Emre Alkin
Ekonomi yönetimi enflasyonu raydan çıkarmasın yeter…
Haber ajanslarından yansıyan veri ile ve piyasa analizlerini birleştirdiğimizde, karşımızdaki tablo sadece geçici bir fiyat artışını değil, ekonominin geneline yayılmış kronik bir maliyet baskısını işaret ediyor. Aylık %32,61 olarak kayıtlara geçen bu devasa yükseliş, enflasyonun artık sadece mevsimsel etkilerle açıklanamayacağını kanıtlıyor. Piyasa uzmanlarının ve haber merkezlerinin asıl dikkat çektiği nokta ise çekirdek enflasyondaki (enerji, gıda, tütün ve altın hariç) korkutucu seyir. Hem aylık hem de yıllık bazda çekirdek enflasyonun bu denli yüksek gelmesi, fiyat artışlarının artık geçici şoklardan çıkıp kalıcı bir "fiyatlama davranışına" dönüştüğünü kanıtlıyor.
GEÇİCİ BİR ŞOK DİYEMEYİZ
Bu aylık tablonun en ürkütücü tarafı, çekirdek enflasyondaki (enerji ve gıda dışı) yüksek seyir. Eğer fiyat artışları sadece gıda ve ulaşımla sınırlı kalsaydı, "geçici bir şok" diyebilirdik. Ancak eğitimdeki %50,06’lık ve konuttaki %45,59’luk artışlar, enflasyonun ekonominin kemik yapısına işlediğini gösteriyor. Haber ajanslarının geçtiği analizlerde vurgulandığı üzere, çekirdek enflasyonun bu denli yüksek olması, yıl sonu enflasyon hedeflerinin de ciddi şekilde yukarı yönlü revize edilmesine neden oluyor. Piyasa uzmanları artık çok daha yüksek bir yıl sonu rakamına hazırlanıyor; çünkü kemikleşen fiyatları aşağı çekmek, sadece baz etkisiyle mümkün olmayacak gibi görünüyor.
Mutfaktaki yangın aylık artışın ana motoru olmaya devam ediyor. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu, %32,61’lik toplam aylık yükselişin aslan payını tek başına sırtlayarak hayat pahalılığının en büyük kaynağı olduğunu tescilledi. Sonra hemen arkasından, konut ve ulaştırma izliyor. Temel ihtiyaç maddelerindeki bu aylık şok dalgası, dar gelirli vatandaşın satın alma gücünü bir ay içinde dramatik şekilde eritmiş durumda.
Hizmet sektöründeki fiyat katılığı da gelecek dönem için umutları kırıyor. Lokanta ve konaklama grubundan gelen yüksek katkı, hizmetlerin de artık enflasyonu besleyen ana damarlardan biri olduğunu gösteriyor. Haber merkezlerinin dikkat çektiği bir diğer nokta ise "beklenti anketi" sonuçları. Aylık bazda bu denli yüksek gelen rakamlar hem üreticinin hem de tüketicinin "fiyatlar daha da artacak" korkusunu tetiklediği için yıl sonu beklentileri de hızla bozuluyor.
Sonuç olarak bu tablo bize şunu söylüyor: Çekirdek enflasyonun bu kadar dirençli olduğu ve temel ihtiyaç kalemlerinin (gıda, konut, ulaşım) aylık bazda bu kadar sert yükseldiği bir ortamda, enflasyonla mücadelede yolumuzun çok daha uzun olduğu açık. Eğer yapısal adımlar ve güven veren politikalar gelmezse, daha yılın yarısına gelmeden bile 12 aylık TÜFE’nin %32,61’lik seviyesi şu anki yıl sonu tahminlerini birer kağıt parçasına çevirebilir. Ekonomi yönetimi için artık en büyük başarı dezenflasyon değil, enflasyonun daha da yükselmemesi olur. Zaten 3 yıldır ortaya koyulan bir başarı yok.
Bu arada ilk 5 ayda enflasyon oranının sene başındaki %16'lık yıllık hedefi geride bıraktığını da söylemek istiyorum. Ekonomi yönetiminin öngörü konusunda ciddi sıkıntıları olduğu ortada.
Maalesef İran Savaşı ve diğer jeopolitik zorluklar varken, ne reçetenin ne de ekonomi yönetiminin değişmesi mümkün değil. Daha çekeceğimiz var, öyle gözüküyor.