Pelin Batu
İran’ın cesur kadınları
Minab’da öldürülen kız çocuklarının ve öğretmenlerinin anısına…
Dünyanın süregelen en kadim kültürlerinden biri olan İran’a karşı kırk küsur yıldır süregelen ambargo ve şu anda başlatılan haksız savaş bana antik çağlardan bu yana Pers diyarlarındaki savaşçı ve cesur kadınları düşündürdü. Ataerkil Romalıların, Pers medeniyetinin kadın askerleriyle karşılaştıklarındaki şaşkınlıklarını bir düşünün! Büyük Pers hükümdarlarının kadın başbakanlarını ve generallerini düşünün. Tarih öncesinde en çok legal hakka sahip olan kadınlar belki de Mısır’daydı ama Persepolis tabletlerinden görüldüğü üzere Persli kadınlar da patroniçe olabiliyor, yüzlerce işçiyi yönetebiliyor, maaş alabiliyor, toprak ve mal sahibi olabiliyorlardı. Kendi başlarına yola çıkabilmeleri, ekonomik özgürlüğe sahip olmaları da o zamanlar için çok ileriydi. Bu imtiyazlar komşuları Yunanlılar ve Romalılarda düşünülemezdi. Pers kadınları antik çağlardan itibaren hiçbir toplumla kıyaslanmayacak kadar çok savaşçıydı. Ahameniş mezarlarında silahlarıyla defnedilmiş kadınları bulmak mümkün. Bugün sizlere Pers tarihin önemli kadınlarından birkaçını tanıtacağım.
Ahameniş döneminde Büyük Kiros’un kızı, I. Darius’un eşi, Xerxes’in annesi olan Atusa (yaklaşık MÖ550-475), Ahameniş sarayındaki en güçlü kadınlardan biriydi. Tüm bu büyük imparatorların ismini duymuşsunuzdur; onlar Pers tarihin en namlı hükümdarları, Atinalıların en korktukları ve sevmedikleri düşmanlarıydı. Ama Atusa’yı muhtemel ki ilk kez duyuyoruz. Ahameniş Kraliyet Yazıtlarında ve idari kayıtlarda, ayrıca Herodot gibi tarihçilerin “Tarihler” gibi temel eserlerinde karşımıza çıkıyor Atusa. Pers hanedanında, diğer pek çok medeniyette gördüğümüz gibi, evlilik siyasi iktidarı sağlamak için kullanılan bir araçtı. Dolayısıyla Atusa kardeşi II. Cambyses’le de evlendirildi, tahtı kısa süreliğine ele geçiren ve “sahte kral” diye yaftalanan Gaumata’yla da… En sonunda da I. Darius’la evlendirildi. Herodot’a göre Atusa, kendine ait sarayda büyük bir güce ve nüfusa sahipti. Eşi Darius’un arkasındaki güçtü. Mesela Darius’un Yunanistan’a sefer düzenlemesini onun tavsiye ettiği söylenir. “Pers kadınlarına Yunan hizmetçiler getirmek istiyorum, bu yüzden Yunanistan’a sefer düzenlemelisin” dediği rivayet edilir. Ayrıca Herodot’a çok güvenilmeyeceğini biliriz fakat yine de en azından tarihi bir referanstır. Herodot’a göre Atusa’nın göğsünde tümör vardır, Pers doktorları çaresiz kalınca Yunan doktoru Democedes tarafından iyileştirilmiştir. Oğlu Xerxes’in kocasının yerini alması için ciddi savaşlar vermiş, sonra da taçlandırılmasını sağlamıştır. Atusa, Pers toplumunda görünmez olan kadınların ekonomik kaynaklara sahip olmasının önünü açmış, saray siyasetinde söz sahibi olmuş ve hanedan verasetinin kurallarını değiştirmiştir. Bu “barbarların” kadınlar için başardıkları, onlara barbar adını takan Herodot’un Yunan dünyasında asla düşünülemezdi.
VALİDE SULTANLAR, PERS SARAYLARINDA DA VARDI
Aynı hanedandan devam edecek olursam, I. Xerses’in eşi Amestris, yine referansımız olan Yunan yazarlarına göre “femme fatale” entrikacı güçlü saray kadını klişesinin vücut bulmuş haliydi. Herodotos, Amestris’in sarayda gücü elinde tuttuğunu, daha sonraki Yunan kaynaklarıysa Amestris’in acımasızlığından dem vurarak çok sert cezalar uygulattığını aktarır. Ama Maria Brosius gibi yazarlar, Women in Ancient Persia gibi eserlerinde bu kaynakların ne kadar tarafgir ve tartışmalı olduğunu gösteriyorlar. Osmanlı’daki gibi valide sultanlar Pers sarayında da söz sahibiydi. Belki kağıt üzerinde gücü ellerinde tutmuyorlardı ama perde arkasındaki pek çok şey onlardan soruluyordu. Amestris sadece siyasette değil özel hayatında hatayı kabul etmeyen bir kadın olarak resmedilir. Herodot’a göre eşi Xerxes kardeşinin eşiyle evlilik dışı bir ilişkiye girince Amestris kadını cezalandırmak için sakatlar. Dediğim gibi, Yunanlı tarihçiler kendilerinden olmayan toplumların ne kadar az gelişmiş olduklarının altını çizmek için bazı şeyleri abartmalarıyla bilinir. O yüzden Amestris’in karanlık yüzü olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama tarihe güçlü ama kötücül bir şekilde bırakıldığı kesin.
