Bahattin Yücel

Bahattin Yücel

Turizm

Yıl sonlarında geride kalan günlerin, -eskilerin deyimiyle- muhasebesi yapılır. Bu süreçte genellikle bireysel değerlendirmeler ile toplumların kalıplaşmış değer yargıları çelişir. Türkiye’de;19.YY sonlarında buharlı yük ve yolcu taşıyan gemilerle başlayan, turizm bu konuda çarpıcı bir örnektir. Demiryollarının yapımıyla gelişen, 150 yılda kamuoyundaki “biz turizm yapamayız” ön yargısına direnen, serbest rekabete açık ve ham maddesi “zaman” olan, turizmin halk arasındaki adı; “ bacasız sanayi” idi. Döviz geliri açısından baktığımızda, sanayi ürünleri ihracatı ile boy ölçüşecek düzeyi aştı.

Turizmciler; Türkiye’nin yıllardır desteklenen, korumacılıkla büyütülmeye çalışılan, inşaat başta sanayi ve hizmet sektörlerini, seksenli yıllarda geride bıraktılar. Gelen ziyaretçiler açısından, ilk beş ülke arasındaki Türkiye, döviz geliri sıralamasında ilk ondaki yerini kişi sayıları ile orantılı korumaya çalışıyor. Ancak dış pazarda fiyat elastikiyetine ve rekabete dayalı model, beklenen verimi sağlamaktan uzak.

Bu yıl resmi açıklamalara karşın turizmcilerin geçmişi uzun yıllara dayalı, başarılarının gölgelendiği bir sezon yaşandı. Bakanlığın yayınladığı, kişi başına gelir ve ziyaretçi sayıları, uluslararası kurallara göre ölçüm yapılmadığı izlenimini uyandırıyor. Baskılanan döviz kurlarının etkisi, giderek artan maliyetler ve zorlaşan kredilere erişmek, olağanüstü yüksek faizler ve gerçek hayatın dışında açıklanan enflasyon oranları 2025’te turizmcileri hayli zorladı. İlk bakışta bu durumun geçici olduğu düşünülebilir. Ancak dünya ekonomisindeki gelişmeler, Türkiye’de turizmin geleceğini de etkileyecek köklü bir değişimin yaşanacağını gösteriyor.

Turizme yön veren kamu kurumları ve özel sektör meslek örgütlerinin, gelişmeleri zamanında değerlendirmeleri ve doğru konumlanmaları kaçınılmaz hale geliyor. İlk sıralarda yer alan, üç pazar ülkede gözlenen talep düşüşünün Türkiye’deki bazı üzücü gelişmelerden kaynaklandığı söylenebilir.

Denetimsizlik ve bir anlamda kayırmacı yönetimler yüzünden, bu yıl yaşadıklarımız, örneğin Kartalkaya otel yangını ve Fatih'te kural dışı ilaçlama nedeniyle hayatlarını kaybedenler, kaçak alkollü içecek üretiminin yol açtığı ölümler örnek gösterilebilir. Kuşkusuz son günlerde dış basına yansıyan, uyuşturucu kaçakçılığı ve mafya örgütleri arasındaki çatışma haberleri etkili olmuştur.

Ancak temel sorun yukarıda sayılan örneklerle açıklanamaz. Dünya ekonomisindeki olumsuzluklar, Türkiye’nin Rus, Alman ve İngiltere pazarlarında 2026 yılına ilişkin iyimser beklentileri tersine çevirebilir. Sınırlarımızda süren gerginlikler ve çatışmalar, konaklama yatırımlarının yaklaşık yüzde yetmişini barındıran, kıyı bandında talep düşüşleri ile karşılaşma olasılığını artıyor.

Türkiye kamu tarafından üstlenilen, altyapı yatırımlarını, kara ve havayolu ulaşım ağlarını ve desteklerle özel sektörün gerçekleştirdiği, üst yapıyı yukarıdaki üç ülkeden gelecek, orta ve orta altı gelir grubundan oluşan, tüketici profiline göre gerçekleştirdi. Ağırlığı Akdeniz ve Ege kıyı bandında konumlanan, konaklama kapasitemiz önlem alınmazsa önümüzdeki 2026 sezonunda, beklenmedik güçlüklerle karşılaşabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bahattin Yücel Arşivi

Yeni Dünya Düzeni

09/01/2026 07:00

İstanbul’un hal-i pür melali

12 Aralık 2025 Cuma 01:52

Ayasofya'daki onarım

26 Kasım 2025 Çarşamba 07:00

İBB iddianamesi ve Ahmet Özer’in tahliyesi

12 Kasım 2025 Çarşamba 07:00

Yaşasın Cumhuriyet

29 Ekim 2025 Çarşamba 07:00

Orta Doğu ve majestelerinin muhalefeti

16 Ekim 2025 Perşembe 07:00

Üretim ya da üleşmek

18 Eylül 2025 Perşembe 07:00