Büyük gece!

Bu hafta sonu İstanbul yine güzel etkinliklerle dolu. Yapı Kredi Kültür Sanat’ın üçüncü kez düzenlenen “Sanat Dünyamız Film Günleri” de Cuma’dan bu yana devam ediyor.

23-26 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşen film günlerinin bu yılki tema başlığı “Kim Kimi Yiyor?” ve tahmin edileceği gibi yeme-içme alanına dokunan bir seçki sunuluyor. Besin kaynaklarının dağılımından gıda aktivizmine, açlık ve tokluk ikiliğine, göç-yemek ilişkisine; kısacası yemeğin kültürel ve zamansal boyutlarına odaklanan seçkideki iki filmi de YKY’den çıkan Obur Zihin kitabının yazarı John S. Allen seçmiş.

Cuma akşamı filmlerden birkaçını izlemek için ben de Yapı Kredi Kültür Sanat’taydım. John Allen’ın önerisiyle festivale dahil olan 1996 yapımı Big Night, günün yıldızı idi. Düşünün; yönetmeni Stanley Tucci ve Campell Scott olan bir filmden söz ediyoruz. Üstelik ikisi de filmde oyuncu olarak yer alıyor, hatta Tucci başrolü üstleniyor… Başka kimler yok ki; Isabella Rosellini mi istersiniz, Minnie Driver mı dersiniz, yetmediyse Marc Anthony verelim? Gerçekten inanılmaz iyi ve güçlü bir oyuncu kadrosuyla 1950’lerin New Jersey’inde geçen film, Amerikan rüyasına kapılıp İtalya’dan buralara gelen iki kardeşin öyküsü. Büyük ağabey Primo -Tony Shalhoub - çok yetenekli bir aşçıdır, adeta bir sanatçı… Kardeşi Secondo ise restoranı idare eder.

İki kardeşin açtığı Paradiso lokantası iki yıldır fırtınalı denizde karaya oturmamak için direnmiş, İtalyan mutfağının spagetti ve köfte olduğunu zanneden ve öğrenmemekte ısrar eden Amerikalı müşteri karşısında yelkenleri indirip artık batmak üzeredir film başladığında… Primo bildiği mutfaktan zinhar ödün vermez, “Mutfağım öleceğine ben öleyim daha iyi” der. Secondo ise ne yapıp yapıp Amerika’da başarmak, “yırtmak” istemektedir; araba bile kullanmayan, az konuşan, hoşlandığı çiçekçi kızı gezmeye davet edemeyen ağabeyi gibi değildir ki o: Cadillac kullanmak, kızlarla gezip tozmak, yükselmek istemektedir. Film ilerledikçe isimleri bile hem yaşları hem aileden gelen yemek tutkusu hem de değerleri ile ilgili bize bir şeyler söyleyen iki kardeş arasındaki mizaç farklılığı iyice ortaya çıkarken, birbirlerine olan derin sevgileri de her türlü fikir ayrılığının üstesinden gelecek gibidir.

film-afis

Sanılmasın ki yozlaşmaya teşne olan Secondo filmde tatsız, itici bir tip… Düşünüyorum da filmde Paradiso’nun belki de batmasına neden olan restorancı “dost”ları Pascal bile itici değil. Filmdeki tüm karakterler olduğu gibi, iyisiyle kötüsüyle son derece sevimli, son derece insan… Secondo’nun bankaya borcunu ödemek için Pascal’dan borç istemesiyle başlayan olaylar ise, işleri filme adını veren Büyük Gece’ye kadar getiriyor. Pascal para veremeyeceğini, ama ünlü caz müzisyeni Louis Prima’yi Paradiso’ya getireceğini, bir parti vermelerini, bunun rüzgarıyla lokantanın dolup taşacağını söyleyince Secondo ağabeyine işin Pascal kısmını anlatmadan parti hazırlıklarına başlıyor.

“İyi Yemek Tanrı’ya Yakın Olmaktır”

O Büyük Gece için neler hazırlamıyorlar ki; aperitiflerle başlayan gecede masaya oturulduğunda hemen herkes şarap içip dans etmekten yorgun ve sarhoş zaten. Bir konsome ile başlayan gece üç çeşit risotto ile devam ediyor. Ardından makarnalar, et ve balık yemekleri adeta geçit yapıyor. Ama asıl gürültü, gün boyu büyük özenle yapılan ana yemeğin sofraya taşınmasıyla kopar: Timpano!

whatsapp-image-2026-01-24-at-13-49-14

Büyük bir pastaya benzeyen ve Stanley Tucci’nin kendi ailesinin Amerika’ya göçerken Calabria’dan getirdiği bu yemek, adından da anlaşılacağı gibi davul biçiminde; kat kat dizilmiş makarnanın içi sucuk, peynir, haşlanmış yumurta, avuç avuç rendelenmiş pecorino romano ve köftelerle doludur ve bir pasta gibi kesildiğinde tüm bu içindekiler kocaman dilimin içinden şaşkınlıkla izleyen masadakileri selamlar… Film eleştirmeni Roger Ebert timpano’nun dilimlendiği sahneyi izlerken izleyicinin “saf bir mutlulukla iç çektiğini” anlatır; o kadar haklı ki! O anda salonda hepimiz saçma bir mutlulukla gülümsüyorduk! Ama sadece o anda mı? Kardeşler gün boyu geceki ziyafet için hazırlanırken, timpanoyu da el birliği ile yaptılar; makarna hamurunu açışları, elleriyle makarnaya şekil verişleri, yumurtaların haşlanması, köftelerin yoğrulması… Bütün süreci izledik ve o sırada da zaten gülümsüyorduk.

