Santraforsuz Olmaz Diyenlere

Fenerbahçe 30 dakika oynadı, 3 gol attı, 3 puan aldı. Maçın 15. Dakikasında atılan penaltının ardından, ilk yarı bitene kadar şiir gibi bir top oynadı Sarı Lacivertliler. İkinci yarıda üç farkın rahatlığıyla tempoyu düşürdüler. Bir kornerde kaleci Ederson’un hatasıyla tek gol yedilerse de rakibe pozisyon da vermediler.

Aslında tribünler Kante’yi ve yeni transferleri seyretmeye gelmişti. Bakmayın siz bir grup karamsarın “Santraforumuz yoook” feryatlarıyla moral bozduğuna. Guendouzi, Musaba, Kante, Cheriff bir kış ara dönemi için tatmin edici transferler. Bu ekibe Asensio ve Talisca’yı eklenince rekabetçi bir takım oluyor.

Santrafor krizi yaşayanların kasıtları “pivot santrafor”. Oysa Hocanın elinde santraforda oynatabileceği Talisca, Cheriff ve zaman zaman milli takımda olduğu gibi Kerem var. Asensio’yu da bu pozisyonda kullanabileceğini söylüyor Tedesco.

Nitekim Talisca santrafordaydı. Bu yerleşim en çok Asensio’ya yarıyor. Sağ açıkta oynamaktan kurtulan Asensio 10 numara pozisyonunda hem Talisca’yı besliyor, hem orta sahayı derleyip toparlıyor hem kendisi gole yaklaşıyor. Asensio’dan zaman zaman Alex tadı alan bir ben miyim?

Fenerbahçe, Son dönemde iyi bir çıkış yakalayan Gençlerbirliği’ne karşı ilk yarıda üç gol bulurken, Kante henüz uyum sağlayamadığı için etkili değildi ama birinci bölgeden ikinci bölgeye top çıkarmakta kendisine çok iş düşecek. Kante- Asensio-Talisca veya Kante-Asensio-Kerem paslaşmaları Fenerbahçe’yi merkezden rakip ceza sahasına taşıyacak.

Fenerbahçe ilk yarıda kanatları da etkili kullandı. Solda Mert Müldür, başta ben ve sütun komşum İbrahim Can olmak üzere kendisini çokça ve ağırca eleştirenleri mahcup edercesine oynadı. Her sol kanat atağında vardı, etkili bindirmeler yaptı, Kerem’i de iyi besledi, golünde de asist yaptı. Sağda da Semedo sakatlıktan gerçek anlamda kurtulduğunun işaretlerini veriyor. Nene de her maç “buradayım” diyor.

İkinci yarı, kornerden gelen ortaya Ederson’un tek yumruğu kısa düşünce yenilen golle başladı. Takımı hareketlendirmek için 3 değişiklik yaptı Tedesco. Önce Kante’nin yerine İsmail’i, sonra her topu kaleciye vermeye başlayan Çağlar’ın yerine Yiğit Efe’yi, yorulan Kerem’in yerine Musaba’yı oyuna aldı. Son on dakikada da Cheriff ve Fred’e şans verdi. Ama bu değişiklikler de pek işe yaramadı, oyun ve skor değişmedi. Sadece Fred’in istekli oyunu dikkat çekiciydi.

Bu arada Mert Müldür düştüğünde bu durumdan yararlanmayıp duran, gol pozisyonunu kullanmayan Gençler Birliği’nin genç oyuncusu Oğulcan Ülgün’ü de gözlerinden öpüyoruz. Umarız birilerine örnek olur.

Bu maç şunu gösterdi ki inanmak ve desteklemek lazım. Şunu da hiç unutmamalı, sahada olan mücadeleden daha fazlasını saha dışında vermek gerekiyor. Galatasaray-Rize maçındaki rezaletler bunu net biçimde ortaya koyuyor. Pivot değil astronot santrafor alsanız bu Galatasaray, TFF, MHK , troller işbirliğine güç yetiremez.

Hakem Ali Şansalan bugün kendisine neden “Ali Şansçalan” lakabı takıldığını ispatlar gibiydi. Birkaç metre önünde, şemsiye kadar açık ele çarpan topa penaltı vermeyen Şansalan, VAR zoruyla beyaz noktayı gösterince utanmadı mı acaba? VAR’dakiler “kör müsün sen?” demişler midir? Yalnız penaltıda değil vermediği her kritik pozisyonda can havliyle kulaklığını gösterip “VAR’ın emrini bekliyorum” diyen şahıs kendisine hangi hakla hakem diyebilir ki? Elindeki düdükten ne farkın var, olsa olsa VAR’daki adamın düdüğüsün sen.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi

Dokunuşlar...

02/02/2026 22:55

Kim kimden bıktı?

25/01/2026 22:55

Nazar boncuğu

22/01/2026 23:59

Tedesco’nun derbi sorunsalı

23 Aralık 2025 Salı 23:35

Çok acayip işler

20 Aralık 2025 Cumartesi 21:10

İçerde 4 dışarda 4…

15 Aralık 2025 Pazartesi 22:28

Akıllı, becerikli, şanslı futbol

12 Aralık 2025 Cuma 01:34