Uğur Emek
AKP, 25 senede aileyi nereden nereye getirdi?
Mevcut iktidarın muradı neyse, uygulamaları tam tersi sonuçlara neden oluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidara geldiği 2002 yılında, herkese 3 çocuk yapmalarını tavsiye ediyordu.
Sonra bu tavsiyesini 5 çocuğa çıkardı.
Olmadı.
TÜİK aile tanımını değiştirmek zorunda kaldı.
AKP iktidara geldiğinde, Türkiye’de bir ailenin ortalamada 4 kişiden oluştuğu varsayılırdı.
TÜİK, bu varsayımı değiştirdi ve ailelerin ortalamada 3 kişiden oluştuğunu kabul etmeye başladı.
Artık çocuklar kardeş kavramıyla tanışamıyor.
Neden?
Gelin bir bakalım.
AİLE DESTEKLERİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına göre aile destekleri, devletin sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak yoksullukla mücadele etmek, çocukları korumak, aile bütünlüğünü sürdürmek ve toplumun geleceğini güçlendirmek için verilmektedir.
Daha önce de yazmıştım, Türkiye ailelere en az desteği sağlayan OECD ülkesidir.
Türkiye, sadece aile destekleri açısından cimridir.
Türkiye kamu eğitim harcamaları açısından 39 OECD ülkesi içerisinde, Romanya’dan sonra sondan ikincidir.
Türkiye’nin kamu eğitim harcaması GSYİH’nın %2’si kadardır.
Türkiye'nin dolar cinsinden toplam milli geliri 2025 yılı sonu verilerine göre yaklaşık 1,6 trilyon dolar (1.597 milyar dolar) seviyesine ulaşmıştır.
Orta Vadeli Program ve Uluslararası Para Fonu tahminlerine göre 2026 yılında Türkiye'nin nominal GSYİH'si 1,64 trilyon dolar civarında gerçekleşecektir.
Biz TÜİK verileriyle gidelim.
Bu durumda Türkiye devleti 2025 yılında eğitime yaklaşık 32 milyar dolar harcamış görünüyor.
Devlet, OECD ortalaması (%3,2) kadar eğitim harcama yapmış olsaydı, eğitime 19 milyar dolar daha tahsis edilmiş olacaktı.
Eğitime bu para kaynak tahsis edilmediği için, okullarda öğrencilere bir öğün bedava öğle yemeği verilemiyor.
2023 PISA araştırmasında gıda alacak parası olmadığından geçmiş 30 günde haftada en azından bir gün yemek yemeyenlerin yüzdesi çıkartılmıştı.
Türkiye, öğle yemeği yiyemeyen öğrenciler açısında 70 ülke açısından 16’ncıdır.
Okullarda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan kanun teklifleri, iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddediliyor.
Ayrıca konuyla ilgili hukukî girişimler ve yargı süreçlerinden de olumsuz sonuçlar çıkıyor.
O, 19 milyar dolar tutarındaki kaynak eğitime tahsis edilseydi, o çocuklarımız aç kalmayacaklardı.
Çocuklara bir öğün yemek vermeye gelince, Mehmet Şimşek’in elleri titriyor.
Biliyorsunuz iktidarın öncelikleri arasında yoksulluk yer almıyor.
Ne alıyor?
Varsıllık.
Biliyor musunuz, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde devletin çeşitli istisna, muafiyet ve indirimler nedeniyle tahsil etmekten vazgeçtiği toplam vergi harcaması tutarı 3 trilyon 597 milyar TL’dir.
Öğrencilere 19 milyar doları çok gören iktidar, zenginlerin ödemesi gereken 81 milyar doları bir çırpıda gözden çıkarmış.
Ağanın elinden tutulmaz.
OECD tanımına göre aile yardımları (family benefits), yalnızca ailelere ve çocuklara yönelik finansal destekleri içeren kamu harcamalarıdır
Türkiye, ABD ile birlikte OECD ülkeleri içerisinde annelerden ve babalardan ikisi de çalışsa birisi de çalışsa çocuklu ailelere aile desteği sağlamıyor.
Bu nedenlerle de aileler çocuklarına sağlıklı ve eğitimli bir hayat sunamıyor.
Çareyi ya çocuk yapmamakta ya da tek çocukla yetinmekte buluyorlar.
Yapsalar ne oluyor ki?
Gelin bir bakalım.
TÜRKİYE’DE ÇOCUK
2002 yılında Türkiye'de 0-14 yaş grubundaki çocuk nüfusun oranı %28,4 idi.
