Karayipler’de enerji tasfiyesi ve diplomasinin sonu

Karayipler’den gelen barut kokusu, bize sadece uyuşturucuyla mücadele değil, küresel bir "piyasa temizliği" hikayesi anlatıyor. ABD yönetimi, Venezuela’ya yönelik hamlelerini "narko-terörizm" kılıfıyla servis etse de, veriler bu anlatının devasa bir kara propaganda olduğunu kanıtlıyor.

%8 İÇİN Mİ BU SAVAŞ?

Birleşmiş Milletler (UNODC) raporları gerçeği net bir şekilde ortaya koyuyor: ABD’ye giden uyuşturucu trafiğinin %74’ü Pasifik, %16’sı ise Batı Karayip üzerinden akıyor. Hedef tahtasındaki Venezuela’nın payı ise sadece %8.

111.jpg

ÜRETİM MERKEZİ DEĞİL, BİR "DURAK"

Venezuela, uyuşturucu üreten değil, coğrafi konumu nedeniyle sadece "durak" olan bir ülke. Ancak Washington, bu teknik ayrımı kasten görmezden gelerek tüm bölgeyi bir "narko-etiket" ile kuşatıyor. Trump’ın, asıl üretici olan Kolombiya’nın Cumhurbaşkanı Petro’yu doğrudan "kokain fabrikası sahibi" olmakla suçlayıp "kendine mukayyet olsun" diyerek tehdit etmesi, diplomasinin selasının okunduğunun resmidir. Bu, uyuşturucuyla mücadele değil, planlı bir politik ve ekonomik tasfiye operasyonudur.

Dahası, ABD sokaklarındaki trajediye yakından bakalım. CDC (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) verilerine göre, uyuşturucu kaynaklı ölümlerin asıl faili Venezuela üzerinden gelen kokain değil; hızla tırmanan Fentanil ve sentetik opioidler. Bu maddelerin ana üretim merkezi ise Venezuela değil, Meksika’dır. Yani hedef "hayat kurtarmak" olsaydı, namluların çoktan başka yöne dönmesi gerekirdi.

2222.jpg

"BİRİLERİNİN ÜRETMEMESİ GEREKİYOR" STRATEJİSİ

Yazının can damarı ise toprağın altında saklı olan 303 milyar varil petrol rezervinde değil, bu rezervin piyasaya çıkıp çıkmamasında yatıyor. Petrol çağı, petrol bittiği için değil, arzın aşırı artması ve petrolün stratejik önemini yitirmeye başlamasıyla sona eriyor.

Artık dünyanın en büyük üreticisi Rusya veya Suudi Arabistan değil, bizzat ABD’dir. Guyana ve Gabon gibi yeni oyuncuların da arza dahil olduğu, talebin ise 4-8 yıl içinde doyma noktasına ulaşacağı bir dünyada tek bir kural işliyor: "Piyasada fiyat istikrarı için birilerinin üretim yapmaması gerekiyor."

İşte "narko-devlet" etiketi burada devre dışı bırakma silahı olarak devreye giriyor:

ABD’nin önceliği Venezuela petrolünü almak değil, Venezuela’nın bu petrolü satamamasını sağlamaktır. Hemen yanı başındaki Guyana’da üretim artarken, Venezuela "suçlu" ilan edilerek sistem dışına itiliyor. ⁠İran ve Rusya da tıpkı Venezuela gibi, narko-terörizm veya işgal gerekçeleriyle piyasadan dışlanarak ABD ve ortaklarına pazar alanı açılıyor.

PETROLÜN "KÖMÜRLEŞMESİ"

2030’lu yıllarda petrol, tıpkı bugün kömürün olduğu gibi "kritik ama stratejik olmayan" bir kaynak haline dönüşecek. Trump, petrolün bu "kömürleşme" sürecinden önce, son büyük vurgunu yapmak ve rakiplerini (başta Çin’in ana tedarikçisi olan Venezuela) saf dışı bırakmak istiyor. Trump, Putin’in Ukrayna’da açtığı "egemenlik ihlali" kapısından girerek, narko-savaş bahanesiyle enerji piyasasında bir "temizlik" yapıyor.

Görünen o ki mesele hiçbir zaman "beyaz toz" olmadı. Mesele, petrol çağı kapanırken arz fazlası olan bir piyasada kimin oyun dışı kalacağı kavgasıdır. Trump Kongre’yi devre dışı bırakarak uluslararası hukuk normlarını yıkan bu hamlesi, sadece bir rejim değişikliği değil, tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişe çekilen bir resttir. Artık dünyada hiçbir ülkenin egemenliği, Washington'un "arz kısıntısı" listesine girmeyecek kadar güvende değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yağız Kutay Arşivi

Etiket dansı başladı

30 Aralık 2025 Salı 07:00

2026 Asgari Çıkmazı

23 Aralık 2025 Salı 07:00

Türkiye 2026’da ara durakta

16 Aralık 2025 Salı 07:00

Türk Lirasının latte ederi

02 Aralık 2025 Salı 07:00

Milei başarılı mı?

18 Kasım 2025 Salı 07:00

Ev sahibi olamayan kuşak

11 Kasım 2025 Salı 07:00

Bordro Nefes Alır, Etiket Koşar

04 Kasım 2025 Salı 07:00

Söylem dezenflasyonu

28 Ekim 2025 Salı 07:00

Reel Sektörün Aynası

21 Ekim 2025 Salı 07:00