Oy vermezsen mahzun kalırsın

Hatay’a gidip “Merkezi yönetim ile yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa, o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” diyenle “Bizde CHP'li belediye başkanları gibi 'oy yoksa hizmet de yok' diye milleti açık açık tehdit etmek olmaz” diyen kişi aynı kişi. Aynı Akape Genel Başkanı. Aynı Cumhurbaşkanı. Aynı Recep Tayyip Erdoğan.

Ahali ilk lafı da alkışlıyor, ikincisini de.

Seçmenin aptal yerine konulmaya itiraz etmesi gerekir oysa. İtiraz etmez ve meydanı boş bırakırsa aptal yerine konulmaya devam eder.

Alkışlamayacaksın.

Kendi bozuk davranışını başkalarına yakıştırmanın psikolojide yeri var. “Psikolojik yansıtma” deniyor buna. Kişinin genellikle kendisiyle ilgili olumsuz ve kabul edilemez duygularını, dürtülerini veya özelliklerini başka bir kişiye, canlıya, nesneye veya gruba aktarmasını içeren bir savunma mekanizması olarak tanımlanıyor.

Psikolojik yansıtma olgusu ilk kez Sigmund Freud tarafından kavramsallaştırılmış. Bu nedenle "Freudyen izdüşüm" olarak da adlandırılıyor.

Ama bugünkü sorunumuz salt psikolojik değil. Sorun sınır tanımayan bir vahşi karalama kampanyasının siyaseten bir getirisi olmasıdır.

Bu ülkede montaj videolarla seçim kazanılabilmesidir sorun.

Pahalılığın müsebbibinin Bay Kemal olduğuna inandırılan kitlelerin olmasıdır sorun.

CHP’nin İstanbul’da aday çıkarmasın diye DEM Parti’yle ‘demlendiğini’ haykıran Bahçeli Beyin bu iddiasını ayakta alkışlayan insanların, aynı Bahçeli Beyin DEM İstanbul’da aday çıkarınca bunun bir sinsi oyun olduğunu söylediğinde aynı coşkuyla alkışlamasıdır sorun.

Sorun aptal yerine konan ahalinin buna itiraz etmemesi ve kendisini aptal yerine koyanların ekmeğine yağ sürmesidir.

Bunları söyleyince de hücum ediyorlar “Seçmene kabahat atıyorlar” diye.

İyi de...

Hiç mi yok kabahati seçmenin?

***

Nankörlüğün daniskası

Adam teknik olarak CHP milletvekili. CHP sayesinde, CHP listesinden milletvekili olmuş. 31 Mart’ta CHP adayı İmamoğlu’na değil, Murat Kurum’a oy vereceğini söylüyor.

“CHP’den seçildiniz, nasıl böyle bir siyasi tavır ortaya koyarsınız?” diyen CHP’lilere çatıyor utanmadan, sıkılmadan. “Biz bağımsız bir siyasi partiyiz, bir iş birliği yaptık, o iş birliği bitti, özgürüz” diyor.

Altılı masa mensubu diğer bir siyasi parti liderine soruyorlar “İstanbul’da aday çıkaracak mısınız” diye. “Çıkaracağız” diyor. “Çıkarmamak bir siyasi partiyi desteklemek anlamına gelir” diyor. Binde yarım oy alamayacaklar. Ama aday çıkaracaklar. Çıkarmazlarsa bir siyasi partiyi desteklemek anlamına gelirmiş. Yani CHP’yi. Sayesinde 15 milletvekiline sahip oldukları CHP’yi.

Nankörlük diyoruz buna.

Ama siyasette nankörlük de var besbelli...

***

Piyango

Krallar piyango bileti almaz, bilir misiniz?

Cumhurbaşkanları da almaz. Başbakanlar da.

Yasak olduğu için değil. Korkarlar. “Ya çıkarsa maazallah?” diye düşünürler. Öyle ya. Ya çıkarsa?

Başbakana büyük ikramiye çıksa işkillenmez misiniz?

Veya milletvekiline deprem konutu?

Krallar piyango bileti almaz. Ahlaki bir meseledir.

Milletvekilleri de deprem konutu kurasına katılmazlar. Ahlaki bir meseledir.

***

İzmir, Çankaya, Kadıköy, Beşiktaş...

CHP’nin banko seçim bölgeleri. “Ceketimi koysam kazanır” dediği yerler. Başkaları da var.

Ey CHP! Koysana o ‘nasılsa kazanacağız’ dediğin yerlere ülkeyi sarsacak adayları.

Kadıköy’e bir LGBTİ adayı. Çankaya’ya bir ateisti. İzmir’e bir “gâvuru.”

Bunu CHP yapmayacaksa hangi parti yapacak?

CHP’nin kurtuluşu Akape’ye, MHP’ye, Zafer’e, İyi’ye, BBP’ye, HüdaPar’a ve diğer bilumum özgürlük düşmanı partilere benzemekten vazgeçtiği gün başlayacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi