Aytuna Tosunoglu
Tercihin kanıtı
Ankara’daki mazgal konusu önemli. Hani şu asfaltla sıfırlanmış, özenli mazgal…
Merak ettim, NATO Toplantısı’na misafir ülkeler hangi araçla götürülecekler, getirilecekler diye. Kabaca üç model uygulanıyor. İlki, ev sahibi ülke (Türkiye) araç tahsis eder. Devlet başkanları, bakanlar bizimkilerin ayarladığı zırhlı lüks araçlara biner. İkincil olarak, özellikle güvenlik riski yüksek görülen büyük amcalar kendi zırhlı makam araçlarını getirir. En bilinen örneği ABD’nin “The Beast” (Canavar) adını verdiği zırhlı limuzinlerini önden kargo uçağı ile göndermesiymiş. Üçüncül olarak, karma bir model uygulanıyor. Yani, büyük amca kendi zırhlı aracını getirirken, heyet üyeleri, bakanlar, destek personeli bizimkilerin ayarladığı lüks araçlarla dolaşacaklar.
O Başka
Aracın içinde giderken sessizliğin sesi duyulacak. Nasıl mı? Bir kere kesin hepsinde havalı süspansiyon vardır. Sizin, benim arabayla giderken yol bozukluklarını ruhumuza kadar hissettiğimiz o iniş-çıkış, böbrek taşı düşürecek sarsıntı vs. olmuyor. Havalı süspansiyon biz ölümlülerin mekanik yaylı arabasında olmaz zaten. O başka bir şey.
Katmanlı Koltuk
Yetmezmiş gibi bu lüksün lüksü araçlarda milisaniyeler içinde sertliklerini değiştirerek çukur ve kasislere tepki veren, sıfırlayan “adaptif” amortisörler bulunuyor. Artı, kalın akustik camlar, kapı yalıtımları, özel lastikler sayesinde motor, rüzgâr ve yol sesi büyük ölçüde kesiliyor. Güçlü ses yalıtımından bahsediyorum. NATO Toplantısı’na giden nazenin popoların iliştirildiği kulaklardan bahsediyorum (estağfurullah). Çok katmanlı koltuklar da cabası bu lüks araçlarda. Titreşimi emen sünger var desem anlar mısınız? Aktif titreşim azaltma özellikleri taşıyor, o koltuklar. Arka koltukta oturup kahvesini içen bir devlet başkanı, fincanına baktığında kahvenin yüzeyi kıpırdamaz. Yolda ilerler ama hissetmez. Hareket vardır ama bedene ulaşmaz.
Öncelik
Misafirlere tahsis edilecek bu araçlar mühendislik sayesinde yol titreşimini zaten büyük ölçüde yok ediyor. Buna rağmen büyüklerimiz/seçtiklerimiz geçecek konvoy için mazgalları da milimetrik hassasiyetle yerleştiriyorsa, amaç artık yalnızca konfor değildir. O, sembolik bir özen gösterisidir. O zaman aklımıza şu soru gelir: Zaten sarsıntıyı hissettirmemek üzere tasarlanmış bir otomobil için bile yol kusursuzlaştırılıyorsa, aynı özen neden her gün o yoldan geçen yurttaşa gösterilmiyor? Yurttaş her gün o yolun bakım parasını ödemek için çalışmaya gidiyorken… Kamusal kaynakların hangi önceliklerle kullanıldığının hesabını soramıyorken…
O araç markalarının mühendisleri yıllarını titreşimi yok etmeye harcadı. Bizse “işini düzgün yapmak” mertebesine ulaşamadık. NATO Toplantısı sayesinde bir mazgalın yola olması gerektiği gibi monte edilebileceğini anladık. Herkes işini yaptı çünkü.
Sorun asfalt değil; kimin çukurdan korunmaya değer görüldüğü.
Yük
Oğuz Atay bir romanında mealen şöyle diyordu sanki; iyi yaşamak bilgiye dayanır… Ülkemizin insanları daha yaşamanın acemisidir… Onlara insan gibi yaşaması öğretilmemiştir henüz…
Bu mazgal konusu önemli. Çünkü adaletsizlik milimetrik bir mazgal kapağında görünür. Ve anlatır. Yapılabilecek olanın yıllarca yapılmadığını, seçtiklerimizin bize layık görmediği insan gibi yaşamı…