ÖLÜMSÜZLER ORDUSUNU KURAN KADIN GENERAL
Yazılı tarihteki ilk kadın generallerden Pantea Arteshbod, MÖ 6. yüzyılda yaşamış bir askerdir. Büyük Kiros döneminde “Ölümsüzler Ordusunu” kurduğu söylenir. “Ölümsüzler Ordusu” tam 10 bin kişiden oluşan, küçük yaştan itibaren iyi bir askeri eğitim alan, imparatorun şahsi muhafızlığını yapıp savaşlarda ön saflarda yer alan bir güçtür. Thermopylae gibi tarihin en ünlü savaşlarından Yunan-Pers muharebesinde kilit rol üstlenmiş olan bu elit orduydu. “Ölümsüzler” adı, bir kişi eksilince sayının her daim yüz bine tamamlanmasından geliyordur. Arteshbod’un Farsçadaki anlamı, ordu kumandanıdır, işbu efsaneleşmiş ordunun başında tarihe geçmiştir. Daha sonraki belgelerde kocasının da bir kumandan olduğu, beraber Kiros’un yanında pek çok sefere katıldığı kayıtlarda geçer. Ama kendi çağında evliliklerine dair bir belgemiz yoktur. Media (MÖ 550) ve Lidya (MÖ546) seferlerinde Kiros’un yanındadır. Bunlardan en önemlisi Büyük Kiros’un Babil fethidir. Opis Savaşı’nda (MÖ 539) bir general rütbesiyle Babil’e girer, orduyu nizama sokar ve Babil düşer.
BÜYÜK İSKENDER’E KARŞI SAVAŞAN YOUTAB
Büyük İskender çağında da çok önemli Pers kadınlarına rastlarız. İskender, Persepolis’in kapılarına gelince, Youtab (MÖ 4 yy) İskender’e karşı savaşmıştır. Yunan kaynaklarında adı geçmediği için yarı mitolojik bir hal almıştır ama daha sonraki anlatılarda ya da Encyclopaedia Iranica gibi kitaplarda, krallar şehrini İskender’in büyük dünya imparatorluğuna karşı koruyan yegane kadın olarak kaydedilmiştir. Daha sonraları İskender, hayranı olduğu İran’dan bir eş alır ve Hindistan seferine onunla gider. Büyük İskender çağında geride bıraktığı Makedon komutanlarının çoğu kaldıkları yerde kök salıp aslında asimile olmuşlardır. İran, herkesi kendi kültürüne çeker.
Antik çağlardan ortaçağlara geldiğimizde 9. yüzyılda Banu adlı bir başka savaşçı kadını görürüz. Banu Khorramdin, Arap Abbasî yönetimine karşı ayaklanan Babak’ın kurduğu İranlı Hürremi hareketinin ve direnişinin örgütlenmesine katkı sağlayan Banu’dur. Taberi kronikleri ve Abbasî tarihçilerine göre savaşçı gruplarla beraber Arap hilafeti ve istilacılarına karşı lojistik ve örgütlenmede destek verdiği ve kaleleri savunduğu yazılır. İsyanları sonunda Abbasi ordusu tarafından bastırılır, liderleri Babak Samarra’ya götürülüp 838 yılında idam edilir ama Banu’nun akıbetine dair hiçbir şey bilmeyiz. Arapların İran’ı ele geçirmesiyle dilleri Farsi yüzyıllar boyunca yasaklanmış, ancak büyük şair Firdevsi’nin Şahnamesi sayesinde günümüze olduğu şekliyle gelebilmiştir.
NADİR ŞAH’IN KADIN MUHAFIZLARI
Avrupalı seyyahların yazıları ve dönemin kroniklerine göre, erken modern dönemde Afşar hanedanının hükümdarı Nadir Şah’ın kadınlardan oluşan muhafız birlikleri vardır. Bazı kadınların bu dönemde, Avrupa’nın aksine çok iyi eğitim aldıkları da not edilir. 1874-1937 yılları arasında yaşamış olan Bibi Meryem Bahtiyari gibi kadınlar İran’da gerçekleşen devrimin önemli figürleri olarak savaşta önlerde yer alır. Bahtiyari, bu savaşlarda liderlik ederek 1909 yılında Tahran’ın ele geçirilmesinde önemli bir rol oynadı. Keskin bir nişancı olan Meryem anılarında (Memoirs of Bibi Maryam Bakhtiari) kadınların modern İran’ın kuruluşunda ne kadar ön plana çıktığını anlatır. Sizlere burada sadece birkaç örnek üzerinden, binlerce yıl boyunca İran’ın Ahameniş olsun, Sassani olsun, başka imparatorlukların boyunduruğu altında
olsun, zalime ve tirana karşı her daim direnen, bazen savaşarak değil bildiği gibi yaşayarak ve şiir gibi, sinema ve mimari gibi şaheserler üreterek devam etmiş olan bir ulustan ve o ulusun kadınlarından bahsettim. Direnişlerini başka bir boyuta taşıyabilen ve antik çağlardan bu yana hala devam eden bir kültür baki olacaktır. Mütecavizler, an itibariyle binlerce yıllık miraslarına tecavüz ediyor, Unesco dünya miraslarını bombalıyor, insanları ve ailelerini parçalıyorlar. Ama İran gibi muhterem bir medeniyet baki kalacak çünkü 20. Yüzyılın önemli şairlerinden Pervin Etesami’nin dediği gibi:
İnsanın değeri, gücünde değil
doğruluğunda saklıdır.