Uğur Emek
Beyaz et karteline denetim kayyumu
Beyaz et sektöründe haksız fiyat artışı gerekçesiyle sekiz ilde operasyon düzenlendi ve 13 şirkete denetim kayyumu atandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen şirketlere operasyon yapıldığını açıkladı.
Rekabet Kurulu bu şirketlere 2025 yılında kartel anlaşması yaparak fiyat belirledikleri için 3 milyar 704 milyon TL idari para cezası vermişti.
Ayrıca söz konusu Kurul kararı kapsamında beyaz et pazarında üretici/tedarikçi olarak faaliyet gösteren teşebbüslerin güncellenen satış fiyatlarını (fiyat listelerini) yeniden satıcıları dahil olmak üzere alıcılarına duyurdukları andan itibaren uygulamaya koymaları ve ileri tarihli fiyat listesi uygulamalarını sonlandırmaları hususlarında davranışsal tedbir uygulanmasına karar verilmiştir.
Konu hakkında yazan çizen çok oldu.
Ama biz bir de kendi açımızdan bakalım.
Nasıl mı?
Gelin başlayalım.
KARTEL SORUŞTURMALARI
Derslerimde çok sık anlatırım.
1998 yılında OECD’deki Rekabet Komisyonunda o dönem çok popüler bir kartel soruşturması hakkında sunuş yapılacaktı.
Türkiye’de de Rekabet Kurulu’nun kuruluş yıllarıydı.
OECD’deki sunuşunun Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanı tarafından yapılacağını duyunca çok şaşırdım ve “ne alaka” dedim.
ABD’de rekabet ihlallerini soruşturmaktan Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu sorumludur.
Sunuşu dinlerken çok etkilendim.
Sunuşu yapan kişi “kartel üyeleri anlaşmalar yapıp, fiyatları yükselterek cebimizden para çalıyorlar” demişti.
FBI ajanları kartel anlaşmalarını tespit etmek için otel odalarında dinleme yapıyorlarmış.
Bu gerçek karşısında da ilgililer kartel toplantılarını genellikle ABD dışında yaparlarmış.
Soruşturma konusu Lysine karteliydi.
Lysine karteli, 1990'ların ortalarında küresel yem katkı maddesi pazarını kontrol eden dört büyük üreticinin (Archer Daniels Midland ve Ajinomoto dahil) kurduğu yasa dışı bir fiyat sabitleme ve pazar paylaşımı komplosudur.
Şirketler, C₆H₁₄N₂O₂ olarak bilinen bu temel amino asidin fiyatlarını manipüle ederek küresel çapta haksız kazanç sağladı.
Dünyadaki lysine pazarının %95'ini kontrol eden üreticiler fiyatları suni olarak şişirmek için anlaştı.
Başlıca oyunculardan biri olan Archer Daniels Midland (ADM) yöneticisi Mark Whitacre'nin gizli muhbir olup FBI ile işbirliği yapmasıyla komplo deşifre oldu.
ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) ve Avrupa Komisyonu tarafından açılan davalar sonucunda şirketlere yüz milyonlarca dolar para cezası kesildi.
Bu operasyon, uluslararası tröst/kartel davalarında tarihi bir dönüm noktası oldu.
Bu çerçevede, Türkiye’de de kartel anlaşmalarına cezalar verilmesi yerindedir.
Uluslararası alanda kartel anlaşmalarına daha ağır cezalar da verilmektedir.
Nasıl mı?
Devam edelim.
HAPİS CEZALARI
ABD'de kartel suçlarından hüküm giyen şirketler ve bireyler, önemli mali cezalar ve bireyler için hapis cezası da dahil olmak üzere ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyorlar.
Şirketlerin kartel suçlarından mahkûm edilmesi durumunda azami ceza, suç başına 100 milyon ABD dolarına kadar veya suçtan kaynaklanan maddi kayıp veya kazancın iki katına kadar olabilir.
Kartel davalarında bireysel sanıklar 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.
Hapis cezası uygulamaları, Birleşik Krallık, Japonya ve Brezilya gibi ülkelerde 200’li yıllarda başladı.
Dünya genelindeki kolluk kuvvetleri, tüketicileri rekabetin sağladığı daha düşük fiyatlardan, daha iyi hizmetten ve yeniliklerden mahrum bırakan kartel davranışlarını tespit etme, yargılama ve caydırma konusunda ve kartel suçları işleyen bireysel yöneticileri sorumlu tutma konusunda daha da dikkatli davranıyor.
Uluslararası uygulamalarla karşılaştırıldığında, Türkiye’de kartel anlaşmalarına verilen idari para cezaları çok hafif kalıyor.
Rekabet Kurulu’nun Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanuna göre şirketlerin cirolarının %10’una kadar ceza vermesi mümkündür.
Ayrıca, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir.
Ancak uygulamada bu oranlarda verilen cezalar bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar azdır.
Ayrıca gözaltı işlemi de yanılmıyorsam ilk defa oluyor.
Anladığım kadarıyla İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Rekabet Kurulu’nun kartel kararını hileli işlem olarak kabul etmiş ve ceza davasına çevirmiş.
Bu işlemi hukuken değerlendirecek kadar yetkin değilim.
Uluslararası uygulamalara bakıldığında bunun rekabet camiasında olumlu bir karşılığı olduğunu görüyorum.
Ama göremediğim şeyler de var.
Nasıl mı?
Devam edelim.
DENETİM KAYYUMU
Kartele taraf olan şirketlere para cezası verilmesine ve yöneticilere ceza davası açılmasına itiraz etmiyorum.
Ancak şirketlere denetim kayyumu atanmasını anlamıyorum.
Mahkemelerin beyaz et kartelindeki şirketlere atadığı kayyuma ne görev verdiğini ve görevin sınırlarının olup olmadığını da bilmiyorum
Kayyumların görev sürelerinin ne olduğunu da bilmiyorum.
Denetim kayyumu, yönetim kurulunun işlemlerini amaca uygunluk yönünden denetleyip uygun bulursa izin veren ve bu kapsamda ön denetim yapan bir kayyumdur.
Kayyum ataması şirket yönetim kurulu üyelerinin haklarını ortadan kaldırmıyor.
Ancak kayyum şirketin bütün ticari faaliyetlerini, finansal hamlelerini ve aldığı kararları yakından incelemekte, onay mekanizmasından geçirmekte ya da veto edebilmektedir.
Kayyumlar genellikle ticareti bilmeyen kişilerden oluşmaktadırlar.
Öyle ya, ticareti bilseler kendi işyerlerini açarlardı.
Ticareti bilmeyen kayyumlar şirketlerin yönetimine zarar verebilecek ve ticari faaliyetleri olumsuz etkileyebilecektir.
Yapmayın, etmeyin.
O şirketler sadece patronlarına ve üst düzey yöneticilerine ait değildir.
O şirketlerin çalışanları ve tedarikçileri gibi paydaşları bulunmaktadır.
Şirketlerin başına olumsuz bir şey gelirse bu paydaşlar daha büyük zarar görecektir.
İyi pazarlar.