Pelin Batu
Yorgun savaşçı: Tomris
Tomris, tarihteki ilk kadın hükümdarlardan biri olarak, kadın intikamının ve gücünün vücut bulmuş hali olarak bugünlere kalmıştır. M.Ö. 6. yüzyılda yaşadığı düşünülen bu kadına dair çağdaş belgeler bulunmamakla birlikte kendisinden 80 -100 sonra yazılmış olan Tarihler adlı eserinde Herodot onu en sansasyonel ve dramatik şekilde resmetmiştir. Ondan 130-140 yıl sonra yazmış olan Ctesias ise Persica’da daha temkinli bir portre çizmiştir. Ne ilginçtir ki çağdaşı Büyük Kiros’u alt etmekle ithaf edilen bu kadına dair bilgilere kendi döneminde pek rastlanmaz. Oysa Kiros’un adı çağdaşı tarihçelerde sık sık geçiyordu.. Kendi gününün kroniklerinde Tomris’e rastlanmadığı için adı mitolojik bir boyuta ulaşmıştır. Ayrıca, antik Yunan medeniyeti dışında kalan yabancılar “medeniyetten nasibini almamış barbarlar” olarak nitelendiği için, abartmaya ve aşağılamaya hevesli Herodot, Büyük Kiros ve Tomris’e referans olunca ister istemez temkinli yaklaşmamız gerekiyor. Mamafih, mübalağa ya da değil, bu kadın yazılmayı, üzerine çalışmayı hakkediyor.
Herodot’tan hareketle Tomris Hatun’u yazan pek çok tarihçede M.Ö. 6. yüzyılda Massaget halkından, antik Farsça ve İskit diline yakın dil konuşan bir konfederasyona mensup bir kadın olduğunu düşünüyorlar. Massagetler bozkırlarda yaşayan göçebe bir kavim olarak Perslerle yakın temasta olmakla birlikte Saka ya da İskit grubuna aittir. Türk-Turan kimliği çok modern ve bana göre ideolojik bir şekilde iliştirilmiştir. Herodot Massagetleri İskitlerle akraba bir kavim olarak tanımlarken, onların atlı savaşçılar olduklarını, okçuluk konusunda usta olduklarını tarif eder. Kültürleri İskitlere çok benzer. Zaten günümüzdeki arkeolojik bulgularda Antik Yunanlıların korkulu rüyası olan Amazonların İskit olma olasılığı yüksektir.
ORDULARIN KOMUTANI
Pers kaynaklarında Ahameniş yazıtlarındaysa Massagetlerin “Saka” oldukları belirtilir. Dolayısıyla günümüzde tarihçilerin çoğu Massagetleri geniş bir Saka konfederasyonunun parçası olarak yorumlarlar. Tomris’in yaşamına dair bilgiler esatiri düzeyde. Antik metinlerde, Tomris’in Kağan İşkapay ya da Spargalis’in kızı ya da torunu olduğu düşünülüyor. Annesini erken yaşta kaybetmiş, babası tarafından büyük bir sevgiyle büyütülmüş, ata binmeyi, ok ve yay kullanmayı küçük yaşta öğrenmiştir. Tomris, tarihte pasif bir prenses olarak değil, orduların komutanı olarak tanımlanıyor. Bu savaşçı kadın imgesi kendi toplumu için şaşırtıcı olmayabilir ama orduları kumanda ediyor olması onu farklı bir figüre dönüştürüyor.
SİYASİ EVLİLİĞE RET
Herodot’un anlatısına göre Büyük Pers İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Kiros (Cyrus II) M.Ö. 530’larda topraklarına doğru genişleme gayesinde olduğu için, Tomris’e evlenme teklifinde bulunur. Evliliğin ilk çıktığı zamanlarda olduğu üzere, bu bağı siyasi ve hukuki anlamda kullanıp kabilelerin kontrolünü eline geçirmek istiyordur. Fakat Tomris bu teklifin siyasi bir hile olduğunu düşündüğü için reddetmiştir.
Toyda boy beylerinden Rüstem ile evlenir. Rüstem, Perslerle yapılan bir muharebede hayatını kaybedince, Tomris hem babasından kalan koltuk olan Sakaların tek varisi olarak, hem de kocasının ölümünden sonra konfederasyonlarının lideri olacaktır. Bu göçebe bozkır toplumlarında olası bir şeydi- kadınlar son derece güçlü ve söz sahibiydi. Fakat Prof. Mualla Uydu Yücel’e göre Tomris liderliği öteye taşıyan müstesna bir konumdaydı. Zira, “Sadece kadınlardan oluşan bir süvari birliği hazırlar kendisine. Ve bu muhafız birliğidir. Onlarla beraber önce tahtını geri alır. Sonraki süreçte de eşinin tahtına geçer. Böylece Tomris tarihte ‘özel kadın muhafız birliğine sahip olan ilk kadın komutan olma özelliğini de kazanır.”
ŞARAPLI TUZAK
Dönelim Kiros’a. Büyük Kiros, Tomris tarafından reddedilince Pers kuvvetlerini Tomris’in halkının üzerine sürer. Kiros’un ordusu Amu Derya (Jaxartes) nehrine doğru ilerleyince Tomris, Kiros’a barışçıl bir teklif sunar ama Kiros bu teklifi geri çevirir. Yunanların en büyük rakibi Persler olduğu için Pers tarihi konusunda Herodot’a pek tabii ki çok güven olmaz ama onun dediğine göre Kiros büyük bir hubris yani kendini beğenmişlik sergilerken Tomris zekası ve dik duruşuyla övülür. Yine Herodot’un anlatısına göre Massagetae ordusunun üçte biri Perslerin tuzağı vasıtasıyla alt edilir. Şöyle ki; şarabın ilk mucitleri arasında yer alan Persler kamp kurup şaraplarla donatılmış kamplarını bırakıp sırra kadem olurlar. Kampı keşfeden göçebe Massagetae’ler, şaraba pek de alışık değillerdir, bolca içip kendilerini kaybederler. Ardından Pers orduları üzerlerine yürür. Tomris’in oğlu Spargapises de esrik askerlerin arasındadır. Massagetae’ler kendilerine geldiklerinde savaş esiri olduklarını fark ederler. Esir olmayı reddeden Spargapises intihar eder. Böylece Tomris’in barışçıl yaklaşımı da sonlanmış, savaşçı Amazon uyanmıştır.
KİROS’UN ÖLÜMÜ EFSANE Mİ?
Herodot’a göre Yunan diyarlarının dışındaki tarihin en sert savaşlarından biri olarak tanımlanan Ceyhun Savaşı M.Ö. 529 yılında gerçekleşir. Bu Tomris’in ordusu ve Pers ordularının savaşıdır. Önce okçular başlar sonra yakın dövüşe geçilir. Massagetae ölümüne savaşır ve sonunda Persler geri çekilir. Herodot’a göre Kiros bu savaşta hayatını kaybetmiştir ve Tomris savaş alanında Pers kralının naaşını bulup başını kestikten sonra kanla doldurduğu bir fıçının içine atarak, “Kan içmeye doyamadın, şimdi seni kanla doyuruyorum” dediği rivayet edilir. Tomris oğlunun naaşını alarak ona doğru düzgün bir cenaze düzenler. Bu hikâye bir efsane midir, Herodot’un mitik anlatısı mıdır, tam olarak bilemeyiz çünkü Ctesias’ın anlatımında Kiros’un başka bir halkla savaştığı yer alır, Pers kaynaklarındaysa Kiros’un bu şekilde öldüğüne dair hiçbir ayrıntı verilmez.
Aradan yüzyıllar geçer. Avrupa Rönesans’ının ressamları adeta “kadın intikamının” simgesi olarak Tomris’in resimlerini yapmaya başlar. 2019’da yayınlanmış Kazak filmi “Tomiris” kahramanımızın hayatını dramatize eder. Günümüzde tarihçiler, Tomris’in hayatını sadece bu trajik ve çarpıcı intikam hikâyesi olarak okumazlar. O, bozkır kadınının özgürlüğü, bağımsızlığı, gücü, eşitliğinin sembolüne dönüşmüştür. Sonuçta Tomris’in hayatına dair bilgilerimiz kısıtlı ve güvenilmez. Ama Tomris fikirleri, diplomatik zekası, savaş liderliği ve kararlılığı açısından antik çağın anıtsal figürlerinden birine dönüşüyor.