AKP iktidarlarının her eve 5 çocuk tavsiyesi geri tepti ve 2025 çocuk nüfus oranı % %24,8’e düştü.
Artık, evlenmek ayrı ve çocuk yapmak ayrı bir cesaret gerektiriyor.
TÜİK’e göre ciddi maddi yoksunluk içindeki çocuklar, ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle temel ihtiyaç maddelerini karşılayamayan hanelerde yaşayan 0-17 yaş arası çocuklardır.
Bu oran 2015 yılında %27,4 idi, 2024 yılında %30,4’e çıktı.
Türkçesi, 2024 yılında 6 milyon 632 bin 387 çocuğumuz ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle temel ihtiyaç maddelerini karşılayamıyor.
Daha da Türkçesi, bu çocuklarımız, sağlıklı büyüme ve gelişme için dengeli gıdaya sahip değiller.
Sıcak tutan güvenli bir ev ve uygun kıyafete sahip değiller.
Yaşına uygun sürelerde kaliteli uykudan mahrumlar.
Düzenli biçimde aşılara ve hastalık anında tıbbi tedaviye ulaşamıyorlar.
Sonra da 5 çocuk yap.
Biliyorsunuz, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çocuğunu özel okulda okutuyor.
Bakan bunun bir tercih meselesi olduğunu söylüyor.
Ben bakana dekoderlik yapayım.
Bu bir bütçe meselesidir.
Bakanın parası var.
2009 yılında devlet okullarında öğrencilerin eğitimin kalitesi konusunda memnuniyet oranları %68,3 idi.
Bakanın milli eğitimi yönettiği 2024 yılında bu oran %65,9’a düştü.
TÜİK’e göre Bakan Tekin devlet okullarında eğitim kalitesini düşürmüş.
Ancak, dar gelirli aileler imkânsızlıktan özel okulu akıllarına dahi getiremiyorlar.
Biliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan içki ve sigarayı sevmiyor, hatta nefret ediyor.
İçki ve sigara kullanımını engellemek için her yolu ve yöntemi deniyor.
Kapalı yerlerde sigara kullanımını yasakladı.
Lokanta ve kafeler müşterilerinin sigara içebilmesi için işyerlerinin önüne açık alanlar yaptılar ve ısınmayı elektrikli cihazlarla sağlıyorlar.
Diğer bir deyişle, ithal doğalgaz ile gökyüzünü ısıtıyorlar.
Gençleri özendirmesin diye elektronik ve ısıtılmış sigaraların Türkiye’de üretilmesine ve ithal edilmesine izin vermiyorlar.
Ne gam.
Elektronik sigaraların milyonlarcası kaçak yollardan ülkeye sokuluyor.
Vatandaşlar içeriğinde ne idüğü belirsiz girdiler de bulunan bu kaçak ürünleri kullanıyor.
Bu ürünler yasallaştırılıp ve yaptırım tehdidiyle desteklenen düzenlemelerle denetlense, halk sağlığına ve vergi gelirlerine katkı sağlansa daha iyi olmaz mı?
Bir de vatandaşlar içki ve sigara içmesin diye vergileri roket hızında artırıyorlar.
Memleketin kahir ekseriyeti kimyager oldu.
Herkes birbirine sahte rakı formülü tavsiye ediyor.
Değerli okur, aile, çocuk, eğitim ve sağlık derken bu konuya nereden mi geldik?
TÜİK’in çocuk sağlığı istatistiklerinde bir veri var.
TÜİK alkollü içki kullanma alışkanlığı olan ailelerin oranını ölçüyorlar.
Alkollü içki kullanma alışkanlığı olan ailelerin oranı 2010 yılında %5,6 iken, 2024 yılında %10,7’ye çıkmış.
2010 yılında toplam hane halkı sayısı 19,3 milyon ve 2024 yılında 26,6 milyondur.
Bu bilgilere göre alkol kullanma alışkanlığı bulunan ailelerin sayısı 2010 yılında bir milyon 80 bin iken 2024 yılında bir milyon 845 bine çıkmış.
AKP iktidarları 25 senedir uyguladıkları aile politikaları çerçevesinde bir milyon 765 bin 130 aileye daha alkol kullanma alışkanlığı kazandırmış.
Yaparsa AK Parti yapar.
Ne yapıyorlar ve ediyorlarsa artık içki kullanma alışkanlığı olan ailelerin sayısını artırıyorlar.
İyi pazarlar.