Aynur

Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edeceklerdi. Öyle söz vermişlerdi. Millet de inandı onlara. Verdi iktidarı.
Yirmi yıl sonra bugün ülkemin gündemi yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar.
İktidar ve uzantıları konser yasaklamaya başladılar şimdi de.
Aynur Doğan konserlerini yasakladılar Derince ve Bursa’da. Neden? Kürtçe söylüyor.
Melek Mosso’yu yasakladılar. Neden? Fazla dekolte. Ahlakını bozarmış Ispartalı’nın. Ispartalı’nın ahlakı şimdi Seda Sayan’a emanet. Şükürler olsun.
Dersim’li Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin konseri yasak. Neden? Alevi müziği.
Bitlis Eren Üniversitesi Bahar Şenliği programında yer alan Stêrka Karwan müzik grubunun konseri iptal. Neden? TBMM zabıtlarında kayda geçirildiği gibi, “anlaşılamayan bir dilde” şarkı söyleyecekleri için.
Akapeli Pendik Belediyesi, Niyazi Koyuncu’nun konserini iptal ediyor. Neden? “Kurumun görüş ve değerlerini paylaşmaması”. Öyle ya, “Bir daha gel Samsun’dan, sarı saçlım, mavi gözlüm” filan demeye kalkar. Maazallah!
Zafer Partisi Genel Başkanı, büyük Türk demokratı Ümit Özdağ’ın hedef göstermesi sonrası Pontus müziğinin temsilcisi Apolas Lermi’nin konseri organizasyon tarafından iptal edildi. Neden? Neden olacak? Pontus işte!
Burhan Şeşen, ODTÜ’de yapılması planlanan konserlerin rektörlük tarafından iptal edildiğini duyururken, “Bu kararı alan, buna göz yuman kim varsa net olarak kötüdür” dedi.
Evet kötü bunlar. Hepsi.
Kürtçe müzik yapan Mem Ararat’ın, 29 Mayıs Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi konseri valilik kararıyla yasaklandı. Gerekçe? “Kamu güvenliği”.
İspanyol kemancı ve müzisyen Ara Malikian’ın Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği Ankara Kültür Yolu Festival programı kapsamında vereceği konser de iptal edildi. Gerekçe? Belli değil mi? Adına baksanıza. Af buyrun Ermeni…
İçiniz daraldı değil mi?
● ● ●
Cumartesi akşamı Aynur Doğan’ın Harbiye açık havadaki konserine gittik.
Ben Aynur Doğan’ı on beş-yirmi yıl önce keşfettim. Dinlediğim ilk şarkısı Ahmedo oldu. Tek bir kelimesini anlamadığım o Kürtçe şarkı ve insanın içine işleyen o olağanüstü ses büyülemişti beni.
O gün bugün Youtube’da, dijital ortamlarda arar dinlerim Aynur’u. İstanbul konserini kaçıramazdım.
Harbiye Açık Hava’yı hıncahınç dolduran dört bin seyirci Aynur’un bütün şarkılarını biliyorlardı. Hepsine eşlik ettiler. Duygulandırıcı bir sevgi gösterisiydi Cumartesi akşamı tanık olduğumuz.
Özgün Kürt ezgileri hepimizi çoşturdu. Heyder, Yar meleke, Dar hejiroke, Keçe Kurdan…
Ve esas caz’dı Aynur’un söylediği.
Aynur Doğan’ın arkasında beş kişilik bir orkestra vardı. Piyanist Azeri. Kontrbasçı Kanadalı. Baterist Fransız. Saksafoncu Yeni Zelanda’lı. Klarnetçi Erzincan, Kemaliye’den. Hepsi birbirinden iyi müzisyenler.
Aynur Doğan bugün dünyada Kürt müziğinin en tanınan şarkıcısı. Kürt ezgilerini caz formunda yorumluyor. Hatta bana sorarsanız, Aynur sesi ve tekniğiyle günümüzün en büyük kadın caz solistlerinden biri. Haftaya Avrupa yollarına düşecek yine. Almanya ve Hollanda’da konserleri var.
Cumartesi akşamı o muhteşem ortamda farklı düşüncelere kapıldım.
Ülkemizin nüfusunun beşte biri Kürt. Ve ben Kürtçe tek bir kelime bilmiyorum.
“Günaydın”. “Teşekkür ederim”. “Nasılsın?”. “Seni seviyorum”…
Ben bunların hiçbirinin Kürtçesini bilmiyorum.
Utandım. Kendimi çok ayıpladım. İstesem de öğrenebilir miydim? Bilmiyorum. Yine de benim ayıbım…
Çok güzel bir konserdi. Müziğin sevinci de, acıyı da ne denli güçlü bir şekilde anlattığına bir kez daha tanık olduk. Dört bin kişi birlikte coştuk, birlikte duygulandık. Zaman zaman boğazımız düğümlendi, gözlerimiz buğulandı.
Aram Tigran “Dünyaya bir daha gelirsem ne kadar tank, tüfek ve silah varsa hepsini eritip saz, cümbüş ve zurna yapacağım” demişti.
Çok güzel bir konserdi.
Her biji Aynur. Sen çok yaşa.
Keşke Derince’liler de Bursa’lılar da aynı güzelliği yaşayabilselerdi…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi