık cevabi olarak Sayıştay denetçilerine, bu konuda çalışıyoruz demiş.
Acele etmeyin, sırtınızı koltuklarınıza yaslayın ve derin bir nefes alın.
Devran döndüğünde, yargılanacaksınız.
KÖİ modeli ile işletilen bazı şehir hastanelerinde, Şirket tarafından tedarik edilmesi ve kurulması gereken tıbbi ekipmanda ve mefruşatta eksiklikler ve uygunsuzluklar bulunuyormuş.
Bakanlık bu ekipmanlar kusursuz biçimde teslim edilmiş gibi ödeme yapmaya devam ediyormuş.
Usulsüzlüğe bakar mısınız?
KÖİ modeli ile işletilen şehir hastanelerinde sterilizasyon döngü sürelerinde yöntem beyanı belirlemelerine göre önemli düzeyde gecikmelerin meydana geldiği ve bunların çoğunluğunun yardım masasına bildirilmemiş.
Sayıştay diyor ki “gecikmelerinin yaşanmaması için hizmetlerde yaşanan söz konusu gecikmelerin sebebinin araştırılarak çözüm bulunması ve yaşanan gecikmelerle ilgili hizmet seviyesi anlaşması parametresinden çağrı açılarak hata puanı ve ceza kesintisi gibi yaptırım mekanizmalarının uygulanması gerekmektedir.”
Bakanlık biricik şirketlerine kıyamamış, sizin vergilerinize kıymış.
Haksızlar mı?
Siz nasıl olsa sesinizi çıkarmıyorsunuz.
Tıbbi ekipmanların bakım onarım giderlerinin, şirketler tarafından ödenmesi gerekirken, Bakanlık gerekli görmemiş ve ödemeyi kendi bütçesinden yapmış.
KÖİ modeli uygulama yönetmeliğinde, piyasa testi; teknolojik gelişmeler ve yeni ihtiyaçlar göz önüne alınmak, rekabet ve saydamlık sağlanmak suretiyle, yüklenicinin üstlendiği tıbbi ekipman da dahil her türlü donanım, mefruşat ve hizmetlere ilişkin olarak, belirli dönemlerde ekonomik açıdan en avantajlı fiyatı seçme işlemi olarak tanımlanmaktadır.
Bakanlık süresi geçmesine rağmen rekabete açık bir ihale düzenlememiş, hiçbir şey olmamış gibi mevcut işletmelerden günleri geçmiş sözleşmeler üzerinden hizmet almış ve ödeme yapmış.
Sağlık eski Bakanı Fahrettin Koca KÖİ modeliyle yapılan şehir hastanelerinin 25 yıllık maksimum nominal/fiktif toplam bedelinin 322 milyar avro olabileceğini, ancak yapılan düzenlemelerle bu yükü 27,5 milyar avroya düşürdüklerini açıklamıştı.
Bu düzenlemeyle 13 şehir hastanesi bütçeden yapıldı.
Anlaşılan, sayın Koca Sayıştay’ın bulgularının gereği olan sözleşme değişikliklerini ve yaptırımları uygulamaya teşebbüs etmiş.
Böylece sizin milyarlarca avronuzu kurtarmaya çalışmış.
Bu düzenlemeyi yapamadan, ipini çekmişler.
Siz o zaman da sesinizi çıkarmadınız.
İçimden, Allah müstehakınızı versin demek gelir da yine de size kıyamam.
İyi pazarlar.