Viktoryen skandal: Meşhur aşk üçgeninin merkezindeki Effie Gray

Hep söylerim, Viktorya çağı uçların çağıdır. Bir taraftan müthiş bir tutuculuk ve mahalle baskısının hakim olduğu kapalı bir dünya diğer taraftan da her türlü kirin içinde volta atan Jack the Ripper’lı sokaklar, karanlıklar. Baskının olduğu her yerde olduğu gibi ikiyüzlülük ayyuka çıkmıştı… Dolayısıyla aile bütünlüğünü kutsayan bu çağ aynı zamanda pornografinin de doğduğu çağdı.

İşte böyle bir çağda ortaya çıktı Pre-Raphaelite biraderliği. İçindeki Rafael adından da anlaşılacağı üzere, Rönesans öncesi Ortaçağ ve erken Rönesansın saflığını, vitray gibi parlak renkleri ve doğaya sadakati savunan bu akımın kurucu üyelerinden biri olan ressam John Everett Millais, zamanın en önemli sanat eleştirmeni ve yazarlarından John Ruskin ve bu ikilinin ortasında kalan Effie Gray’in ilişkileri. Oyunlarda, operada ve filmlerde işlendi, 2014 yılında çekilen film ilgiyle karşılandı. Ama günümüzde gayet olağan karşılanabilecek bu hikâye yüzyıl önce yaşanmamış olsa bu kadar sansasyon yaratır mıydı? İşte bugün, o skandalı aralayıp, Effie Gray’i anlamak ve anlatmak istiyorum.

Avukat ve iş adamı George Gray ve Sophia Margeret’in şanslı kızları Euphemia Chalmers Gray, İskoçya’nın Perth şehrinde doğdu, kültürlü ve varlıklı ailesinin İtalyan stilindeki malikanesinde iyi bir eğitim aldı. Zamanın pek çok genç kızı gibi piyano çalıyor, resim yapıyor ve bol bol kitap okuyordu. Bir ara ağır İskoç aksanından kurtulup “İngiliz” terbiyesi alması için Shakespeare’in bölgesi Stratford on Avon’da bir kız okuluna gönderildi fakat kardeşleri kızıl hastalığına kapılıp vefat edince aile evine geri döndü. Ailesi çocukluğundan beri sanat çevrelerine yakındı bu sayede daha çocuk yaşında John Ruskin ile tanıştı. Ruskin 21, Gray 12 yaşındayken Ruskin, Gray için “Altın Nehrin Kralı” adlı öyküyü kaleme aldı. Tıpkı 12 yaşındaki Alice adlı kız çocuğu için matematikçi Dodgson’ın (Lewis Carroll’un) yazdığı “Alice in Wonderland’de” olduğu gibi. İki yazar da daha sonraları çağlarını en büyülü şekilde temsil edenlerin başında gelecekti. Ruskin ileride Viktorya İngiltere’sinin en etkili sanat eleştirmeni olarak yıkılmaya yüz tutmuş Gotik mimariyi savunarak pek çok eserin günümüze kalmasının müsebbibi olacak, Turner gibi anlaşılmayan ve ağır eleştirilen dehaları savunacak, sanatın ahlaki ve toplumsal rolünü yeniden tanımlayarak günümüze taşıyacaktı. Ruskin 29 yaşında iyi tanınan ve saygı gören bir yazardı. Effie 19 yaşında geldiğinde evlendiler.

VİKTORYA ÇAĞI’NDA RUSKIN’I BOŞADI

Evlilikleri dışarıdan bakıldığında idealdi. İngiltere’nin en parlak estetik kuramcılarından biri ve zeki, zarif, akıllı bir taş bebeği andıran Effie evlenmişti. Altı yıl süren evlilik sonunda Viktorya toplumunun en çok konuşulan skandallarından birine dönüştü. Zira Effie, 1854 yılında evliliklerinin “tamamlanmamış” olduğu, yani fiilen evliliğin hiç gerçekleşmemiş olduğunu ifade ederek Ruskin’den ayrılabildi. Normal şartlarda o dönemde bir kadının kocasını bırakması olağanüstü bir şeydi. Hal böyle olunca herkes Ruskin ve Effie’nin yatak odasını konuşur oldu, üzerine çok yazıldı, çizildi. Kimileri, Ruskin’in kadın bedenini aşırı idealize edip gerçekleri görünce iğrendiğini söylediler. Kimisi cinsellikten duyduğu tedirginlikten dem vurdu. Belki aseksüeldi... Walker gibi bazı araştırmacılara göre Ruskin, çalışmalarına odaklanabilmek için cinsel ilişkiden uzak durmaya karar vermişti. Mesela Venedik’e balayı geçirmek için gittiklerinde, Ruskin daha çok yalnız kalıp belki o dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yok etmesi söz konusu olan güzeller güzeli Arabik-Gotik Venedik mimarisine takıp taşları incelemiş, o sırada Effie’nin Avusturyalı bir teğmenle arkadaşlığını teşvik etmişti. Sonunda ne oldu? Ruskin, modern çağın öncülerinden biri olarak şaheserler yazıp dururken, hala bakire olan Effie, kocasının portresini yapmak için yanlarına gelen John Everett Millais adlı genç ressamla yakınlaşmaya başladı.

MILLAIS İLE EVLİLİĞİ SKANDAL YARATTI

Millais, Pre-Raphaelite’ların dahi ressamlarından biriydi. “Ophelia” gibi eserleriyle bir taraftan ciddi bir hayran kitlesi kazanmaya başlamıştı ama muhafazakar eleştirmenler tarafından tartışılan bir figüre dönüşmüştü. İskoçya’nın yağmurlu semaları altında Millais ve Effie arasında bir dostluk ve entelektüel bir bağ oluştu. Viktorya ahlakına göre evlilik dışı bir şey yaşamaları pek mümkün görünmüyordu. Ancak bir yıl sonra Effie evliliğini iptal ettirdikten sonra Millais ile evlenebildi. Bu evlilik de skandal yarattı. Kimileri Effie’yi sadakatsizlikle itham etti, ailesi ve yakınlarıysa ilk evliliğinde boğucu bir yalnızlığın içine hapsolduktan sonra sonunda mutluluğu yakaladığı için onun adına seviniyorlardı. Millais ve Effie’nin evliliği gerçekten de mutlu ve üretken oldu, her anlamda. 8 tane çocukları olmasının ötesinde Effie kocasının kariyerinde de hayati bir rol oynadı. Onun menajeri, akıl hocası, pazarlamacısı olarak Millais’nin kariyerini şekillendirdi.

7388851c-f938-47d7-99c3-dce27bae84cd

TARİH EFFIE’NIN SANATÇI TARAFINI GÖRMEDİ

Millais zamanla stilini değiştirerek Pre-Rahaellerden uzaklaşarak İngiltere’nin en tanınmış portre ressamlarından biri haline geldi. Kraliyet mensuplarından aristokrasi ve burjuvaziye kadar herkes bir Millais portresine sahip olmak istiyordu, bunda Effie’nin etkisi büyüktü. Sosyal bir stratejist ve estetik danışmanı olarak Effie kocasına fikir vermekle kalmıyor, müşterilerle ilişki kuruyor, siparişleri düzenliyor, evlerini zamanın en önemli “salonlarından” birine dönüştürüyordu. Tarih onun sanatçı tarafını geri plana atmış olsa da Effie’nin kendi sanatsal yönü de göz ardı edilmemeli. Gençliğinden itibaren çizim ve resim eğitimi alıp, suluboya ve eskizler yapmış olsa da Viktorya döneminde kadınların profesyonel sanat kariyerine sahip olması hor görülen bir şeydi. Belki kendi kariyeri olmadı fakat günümüze ulaşan bazı çalışmaları olsa da bunlar aile arşivinde sınırlı kalmış, sayısı da azdır. Sanatsal açıdan asıl ehemmiyeti Millais’nin çalışmalarına eleştirel bir gözle bakıp hem kompozisyonlarından hem de figüratif ve portre çalışmalarında fikir yürütüp Millais’e yardım etmesidir ki bunu da günlüklerden ve mektuplardan görebiliyoruz.

Bugün Effie Gray’e baktığımızda, Viktorya İngiltere’sinin katı ahlakı ile bireysel arzular arasındaki gerilimini sezeriz. Bir evliliğin hiç başlamadan bitişi, bir başka evliliğin sanata ve aileye dönüşmesi, bir kadının estetik sezgisiyle sanat tarihinin merkezinde dolaşması sayesinde Effie’nin hayatı bir roman gibi okunur ve başka sanat eserlerine dönüşür. Onun hayatı modern kadın tarihinin erken bir bölümü olarak okunabilir. Çünkü o, kendi hikâyesinin öznesi olmayı başarmış nadir Viktorya kadınlarından biridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Pelin Batu Arşivi