Kaosun Gölgesinde Alınacak Faiz Kararı

Yine bir MB’ları haftasına girdik. Yarın hem ECB hem de TCMB’nin yılın ilk faiz kararı takip edilecek. İktidarın yeni ekonomi politikası olarak isimlendirdiği irrasyonel tutumuna karşılık, hazirandan beri yazılmakta olan yeni hikâye bağlamında nastan fazilet döngüsüne geçilmesiyle birlikte PPK yönetimi ardı ardına politika faizinde artışa gitti.

Hazirandaki toplantıda faizde yukarı yönlü ilk adımı atarak indirim sürecini 27 ay sonra sonlandıran TCMB politika faizini 6,5 puan artışla yüzde 15'e yükseltmişti. Ardından temmuz toplantısında 2,5 puan artışla yüzde 17,50'ye, ağustos toplantısında 7,5 puanlık artışla yüzde 25'e, yükseltilen politika faizi eylül toplantısında 500 baz puan artışla yüzde 25'ten yüzde 30'a yükseltildi. Ekim ayında 5 puan artırılarak yüzde 35'e çıkarılan faiz kasım ayında beklentilerin üzerinde (beklenti 250 baz puan idi) 500 baz puanlık artışla yüzde 40’a çıkarıldı. Yılın son ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 42,50'ye seviyesine getirildi. Böylece üst üste 7 kez faiz artışı gerçekleşmiş oldu. Banka buna ek olarak kredi kartı faiz oranları, piyasadaki TL likidite fazlalığı ve yabancı para yükümlülükleri için uygulanan menkul kıymet tesis oranlarına ilişkin yeni kararlarını da açıkladı.

Kasım ayındaki toplantıya ilişkin basın metninde, “sıkılaşma döngüsünün kısa zaman dilimine” vurgu yapılmıştı. Ancak aralıktaki metinde “en kısa zamanda tamamlanacak” ifadesi yer almasına rağmen "dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığı" ifadesi parasal sıkılaştırma hızının yavaşlatıldığı fakat son olmadığı ve bir faiz artışı daha gelebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.

ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, son yayımladığı raporda, enflasyonun yüzde 42,6 olan öngörülere kıyasla yıl sonunda yüzde 30 seviyelerine kadar inebileceği değerlendirmesini yaparken politika faizine ilişkin önceki tahmini yüzde 42,5 olmasına rağmen bu raporda bu ay politika faizinin 250 baz puan artırılarak yüzde 45'e çıkarılacağı öngörüsünde bulundu.

TCMB’nin yılın ilk piyasa katılımcıları anketi ise faizin yüzde 45'e çıkarılacağına işaret ediyor. Bu anket öncesinde de zaten piyasalar bu oranı fiyatlıyordu.

******

TCMB 2024 yılına ilişkin yayımladığı para politikası metninde parasal sıkılık ve miktarsal sıkılaşma mesajlarıyla birlikte, sadeleşmenin devam edeceğini belirtmişti. Metinde bankanın rezerv biriktirmeyi sürdüreceği, bankalarla swap işlemlerinin devam edeceği, bununla birlikte swap miktarının kademeli olarak azaltılacağı ifadesi yer almıştı. Parasal sıkılık ve parasal aktarımın, likidite gelişmelerinin yakından takip edilerek miktarsal sıkılaştırma kararları ile desteklenebileceği, miktarsal sıkılaştırma adımlarına, kullanılan sterilizasyon araçlarının çeşitliliği artırılarak devam edileceği belirtildi. Nitekim sistemdeki likidite fazlasını çekmek amacıyla aralık ayında 2006 yılından bu yana ilk kez TL depo alım ihalesi açtı ve toplamda 7 ihale düzenlendi. İlk iki TL depo alım ihalesi 80 milyar lira; 3. TL depo alım ihalesi 60 milyar lira; 4. TL depo alım ihalesi 40 milyar lira; 5. TL depo alım ihalesi 30 milyar lira; 6. TL depo alım ihalesi 50 milyar TL; 7. TL depo alım ihalesi de 60 milyar TL ile açıldı.

Ancak bankalardaki TL likidite fazlası, TCMB’nin zorunlu karşılık ve TL depo alım ihalesi adımlarına rağmen artmaya devam ediyor. Bu durum piyasa faizlerini baskılarken, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini de kısıtlıyor. Bu bağlamda TCMB’nin 2024 yılında bekle gör politikası izlemek yerine likidite fazlalığını çekmek için ince ayar politikaları izlemesi gerekiyor. Ayrıca Hazine’nin de yüksek faizli bono ihaleleri ile bu likiditeyi çekme konusunda desteği gerekiyor.

Diğer yandan politika faizini yüzde 8’den yüzde 42,5’e çıkaran bir irade görülse de bu politika tek başına ekonomik aktörlerin faydasını maksimize edemedi ve TÜİK bile vatandaşlarca hissedilen enflasyonun yüzde 129,4 olduğunu açıklandı.

Ekonomi kurmayları her fırsatta enflasyonu önleme konusunda kararlı olduklarını dile getiriyor. Ancak fiyat istikrarını sağlama görevini üstlenmiş olan TCMB’nin izlediği politikadan çok, başkanıyla ilgili haberler son iki aydır gündemi meşgul ediyor. Yabancı yatırımcı çekmeye ilişkin adımların atıldığı bir dönemde TCMB tarafında sular durulmuyor. Hal böyle iken TCMB’de yaşanılan kaosun gölgesinde alınacak faiz kararıyla banka rasyonel zeminde kalabilecek mi yarın göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serap Durusoy Arşivi