Düşündürmeyen, hissettiren oteller

Türkiye son yıllarda hangi sektörlerde yıldızlaştı diye düşünsek, eminim herkesin aklına ilk gelenlerden biri turizm sektörü olur. Üretim alanları ve sanayiinin giderek resmiden çekildiği bu ortamda, Türkiye hizmet sektörüyle bölgenin parlayan yıldızı. Turizm deyince elbette çok geniş bir spektrum var ama biz ağırlıklı olarak otelcilik sektöründen söz edeceğiz bu yazıda.

Ülkemizin her bölgesinin o kadar kendine has güzellikleri, cazibe noktaları var ki, bir yanda İstanbul’un ihtişamlı gökdelenleri ya da Boğaz otelleri, bir yanda Anadolu bozkırında tarihi bir kervansaraydan dönüştürülmüş üst düzey bir işletme, bir diğer yanda Ege’de mavi ile yeşilin buluştuğu bir kıyıdaki marina oteli ile karşılaşabiliyoruz. Kültür turizminden kış turizmine, deniz-kum-güneş turizminden kongre turizmine kadar her tür niş talebe cevap veren son derece kaliteli bir altyapımız var bu alanda. Geçmişimiz de, geleceğimiz de tüm bu büyük döngü içinde “insan” faktörünü hiç gözden kaçırmayan küçük ölçekli otellerde diye düşünüyorum. Çocukluğumuzun pansiyonları, motelleri, gençliğimizin küçük otelleri ve sonrasında butik olarak olarak adlandırdığımız daha küçük, daha az odalı, misafirlerini tek tek tanıyan, vizyonu ve karakteri olan şahsiyetli oteller, onlar. Kültürlü, iyi eğitimli, gösterişten uzak, işinde gücünde, kendi yolunda giden insanlar gibiler…

otel-3

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin bu kategorideki belki de en değerli oteli olan, Datça Yarımadası’nda, Orhaniye’deki Martı Hemithea’ya yolum düştü. Çam ağaçları içinde, esasen buradaki marinaya hizmet vermesi amacıyla yapılmış bu otel, ben çocukken de aynı yerdeydi, bugün de aynı yerde. Coğrafi olarak konumlandığı yerin güzelliği bir yana, otele girdiğiniz andan itibaren bir ihtiyaç olursa diye size cep telefonunu veren ön bürodaki görevliden tutun, akşam yemekte otelin restoranı Mistral Club’da ağaçların altında oturup denizi izleyerek şef Sinan Karaahmet’in Muğla bölgesinin en güzel ürünlerinden gambilya fasulyesi ile yaptığı favanın tadına varmaya kadar, her anı birbirinden incelikli, ama bir o kadar da kendiliğinden bir tatlılık içinde. Zaman nasıl akıp gidiyor fark etmiyorsunuz bile; düşünmüyor, “duyu”yorsunuz, adeta… Bir otelin insana bu hissi vermesi kolay değildir. Ve işte müdavimlik yaratan da bu histir aslında. Martı Hemithea, bu açıdan örnek bir işletme. Marinası, oteli, spa ve restoranı ile küçük ve tıkır tıkır işleyen kıymetli bir saat gibi. Restoranındaki vizyon; mevsiminde, yerinde, karayı denizle kucaklaştıran bir bakış açısını ortaya koyuyor; yeşil domates pilakiyi, koruk ekşili enginarı, gambilya favayı, akya pastırması, levrek seviçesi, karides karpaçyosu tamamlıyor.

otel4

Yolunuz bu cennet bölgeye düşerse, bu güzel otele uğrayın, Sinan şefin ürüne odaklı mutfağının tadını çıkarın, yaz bitmeden lacivert sularda bir kez daha kulaç atın ve umudunuzu tazeleyin. Ülkemizde birçok şey geriye giderken turizmin neden parlayan bir yıldız ve hadi daha iddialı olalım; geleceğimizin en kilit parçalarından olduğunu fark edeceksiniz.

TOPRAĞA YATIRIM, GELECEĞE YATIRIM

Geçtiğimiz haftanın geleceğe dair umut veren karşılaşmalarından bir diğeri de Tokat Turhal’da gerçekleşti. Narince üzümü ve şarabından pekmezine, asma yaprağından kömesine bütünüyle bağ kültürü üzerinden tanıdığımız Tokat’ı başka bir yazıda detayıyla anlatacağım ama bugün bu sayfada, Turhal Kazova’daki Vasfi Diren Kazova Tarım İşletmesi’nden söz etmek istiyorum. Bölgenin en önemli markası olan ve tüm Türkiye’de meyve sularıyla tanıdığımız Dimes, 2003 yılında Turhal’da mülkiyeti Tarım Bakanlığı’na ait olan beş bin dekarlık araziyi kiralayarak, TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) iştirakiyle firmanın kurucusunun adını vererek, “Kazova Vasfi Diren Tarım İşletmesi”ni kurmuş.

Burada, bir yanda buğday, ayçiçeği, şeker pancarı ve yem bitkileri yetiştirilirken, meyvecilik ve süt sığırcılığı da yapılıyor. Bağlarda Narince dahil on dört farklı üzüm çeşidini gördük, firmanın Diren Şarapları markasıyla senelerdir ürettiği güzel şarapların üzümlerinin bir kısmı buradaki bağlardan. Yöredeki üreticilere de katkı sunmak adına, diğer bağlardan da kontrollü şekilde alım yapıyorlar.

tokatt

Bir tarım işletmesinin nasıl büyüdüğüne ve nasıl sağlıklı çalıştığına dair mükemmel bir örnek olan işletmede, süt sığırcılığı yapıldığından söz etmiştim. Elde edilen süt bir Dimes markası olan Obsesso soğuk kahvede kullanılıyor. Yani bu soğuk kahve markası süt tozu değil, normal süt içeriyor. Ziyaretimiz sırasında ahırları, doğumhaneyi, buzağıların doğduktan sonra alışma sürecinde kaldığı alanları, süt sağım tesislerini gezdik. Teknoloji ve hayvan refahının birlikte ele alındığı, uzman veteriner hekimlerin işin başında olduğu bu kocaman işletme, bölgeden çok sayıda insana istihdam sağlıyor, gıda egemenliğini konuştuğumuz ve geleceğin en önemli tehdidi olan bu alanda hem örnek oluyor hem de ülkemize katkı sağlıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Esin Sungur Arşivi

Akdeniz boğuluyor

09/08/2026 07:00