Küreselleşmenin kodları değişiyor

Küresel finans krizinden beri dünya ekonomisinde bir makas değişimi yaşanıyor. Başta ABD olmak üzere pek çok kapitalist ülkede hükümetler, serbest piyasanın kutsallığına ilişkin önceki düşüncelerini terk ederek korumacı politikalara yöneldi. Korumacılık retoriğinin ortaya çıkışı ve küresel ticaretteki yeniden yapılanma içerisinde yer alan ülkeler, bu yeni dünya düzenine uygun ekonomi yönetimi oluşturmak ve stratejik tercihlerde bulunmak zorunda kaldı. Ancak bu stratejik tercihler ve ülkelerin krizin yarattığı olumsuzluklardan korumacı önlemlerle kendilerini kurtarma çabaları, dünya ekonomik sisteminin bugün ulaştığı entegrasyon düzeyi göz önüne alındığında birbirlerini baltalama riskini de artırdı. Yani aslında dünya ekonomisi uzun bir süredir yol ayrımında.

Ekonomik sorunlara korumacılıkla çözüm bulma çabaları şüphesiz ki küresel ekonominin kurallarını değiştiriyor ve küresel zincirin halkalarını aşındırıyor. Yeni küresel ticaret politikasının önemli bir bileşeni olan korumacılık küresel süreçteki kutuplaşmayı da her geçen gün perçinliyor. Nitekim Trump’ın uyguladığı politikaların kutuplaşmayı nasıl kristalize ettiği yakın dönemdeki uygulamalardan da görülüyor.

Trump’ın ikinci kez başkan olmasıyla birlikte dünya ekonomisinde bir makas değişiminin yaşanacağı ve yerelleşme kavramının ön plana çıktığı ticaret modelinin egemen olacağı herkesçe tahmin edilen bir gelişmeydi. Nitekim Trump’ın dönüşü korumacı ekonomi politikalarıyla beraber ticaret savaşlarını da daha görünür bir hale getirdi. Öyle ki ekonomik güvenliği ulusal güvenliğin öncüsü olarak gören Trump’ın politikaları, dünya ekonomisini yeniden şekillendiriyor ve küreselleşme sürecinin kodlarını da değiştiriyor. Her ne kadar Trump’ın Beyaz Saray'daki ilk döneminden bu yana pek çok ülke zaten gümrük vergilerine tabi olsa da bu vergilere yenilerinin eklenmesi ve sürekli yapılan vergi tehditleri ülkelerin önündeki önemli zorluklardan birisi olmaya devam ediyor.

Geçen hafta ABD Yüksek Mahkemesi’nin, Trump tarafından yürürlüğe konulan tarifelerin dayandırıldığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nın (IEEPA) Başkan’a tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetti. Bu gelişme korumacılık dönemi kapanıyor mu? sorusunu gündeme taşısa da kararın ardından Trump tüm ülkelere yönelik ek yüzde 10 küresel gümrük vergisi getirilmesine ilişkin kararı imzaladığını duyurdu. Yeni imza ile ABD’ye ithal edilen ürünlere 150 gün süreyle yüzde 10 oranında ithalat vergisi getirildiği duyurulan açıklamada, kararın 24 Şubat’tan itibaren yürürlüğe gireceği kaydedildi. Açıklamada, bazı ürünlerin geçici ithalat vergisine tabi olmayacağı ifade edilerek; kritik mineraller, enerji ürünleri, bazı tarım ürünleri, ilaçlar, belirli elektronik ve otomotiv ürünleri, havacılık ürünleri ile bilgi materyalleri gibi bazı kalemlerin vergiden muaf tutulduğu bildirildi. Bununla da yetinmeyen Trump kararın "kapsamlı, detaylı ve eksiksiz" incelemesine dayanarak dünya genelinde ülkelere uygulanacak yüzde 10'luk gümrük vergisi oranını derhal geçerli olmak üzere yüzde 15 seviyesine çıkaracağını belirtti.

Görüldüğü üzere her geçen gün küresel ekonominin kurallarını değiştiren yeni uygulamalar hayata geçirilirken bölgesel birliklerin, uluslararası kuruluşların ve ortaklıkların küresel ekonomi dünyasında egemen güç haline gelme çabalarında da bir artış söz konusu. Bu bölgesel birlikler ve hızla artan serbest ticaret anlaşmaları gelecekte dünya ekonomisinde etkinliklerini artırabilir. Ancak bu yapılanmanın küresel denklemi çok bilinmeyenli hale dönüştüren ve çarpan etkisi yaratan korumacı politikalarla mücadelede de ne kadar başarılı olacağı zaman içerisinde görülecek. Zira bir yandan yeni anlaşmalar yapılırken diğer yandan dondurulan anlaşmalar da söz konusu. Nitekim Trump yönetiminin gümrük vergisi programına ilişkin yarattığı politika belirsizliği ve ABD Yüksek Mahkemesi'nin son kararı sonrası AB’nin, ABD ile ticaret anlaşmasını dondurmaya hazırlanması bunun önemli bir örneğini oluşturuyor.

Ekonomi tarafında bu gelişmeler yaşanırken ABD’nin askeri müdahaleleri de küresel süreçteki belirsizlikleri artırıyor. Son olarak ABD’nin İran’a yakın bir zamanda bir operasyon başlatmayı ciddi şekilde düşündüğü ve savaş çıkacak mı endişesi nedeniyle dünya diken üzerinde.

Hal böyle olunca ekonomik ve siyasal alandaki değişmelerin yol açtığı yeni dünya düzensizliği küreselleşme sürecinin yeni bir evresi olarak hakimiyetini genişletecek gibi görünüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serap Durusoy Arşivi

Aynı yönde devam

15/01/2026 07:00

Yastık altına umut bağlamak

11 Aralık 2025 Perşembe 07:00

İyimser Büyüme ve Enflasyon Verisi

04 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Yoksulluğa Kavramsal Çözüm

27 Kasım 2025 Perşembe 07:00

Gıda Enflasyonu Korkutucu

13 Kasım 2025 Perşembe 07:00

En büyük meselemiz Açlık ve Yoksulluk

06 Kasım 2025 Perşembe 07:00