Ve gecenin sonunda, Louis Prima’nın bu partiden haberinin bile olmadığı, Pascal’ın restoranı batırıp yetenekli kardeşleri kendi restoranında çalışmak zorunda bırakma hesabıyla onlara oyun oynadığı ortaya çıkar. Gecenin başında rengarenk çiçeklerle bezeli, masa örtüsü, kumaş peçeteleri ile bir kraliyet sofrasını andıran masa sabaha karşı dökülmüş yemekler, itilmiş sandalyeler, boş grappa kadehleri, uyuklayan konuklarla adeta Paradiso’nun geleceğinin de bir simgesi gibi karşımızdadır. Ama yaşanmıştır, en azından ve gerçektir… Primo ve Secondo’nun kar beyazı, jilet gibi önlük ve ceketleri ettikleri kavgadan sonra kırış buruştur, saç baş dağılmış, o an için moraller bozulmuştur. Yine de konukların tümü bunun hayatları boyunca yiyebilecekleri en güzel yemek olduğunu, harika zaman geçirdiklerini söyleyip teşekkürlerle ayrılırlar.

Ve artık sabah olmak üzeredir; Primo ortada görünmemektedir. Garson – ki kendisi hiç konuşmadan mükemmel bir yan rol oynayan Marc Anthony’dir ve sessiz film dönemini anımsatan şahane bir performans sergilemiştir filmde – tezgahta uyuklarken Secondo mutfağa girer ve çırpılmış yumurta yapar.

Hani bazı filmlerde “Böyle de bitsin, daha bir sahne bile eklemesinler” diye dua edersiniz ve o film de öylece biter ya; işte Big Night da öyle bir sahneyle bitiyor.

Belki bu filmi seçkiye göç mutfağını işlemek için koydular ve gerçekten de spagetti köfteden çıkıp risotto’yu anlayamayan Amerikalılarla İtalyan mutfağı ilk zamanlarda çok zorlandı Amerika’da ama ben filmi izlerken bu yönüne odaklanmadım. En zor koşulda bile sofranın o birleştiren, doğal akışında mutlu eden yanı, işine aşık bir ustanın mutfağına adeta taparcasına inancı ve o inancın getirdiği dirençli gücü, İtalyanların bugün de takdirle takip ettiğim köklerine olan sevgileri ve bağlılıkları üzerinden izledim daha çok. Bir de o mutfağın güzelliği!

Big Night’ı izlemediyseniz izleyin. İzlediyseniz tekrar izleyin. Louis Prima’nın da dahil olduğu film müzikleri de apayrı bir mutluluk kaynağı. Nasıl “Julie & Julia” Fransız mutfağını Amerikalılara öğretmek üzere bir çabanın harika filmiyse, Big Night da İtalyan mutfağını Amerikalılara kabul ettirme çabasının tatlı mı tatlı hikayesi. Stanley Tucci’nin her iki filmde de yer almasına ne demeli? Filmleri, kitapları, belgeselleri ile sadece İtalyan mutfağının değil, bence genel bir kavram olarak mutfağın koruyucu meleği, o…

KİM KİMİ YİYOR? 25-26 Ocak Programı

kutu

25 Ocak Pazar

13:00
Toplayıcılar

Yönetmen: Agnès Varda, Aslı Ildır ile Film söyleşisi

16:00
Aile Yemeği
Yönetmen: Tuğçe Sönmez
Yönetmenin katılımıyla

Yıkım İçin İştah
Yönetmen: Zehra Eda Sert
Yönetmenin katılımıyla

19:00
Mutfakta Göstergebilim
Yönetmen: Martha Rosler


Papatyalar
Yönetmen: Vera Chytilová
Ayça Çiftçi ile Film söyleşisi

21:30
Işığın Askerleri
Yönetmen: Johannes Büttner, Julian Vogel


26 Ocak Pazartesi
16:00
Tuzu Bizim Tarafa Uzat
Yönetmen: Larissa Sansour, Youmna Chlala
Anima*
Yönetmen: Yusuf Emre Yalçın
Çiçek Adası
Yönetmen: Jorge Furtado


18:00
Performans: “KYKEON”
Sanatçı: TUNCA

19:00
Söyleşi: “Kim Kimi Yiyor?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Esin Sungur Arşivi

2025’te iyi şeyler de oldu!

04 Ocak 2026 Pazar 07:00

2025’te neler yaşadık?

28 Aralık 2025 Pazar 07:00

Ülke mutfakları nasıl serpiliyor?

14 Aralık 2025 Pazar 07:00

Ülke büyüyor, tarım küçülüyor

07 Aralık 2025 Pazar 07:00

Gıda zehirlenmeleri artışta!

30 Kasım 2025 Pazar 07:00

İklim konferansı alev alev!

23 Kasım 2025 Pazar 07:00

Şef Raoni ormanlar için konuştu

16 Kasım 2025 Pazar 07:00

Amazon ormanları kurtulacak mı?

09 Kasım 2025 Pazar 07:00