Uğur Emek
Kimin çocuğu olmak isterdiniz?
Bu soruya doğmadan ve büyümeden cevap vermek kolay değil maalesef.
İnsan en azından iki konuda tercihte bulunamıyor.
Birisi doğumuna neden olan ailesi.
Diğeri de dünyaya geldiği coğrafya.
Siz doğmadan önce size sorulma imkânı olsaydı, belki başka bir aileyi ya da farklı bir ülkeyi tercih edecektiniz.
Ama doğduktan sonra sizi kucaklarında büyüten anne ve babalarınızı çok sevdiniz.
Örneğin, ben köy camilerinde uyuyarak manifatura sattığımız rahmetli babamı çok ama çok sevdim.
Rahmetliyi kaybedeli 15 sene oldu.
23 Eylül, babacığımın seneyi devriyesiydi.
Nur içinde uyusun.
İlk fırsatta Emirdağ’ına ellerini öpmeye gideceğim.
Bu nedenle bu yazı teknik olmaktan ziyade duygusal olacak.
Nasıl mı?
Gelin bir bakalım.
ER ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİ
Malumunuz “er” rütbesiz askerdir.
Ben de askerliğimi er olarak yaptım.
40 sene önce ben askerliğimi yaparken şöyle bir şaka vardı.
Alında her şaka gerçeği yansıtır.
Askerliğini parayla yapanlar “Mehmet ağadır.”
Benim gibi üniversite mezunu olup, askerliğini kısa dönem er olarak yapanlar “Mehmet beydir.”
Bu iki gruba da girmeyip askerliğini uzun dönem yapanlar ise “MEHMETÇİK.”
İşte bu Mehmetler Temmuz ayının ortasında 81 ilden toplanıp Ankara’ya hak mücadelesi vermeye geldiler.
Talep ettikleri hak son derece basit ve anlaşılabilirdir.
Tabii ki beyniyle düşünüp, kalbiyle karar verenler için.
Bu talebi sadece vicdan muhasebesi yapmayalar anlamazlar.
Er gazilerimiz diyorlar ki “aynı toprağa düşen, aynı bayrağa sarılan, aynı istiklal marşıyla uğurlanan kahramanlarımızın sosyal hakları konusunda neden ayrımcılık yapılıyor?”
Düşünsenize aynı cephede terör örgütüyle vuruşuyorsunuz.
Kiminiz gazi oluyor, kiminiz şehit.
Şehit olanları bayrağa sarıp, istiklal marşıyla defnediyoruz.
Gazi olanlarımızın gözü kör oluyor, kolu ve bacağı kopuyor, pankreası parçalanıyor.
Buraya kadar herkes eşit.
Malulen emekli oluyorsunuz.
Albay olanlar farklı, teğmen olanlar farklı, astsubay olanlar farklı ve Mehmetler farklı sosyal haklara sahip oluyorlar.
Farklı maaş alıyorlar.
Farklı tedavi görüyorlar.
Subaylar ücretsiz protez hakkına sahipken, er gazilerimiz bu hakka ulaşmak için bin bir türlü zorluk yaşıyorlar.
40 bin canımızın katili terör örgütüyle mücadele ederken “şehitler ölmez vatan bölünmez” diyerek Mehmetleri cepheye gönderip, bugün terörist başına “annesinin kınalı kuzusu” muamelesi çekenler bu hak mücadelesini anlamıyorlar mesela.
Üstelik, 47 günlük eylemleri süresince er gazilerimize yapmadıklarını bırakmadılar.
Ankara Güvenpark’ta eylem yapan er gazilerimize polis müdahale etti.
Er gazilerimiz göz önünde bulunmasınlar diye Kurtuluş Parkına sürüldüler.
Bir er gazimiz köprüye çıktı.
Bir diğeri intihar etmek istedi.
Nasıl istemesin ki.
Devam edelim.
AMA, ÖNCE ÖZEL BİR PAYLAŞIM
Defalarca yazdım.
7 milyon çocuğumuz yoksul ve sosyal dışlanma sorunu yaşıyor.
Okullarda bedava bir öğün yemek verilmediği için çocuklarımız okuyamıyor.
Hanımlar ve beyler lüks restoranları doldururken, bu çocuklarımız çöpten yemek topluyor.
Kızım, Ankara’da bir özel okulda okuyor.
Kendisinin başarısı sayesinde, tam burs kazanarak okuduğundan ben okul parası ödemiyorum.
Bunun haber değeri yok.
Ama haber değeri olan kısım şimdi başlıyor.
Malum, er gazilerimizin ve şehitlerimizin çocukları istedikleri okulda ücretsiz okuyabiliyor.
Kızımın okulunda da bir er gazi evladı var.
Pırıl pırıl bir çocuk, tam bir pırlanta.
Aile on yılında bir er gazi ailesi paramparça olmuş, paramparça.
Maddi imkânsızlıklar nedeniyle anne evi terk etmiş.
Baba, gaziler hastanesinde yatıyor. Çünkü geçinecek parası yok.
Bir çocuğu devlet üniversitesinde, diğer çocuğu da kızımın okulunda yatılı okuyor.
Kızımın arkadaşının, yemek sorunu yok.
Bu iyi mi, kötü mü bilemedim.
Evladımız hiçbir sosyal etkinliğe katılamıyor, çünkü parası yok.
Hafta sonları dışarı çıkamıyor, çünkü parası yok.
Tatillerde dışarı çıkamıyor, çünkü gidecek evi yok.
Anlayacağınız, modern bir hapishanede yaşıyor.
Bu nedenle iyi mi kötü mü bilemedim dedim.
Aynı özel okulda, büyük bir fırsat eşitsizliği.
Ne diyeyim bilemedim.
Er gazi ve şehit ailelerine bugüne değin Devlet büyüklerinden bir fayda gelmedi.
Allah yardımcısı onlara olsun.
Çünkü işleri Allah’a kaldı.
Devlet büyüklerinin kimlere faydası oluyor peki?
Devam edelim.
PUDRA ŞEKERİ ÇEKENLER
Komedyen Deniz Göktaş, "Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle gözaltına alınarak tutuklandı.
Aylardır kuyu tipi cezaevinde.
Gösterisinin bir yerinde, muhafazakâr ailelerin seküler çocuklarına ilişkin bir anlatımı var.
Diyor ki “bizler 18 yaşına kadar darlık içerisinde büyüyoruz, onlar varlık içerisinde üstelik babalarından her türlü kötülüğü öğrenerek büyüyorlar. Yetişkin olduklarında da seküler hayata özeniyorlar.”
Haksız mı?
AKP iktidarında nelere şahit olmadık nelere.
Öğretmen yazamayan eski başbakanın eşi, dünyanın en zengin öğretmeni.
Milyarlarca doları var.
Basında görüntüleri çıktı, oğlu kumarbazmış.
Sedat Peker, seküler gencin “yeni uyuşturucu güzergâhını kurmak için Venezuela’ya gittiğini” iddia etmişti.
Eski başbakan, oğlunun salgın döneminde Venezuela’ya yardım için maske götürdüğünü söylemişti.
Gümrük kayıtlarında maske sevkiyatına rastlanmamış.
Değerli okur yalnız mıyım, bilemedim?
Hayır hasanet, ezan kuran, yerli ve milli diyerek başlayan açıklamalarda ben artık hep şüpheye düşüyorum.
AKP’nin büro memuru denilen çocuk lüks araba içerisinde kokain çekerken yakalanıyor, pudra şekeri çekiyorum diyor.
Basına yansıdı.
AKP Yozgat Merkez İlçe Başkanı uyuşturucudan tarumar olmuş ve masa başında sızmış.
ABD’ye kaçan Sezgin Baran Korkmaz, Habertürk Genel Müdürü Veyis Ateş’in Ankara’da bir sorununu çözmek için kendisinden on milyon avro istediğini iddia etmişti.
Habertürk’ün sonraki genel müdürü İstanbul merkezli bir uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklu.
Kokainle kafayı tutturup seks partileri yapıyorlarmış.
Paramount oteli unuttuk mu?
Kimler kalmadı orada kimler.
İktidar değişirse bize içeri atarlar diyen, Cem Küçük’ün bazı iş insanlarından ve şahıslardan maddi menfaat karşılığında sosyal medya paylaşımları yaptığı ve medyada hedef gösterme yoluyla çıkar sağladığı iddia ediliyor.
Ergenekon sürecinde, cezaevinde olduklarından cevap hakkı olmayan asker eşleri de takvime soyunsun diyen FETÖ yanaşması Nagehan Alçı’yı unuttuk mu?
FETÖ’nün Bank Asyası’ndan aldığı krediyle boğazda malikane almışlar.
Eski kocası akçalı işleri nedeniyle hapse tıkıldı.
Murat Ağırel yaza yaza bitiremedi.
Ankara’yı parsel parsel sattığı iddia edilen ama yargılanAmayan Melih Gökçek’in somut bir işi olmayan büyük oğlu milyonlarca avroya takla attırıyormuş.
Komedyen Deniz Göktaş tutuklanacağını bile bile geldi ve ters kelepçeyle gözaltına alındı ve tutuklandı.
Savcılık makamı, Gökçek’leri rica minnet ifadeye çağırıyor.
Melih Gökçek’in işsiz güçsüz diğer çocuğunun Ankara İncek’te 600 milyon değerinde sarayı olduğu iddia edildi.
Ne kadar vergi ödediği bilinmeyen Osman Gökçek iddianın sahibi Ali Mahir Başarır’a “500 milyonu ver sana satayım” dedi.
Kendisinin olduğu iddia edilen Beyaz TV’de danışman sıfatıyla çalışıyormuş. Tek işi buymuş.
İki oğlanda FETÖ okullarından mezun.
Tunceli eski valisinin oğlu Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’yu öldürmüş ve babası da delilleri bile isteye karartmış.
Ben demiyorum, mahkeme diyor.
Malum Bank Asya’ya kira yatıranlar FETÖ’cülükle suçlanıyor.
Bank Asya’da 13 sene çalışan ve genel müdürlük makamına kadar gelen şahsı SPK başkanı yaptılar.
AKP milletvekili olan kız kardeşi ve kocası SPK’nın üzerinden milyonlarca avro götürmüşler.
Hanfendinin iddia edilen mal varlığı şöyle: Afrika'da madenler, piyasa değeri 4 milyon avro civarı lüks bir yat, 100'e yakın taşınmaz mülk, 2,5 kg altın ve kasada 180 milyon avro.
Daha çok sayarım da şu son fon skandalıyla bitireyim.
Muhafazakâr ailenin seküler çocuklarının son numarası borsadaki fon vurgunu.
TERA yatırım ve PUSULA portföy rezaleti.
Ülkeye maliyeti 20 milyar dolar.
Çok okudunuz ve çok dinlediniz.
Bir de ben yazmayayım.
Ama şunu bilin.
5 yıl önce sokaklara AKP bayrağı asan 28 yaşındaki Muhammed Yarız, son iki yılda 826 milyar dolarlık vurgun yapmış.
Değerli okur yazıyı buraya kadar okuduysanız, soruyu tekrar sorayım.
Kimin çocuğu olmak isterdiniz?
İyi pazarlar.