Kuzeyden güneye eriyen buzlar

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl nadir toprak elementleri nedeniyle Grönland’la yatıp Grönland ile kalkmasının ardından şimdi de benzer bir konuyla Antarktika gündemde… New York Times’ta yayımlanan bir analiz Antarktika’da buzların altından çıkabilecek milyarlarca dolarlık maden potansiyeline dikkat çekti.

Küresel enerji dönüşümünün hammaddeleri olan bakır, altın, platin, kobalt ve demirden bahsediliyor. Elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, batarya teknolojilerinden savunma sanayine birçok alanda bu maddelere ihtiyaç var. Kısacası, iklim kriziyle eriyen buzullar, her bölgede ekonomik iştahı açığa çıkarıyor.

Grönland, nadir toprak elementleri ve uranyum potansiyeli nedeniyle uzun süredir küresel şirketlerin radarında. Son olarak da geçen yıl Trump sayesinde yıldızı iyice parladı. Ada yönetimi bir dönem madencilik projelerine kapıyı aralamış, ardından çevresel kaygılar ve yerel halkın baskısıyla bazı projeleri askıya almıştı. Küçük bir toplum da olsa, dünya devleri arasında dengesini bulmaya çalışıyor. Son olarak bölgeye gelmek isteyen yatırımcıların daha sıkı kontrolden geçirileceği bir sistemi hayata geçirmeye çalışıyorlar.

BUZ KITASINI NELER BEKLİYOR?

Kuzey Kutbu tarafında bunlar olurken, güney kutbunda, Antarktika’da ise benzer sebeplerle farklı şeyler oluyor. Gelin önce kısaca bu buz memleketinin durumuna bir göz atalım: Antarktika’nın bugünkü hukuki statüsü, 1959’da imzalanan ve 1961’de yürürlüğe giren ve çok sayıda ülkenin taraf olduğu Antarktika Antlaşması ile şekillendi. Bu antlaşma kıtayı askeri faaliyetlerden arındırarak yalnızca barışçıl ve bilimsel amaçlara tahsis etti ve farklı ülkelerin yeni egemenlik taleplerini yasakladı. Böylece Antarktika'yı uluslararası bir alan haline getirdi.

Bu çerçeve daha sonra 1991’de imzalanan ve 7 yıl sonra yürürlüğe giren Antarktika Çevre Koruma Protokolü ile güçlendirildi. Protokol kıtayı “barış ve bilim için ayrılmış doğal rezerv” ilan ederek tüm ticari madencilik faaliyetlerini süresiz biçimde yasakladı ve çevre korumasını önceliklendirdi. Buraya kadar insan mutlu oluyor okurken, değil mi? Ama bu güzel protokol sonsuza kadar sürmüyor; yürürlüğe girdikten 50 yıl sonra - yani 2048’den itibaren - taraf devletlerin isterlerse düzenlemeleri gözden geçirebileceği bir mekanizma içeriyor.

Yapılan çalışmalar 2100 sonrası bölgedeki buzsuz alanların dramatik biçimde artabileceğini ve milyonlarca ton bakır rezervinin açığa çıkabileceğini öne sürüyor. Peki küresel talep bu kadar hızlı artarken, bölgeyi madenciliğe kapatan bu yasa daha ne kadar dayanabilecek?..

Grönland’da çoğunluğu Inuit kökenli olan yaklaşık 56 bin kişi yaşıyor. Ekonomileri balıkçılığa ve Danimarka’dan gelen mali desteğe bağlı, kırılgan bir yapıda. Bağımsız olmayı istiyorlar ama ekonomilerini nasıl devam ettirecekleri sorusu da masada. Madencilik yerli halka bir özgürlük ve ekonomik kalkınma anahtarı olarak sunuluyor, ne de olsa kendi gelirini üretmek, Kopenhag’a bağımlılığı azaltmak anlamına da gelebilir... Fakat madencilik büyük çevresel, sosyal ve kültürel riskleri de barındırıyor. Buna karşılık, bir buz kıtası olan Antarktika’da yerel halk yok. Halkı olmasa da, bilim insanlarının kıtada yürüttüğü araştırmalar iklim sistemini anlamamızı sağlıyor. Kıtadaki bir madencilik hamlesi, gezegenin dengesine müdahale anlamına gelebilir zira Güney Okyanusu’ndaki biyoçeşitlilik, küresel karbon döngüsünün önemli bir parçası. Buzulların geri çekilmesi zaten penguen kolonilerinden plankton popülasyonlarına kadar geniş bir zinciri etkiliyor. Üzerine bir de ağır sanayi eklenirse kim bilir neler olacak; yaşananların sonuçlarını öngörmek oldukça zor… Ekonomiyi döndürmek mi yoksa gezegeni korumak mı öncelikli, bizim de bunun kararını vermemiz gerekiyor.

Grönland ve Antarktika dünyanın iki ucundaki iki ayrı coğrafya. Ama aynı hikâyenin iki yüzü gibiler; buzun altından yeni ama insanlar için iyiye gitmeyen bir dünya düzeni çıkacağa benziyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Esin Sungur Arşivi

Büyük gece!

25/01/2026 07:00

2025’te iyi şeyler de oldu!

04 Ocak 2026 Pazar 07:00

2025’te neler yaşadık?

28 Aralık 2025 Pazar 07:00

Ülke mutfakları nasıl serpiliyor?

14 Aralık 2025 Pazar 07:00

Ülke büyüyor, tarım küçülüyor

07 Aralık 2025 Pazar 07:00