İğne mi, egzersiz mi? Zayıflama ekonomisi...

Bir dönem “Let’s Get Physical” diye bağırıyorduk. 1980’lerde zayıflamak demek; spor salonu, aerobik kaseti, ter, sabır ve biraz da toplu heves demekti. Jane Fonda kaseti takılır, taytlar giyilir, insanlar hem kilo verir hem sosyalleşirdi. Bugün geldiğimiz noktada ise zayıflama, büyük ölçüde bir iğne, bir abonelik ve bir bütçe kalemi haline gelmiş durumda.

Ozempic, Mounjaro ve benzeri ilaçların dünya genelinde bu kadar hızlı yayılması, sadece tıbbi bir gelişme değil. Bu tabloyu doğru okumazsak meseleyi “insanlar tembelleşti” diye geçiştiririz. Oysa ortada çok daha büyük bir hikâye var: zaman, para ve algı ekonomisi.

Önce rakamlara bakalım. Küresel zayıflama ve kilo yönetimi endüstrisi bugün yüz milyarlarca dolarlık bir pazar. Tahminlere göre bu pazar 250–300 milyar dolar bandına yaklaşmış durumda. Bu ne demek? Şu demek: Dünyadaki zayıflama ekonomisinin büyüklüğü, Finlandiya ya da Portekiz gibi ülkelerin yıllık milli gelirine denk. Yani mesele artık bireysel diyet değil, ülke ekonomisi ölçeğinde bir sektör.

Bu dev pastanın en hızlı büyüyen dilimi ise zayıflama ilaçları. Anti-obezite ilaç pazarının birkaç yıl içinde 90–100 milyar dolar büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Sadece ABD’de bu tür ilaçlara yapılan harcamalar son beş yılda katlanarak arttı. Sağlık sektörü açısından bakıldığında bu, inanılmaz bir ticari başarı. Ama işin toplumsal tarafını da görmek gerekiyor.

Şimdi gelelim vatandaşın cebine. Spor yapmanın maliyeti ile bu ilaçların maliyetini karşılaştıralım. Ortalama bir spor salonu üyeliği, gelişmiş ülkelerde ayda 40–70 dolar arasında. Yani yıllık 500–800 dolar civarında. Elbette bunun üstüne kıyafet, ulaşım, belki bir uygulama eklenir ama hâlâ makul bir çerçevede kalır.

ZAYIFLAMA İLAÇLARININ MALİYETİ

Zayıflama ilaçları ise bambaşka bir ligde. Bu ilaçların aylık maliyeti, erişim şekline göre 300 dolardan başlıyor, 1000 doların üzerine çıkabiliyor. Yıllık hesap yaptığınızda 4000 dolardan 15–16 bin dolara kadar uzanan bir tablo ortaya çıkıyor. Yani “kolay yol” denilen şey, aslında çoğu zaman çok daha pahalı bir yol.

Peki insanlar neden buna yöneliyor? Çünkü mesele sadece para değil, zaman. Günümüz şehir hayatında insanlar uzun saatler çalışıyor, düzensiz besleniyor, spor için gerekli sürekliliği sağlamakta zorlanıyor. Bir de üstüne sosyal medya baskısı ekleniyor. Filtrelenmiş bedenler, “önce-sonra” videoları, hızlı dönüşüm hikâyeleri… Zayıflamak artık sağlık hedefinden çok, görünürlük projesi haline geliyor.

Burada cinsiyet farkı da net. Veriler, kadınların bu piyasada hem daha fazla hedeflendiğini hem de daha fazla harcama yaptığını gösteriyor. Zayıflama ilaçlarına ilgi kadınlarda daha yüksek. Erkeklerde talep artıyor ama daha çok kas geliştirme ve performans ürünlerine kayıyor. Yani pazar, beden algısının toplumsal yükünü kadınların sırtına yükleyerek büyüyor.

BU İLAÇLAR ŞEKER DEĞİL!

Şunu da açık söylemek lazım: Bu ilaçlar “şeker gibi” şeyler değil. Etkililer, evet. Ama yan etkileri var. En sık görülenler mide-bağırsak sorunları: bulantı, kusma, ishal, kabızlık. Daha ciddi riskler de literatürde açıkça yazıyor. Üstelik ilacı bıraktığınızda kilonun geri gelme ihtimali oldukça yüksek. Yani bu, “aldım bitti” meselesi değil; sürekli takip, sürekli maliyet demek.

O yüzden 1980’lerdeki aerobik akımıyla bugünü karşılaştırdığımızda fark çok net: O dönem zayıflama bir emek hikâyesiydi. Bugün ise bir hız ve bütçe hikâyesi. İnsanlar kolaya kaçtığı için değil; zamanları olmadığı, baskı altında yaşadıkları ve hızlı sonuç beklentisine itildikleri için bu yolu seçiyor.

Sonuç olarak zayıflama artık bireysel bir karar değil, küresel bir ekonomi. Spor yapmak hâlâ en ucuz ve en sağlıklı yöntem. Ama sosyal medya, gelir dağılımı ve zaman kıtlığı insanları pahalı çözümlere yöneltiyor. Şunu unutmamak lazım: Bedende mucize yok. Ne kadar para harcarsanız harcayın, işin özü hâlâ denge, süreklilik ve doğru yönetim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Alkin Arşivi

Kime göre, neye göre lüks?

29 Aralık 2025 Pazartesi 07:00

Et fiyatları

22 Aralık 2025 Pazartesi 07:00

Tevatür ile iş yapmak yanlış

15 Aralık 2025 Pazartesi 07:00

Altın tekrar rekorlara koşacak mı?

08 Aralık 2025 Pazartesi 07:00