Mutlu Hesapçı

Mutlu Hesapçı

Bu yıl Cannes’da yarışan bir Türk filmi yoktu ama Türkiye vardı!

Kırmızı halıda süzülenler, sinemanın ışıltılı dünyası, dünya sinemasının en güçlü isimleri, milyon dolarlık yapımlar ve bitmeyen bir gösteri… Cannes Film Festivali bu yıl da yalnızca filmlerin değil; markaların, kıyafetlerin, ünlülerin ve en önemlisi sinema endüstrisinin geleceğinin konuşulduğu dev bir sahneye dönüştü. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan bir Türk filmi maalesef yoktu ama kırmızı halıda boy gösteren ünlülerimiz, marka iş birlikleri sayesinde yer alan oyuncularımız ve ayrıca Türkiye’yi temsil eden oyuncular festivalde yer aldı. Türk televizyon ve sinema sektörünün üretkenliğiyle tanınan başarılı isimlerinden Birol Güven gibi bir ismin Sinema Genel Müdürü olarak etkinliklerin başında yer alması bana güven ve umut verdi. İki yıldır Sinema Genel Müdürlüğü görevini başarıyla sürdüren Birol Güven, Cannes’da yalnızca bugünü değil, Türk sinemasının geleceğini de konuştu. Bir yanda eksiklik hissi, diğer yanda umut duygulara eşlik etti. Türkiye, kırmızı halıda bir filmle yer alamadı ama sinema endüstrisini büyütme arzusu, uluslararası ortak yapım hayalleri ve “Gelin, filmlerinizi Türkiye’de çekin” çağrısıyla oradaydı. Dünyanın en büyük sinema buluşmalarından birinde dikkat çekmek kolay değil ama Türkiye; oyuncularıyla, etkinlikleriyle, prodüksiyon gücüyle ve sinema potansiyeliyle görünür olmayı başardı. Birol Güven ile Cannes dönüşü buluştum. Cannes’ın perde arkasını, Türk sinemasının dünyadaki yerini ve Türkiye’nin yeni bir film platosuna dönüşmesi için yürütülen çalışmaları konuştuk.

whatsapp-image-2026-05-20-at-15-04-49

79. Cannes Film Festivali sizin için nasıl geçti? Nasıl bir heyecandı? Festivalin atmosferi ve deneyiminizle ilgili genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Dünyanın en iyisi mi tartışılır ama kesinlikle dünyanın en büyüğü ve en etkilisi. Dünya üzerinde bir etki yaratmak istiyorsanız Cannes Film Festivali’nde olmak zorundasınız. Herkes orada oluyor. Yoklama yapsak kimsenin devamsızlığı çıkmaz. Sinema insanların elindeki en etkili güç. Tabii bir de yan etkileri var. Cannes’da bu yan etkiler neredeyse asıl etkinin bile önüne geçmiş durumda. Festivalde sadece bu yılın en iyi filmlerini belirlemiyorlar, mesela bu yıl giyilecek kadın ayakkabılarını da belirliyorlar.

“Dünyanın en çok dizi üreten ülkesiyiz”

Düzenlenen etkinliklerin temel amacı neydi? Festival kapsamında dünya sinema sektörüyle nasıl bir iş birliği ve kültürel köprü kurulması hedeflendi?
Tek bir hedefimiz vardı; uluslararası sinemacıları filmlerini çekmeleri için Türkiye’ye davet etmek. Türkiye’nin yüzyılı aşkın bir sinema geçmişi ve son 20 yılda bu sinema geçmişinin üzerine inşa edilmiş yeni bir TV sektörü var. Dünyanın en çok dizi üreten ülkesiyiz. Bölüm sayısı açısından rakibimiz yok. Öylesine büyük bir endüstri oluştu ki ülkenin kendi potansiyelinin çok üstünde bir üretim gücü oluştu. Çok yüksek teknoloji kullanıyoruz, kamera arkası ekiplerimizin Amerika’daki meslektaşlarından hiçbir eksiği yok.

Kendi yerel sektörümüz bize yetmiyor artık, aynı anda Türkiye’de çekilecek yabancı filmlerin çekimlerini de yapabilme kapasitemiz var. Eğer bu filmler ülkemizde çekilirse hem film endüstrimiz için çok büyük bir ekonomi yaratılmış olur hem de ülke tanıtımı için büyük bir başarı elde ederiz. Yani, kazan kazan bir durum var. Ayrıca ben bu durumun ortak yapımların da önünü açacağını düşünüyorum. Bu yüzden Cannes Film Festivali’nde “ Türkiye Invites You” etkinliği yaparak yabancı sinemacıları film çekimleri için Türkiye’ye davet ettik. Dünya’nın her yerinde tanınan oyuncularımızı da götürerek biraz dikkat çekmeye çalıştık. Çünkü o kadar çok etkinlik var ki fark edilmek çok kolay değildi ama oyuncularımız sayesinde bunu başardık. Özetle dedik ki; “Gelin filmlerinizi Türkiye’de çekin.”

“Bakanlık olarak bizim görevimiz sinemacıları desteklemek”

Cannes Film Festivali’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğinde hangi etkinlikler düzenlendi? Türkiye’ye ve Türk sinemasına ilgi nasıldı?

Biliyorsunuz filmleri üretenler sinema sanatçılarımız, Bakanlık olarak bizim görevimiz sinemacıları desteklemek. Yani üretim özel sektörde ve bağımsız sinemacılarda. Bir diğer önemli görevimiz de sinemamızı tanıtmak ve sektörümüzü büyütmek. TGA ile yollarımız ülkemizin tanıtımı konusunda kesişiyor. Onların destinasyon dediği şeye biz film lokasyonları diyoruz. İkisi de ülkemizi tanıtmak ve endüstrilerimize katkı sağlamak için çok önemli. Zaten hem Sinema Genel Müdürlüğü hem de TGA olarak Bakanlığımızın çatısı altındayız.

“Türk ve yabancı yapımcıların ortak projelerine vereceğimiz destekleri anlattık”

Festivalde Türk sinemasına ve oyuncularımıza en çok kimlerden ilgi geldi? Festival boyunca hafızanızda yer eden, sizi etkileyen sohbetlerden ya da karşılaşmalardan birkaç anekdot paylaşabilir misiniz?
Bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan filmimiz yoktu maalesef. Biz de filmlerimizden çok, endüstrimiz üzerine odaklandık. Gelecekte yapılacak ortak yapımlardan, işbirliklerinden konuştuk. Türk ve yabancı yapımcıların ortak projelerine vereceğimiz destekleri anlattık. Türkiye’nin çekim avantajlarını, imkanlarını ve fırsatlarını konuştuk. İnşallah önümüzdeki yıllarda filmlerimiz seçkide yer alırsa çok farklı etkinlikler yaparız.

“Go Türkiye dizileri üzerinden bir etkinlik planladık ve bu dizilerde oynayan oyuncularımızı davet ettik”

Festivalde Türkiye’yi temsil eden oyuncular kimlerdi? Bu isimler hangi kriterlere göre ve nasıl belirlendi?
Türkiye’nin film lokasyonlarını ( turizm destinasyonları) tanıtmak için TGA’nın çektirdiği Go Türkiye dizileri üzerinden bir etkinlik planladık ve bu dizilerde oynayan oyuncularımızı davet ettik. Ayrıca başka vesilelerle zaten Cannes’te olan Türk oyuncu arkadaşlarımızı davet ettik. Onlardan da katılanlar oldu. Sonuç olarak çok güzel bir katılım oldu. Oyuncularımız sayesinde çok etkili bir resepsiyon oldu. Oyuncularımız bizden hiçbir maddi talepte bulunmadan katıldılar bu resepsiyona, kendilerine bir kez daha sizin aracılığınızla da teşekkür etmek isterim.

invites-you-toplu-jpg

“Genel resme baktığımızda bir ülkenin sineması festival seçkileriyle değerlendirilmemeli”

Sektöre uzun yıllardır emek veren ve birçok yaratıcı projeye imza atan bir isim olarak, bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışma seçkisinde bir Türk filminin yer almamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kırmızı halıda güçlü bir görünürlüğümüz vardı ancak yarışan bir filmimizin olmaması sizce neyi gösteriyor?

Oradayken bunu çok önemsiyor insan, keşke bir filmimiz yarışsaydı diyor ama objektif olarak düşündüğümüzde, genel resme baktığımızda bir ülkenin sineması festival seçkileriyle değerlendirilmemeli. Cannes Film Festivali aynı zamanda büyük bir market. Yani endüstrinin konuşulduğu bir yer. Biz orada bu yıl da etkili bir şekilde vardık. Filmimiz olsaydı mutlu olurduk ama olmaması dünyanın sonu değil. Önümüzdeki yıl olur inşallah.

“Derdi olmayanın sineması olmaz”

Türk toplumunu yakından tanıyan ve güçlü hikâyeler anlatan bir isim olarak, Sinema Genel Müdürü görevinizde hikâye anlatıcılığını desteklemek adına ne tür teşvikler sunuyorsunuz? Özellikle sinemacılarımızın Cannes gibi uluslararası festivallerde daha görünür olması için hangi çalışmalar yürütülüyor?
Bakanlığımızın sinemaya ayırdığı bir bütçe var ve bu bütçe sivil toplum örgütleri temsilcileri, meslek profesyonelleri ve akademisyenlerden oluşan bir kurul tarafından yönetiliyor. Kurulun başkanı benim. Bize başvuran projeleri inceliyoruz ve oybirliği ile destek vermeye çalışıyoruz. Derdi olmayanın sineması olmaz. Dertlileri ve dertlerini iyi anlatanları seçmeye çalışıyoruz. Festivaller önemli tabi ama özellikle sadece bir festivalde görünsün diye destek vermiyoruz. Birçok kriterimiz var.

“Gelin filmlerinizi Türkiye’de çekin”

Dünya sinemacılarını Türkiye’ye davet etmek ve Türkiye’nin doğal bir plato, güçlü bir prodüksiyon merkezi olduğunu anlatmak adına ne tür teşvikler ve imkânlar sunulması planlanıyor? Yapımcıların projelerini Türkiye’de çekmesini kolaylaştıracak devlet destekleri hangi aşamada? Ayrıca dünyada yaygın olarak uygulanan vergi iadesi (tax rebate) sistemi konusunda Türkiye’de son durum nedir?
Birkaç maddede özetleyeyim;

1- Film Lokasyonları – Film lokasyonlarımız gerçekten çok iyi. Diğer şartları bizden çok daha iyi olan ülkeler var ama bizim lokasyonlarımız gerçekten onlarla kıyas kabul etmez. Lokasyonlar konusunda ezici bir üstünlüğümüz var. Sadece Kapadokya bile yeterlidir. İstanbul’u saymıyorum bile, o zaten film ve dizilerin başrol karakteri gibi.

2- Film endüstrimiz çok büyük. Eskiden yabancı yapım şirketleri Türkiye’ye tırlar dolusu malzemeyle geliyorlardı. Oysa artık sınırlı sayıda insandan oluşan bir film ekibi uçağa binip çekime geliyor çünkü bizde her şey var. Kullandığımız teknoloji de dünya standartlarında. Hollywood’daki yapım ekiplerinden farkımız ya da eksiğimiz yok.

3- Çekim İzinleri; Bu konuyu Sinema Genel Müdürü olarak bizzat ben anlattım Cannes’te. Çekim izinleri konusunda endişesi olanların bu endişelerini giderdik. Çekimlerden bizim sorumlu ve yetkili olduğumuzu anlattık. Dedik ki izinlerden sorumlu biziz ve bizim görevimiz sizin işinizi kolaylaştırmak. Kendi şahsi kontak numaralarımı bile verdim. Yeter ki gelip çekim yapsınlar. Diğer ülkelerde çekim izni verenlerin yüzünü bile görmüyorlardır. Benimle ve genel müdürlüğümüzdeki diğer arkadaşlarla tanışmaları endişelerini ortadan kaldırdı. Çekim izinleri konusunda çok yardımcı oluyoruz zaten.

4- Cash Rebate : Filmlerini Türkiye’de çeken yabancılara Türkiye’de harcayacakları paranın yüzde otuzunu geri ödüyoruz ama bu her film için geçerli değil. Ülkemizi tanıtma şartımız var. Bu yetkimizi Türkiye’nin tanıtımına katkı yapan filmlerden yana kullanıyoruz. En azından kötü tanıtmayan filmlerden yana. Türkiye’ye Batı merkezli oryantalist bir perspektiften bakan “ sarı filtreli “ filmlere destek vermiyoruz.

birol-guven-jpg-1

“Festivale gitmek için film yapılmaz”

Sinemaya gönül vermiş genç bir öğrenci bugün size “Ben de bir gün Cannes’a gitmek istiyorum” dese ona ilk ne söylersiniz?
Festivale gitmek için film yapılmaz derim. Bir sinemacının amacı festival olamaz, festivaller araçtır. Zaten festivale gitmek için film yapanlar oralara gidemiyor. Sen iyi film yap ister alsınlar ister almasınlar. İyi film nedir? Derdi olan filmdir. Genç kardeşimiz derdi olan ve bunu evrensel bir sinema diliyle anlatan filmler yaparsa zaten festivaller onun peşinde koşar

“Hikaye zannedildiği kadar önemli bir unsur değildir”

Yıllardır hikâye anlatan bir isim olarak, bugün Türk sinemasının dünyaya anlattığı en güçlü hikâye sizce nedir?

Hikaye zannedildiği kadar önemli bir unsur değildir. Çok güçlü bir hikayesi olmamasına rağmen çok iyi filmler var ama illa ki bir cevap istiyorsanız şöyle bir cevap vereyim; “ En iyi hikaye henüz anlatılmadı.”

Cannes’da Türkiye adına bulunurken “Keşke bugün burada bir Türk filmi yarışıyor olsaydı” dediğiniz anlar oldu mu?
Her an.

“Önümüzdeki yıllarda bizden çok iyi filmler çıkacağını düşünüyorum”

Türk sinemasının uluslararası alanda hak ettiği yere ulaşmasının önündeki en büyük engel sizce nedir?

Ararsak engel buluruz ama önümüzde çok güzel bir örnek var, Filistin Sineması. Tüm imkansızlıklara rağmen hem 2024 hem de 2025 yıllarında çektikleri filmlerle OSCAR’da kısa listeye kaldılar. Biz bir sinema ülkesiyiz. Sinemada 100 yılı aşkın bir geçmişimiz var. Bugünleri aşacağız. Çok iyi bir yeni jenerasyon yakaladık, önümüzdeki yıllarda bizden çok iyi filmler çıkacağını düşünüyorum.

“Hedefim eksiklikleri elimden geldiği kadar gidermek”

Cannes’dan Türkiye’ye dönerken içinizde hangi duygular vardı; mutluluk, umut, heyecan, hırs yoksa eksiklik hissi mi?
Tabii ki “eksiklik” çünkü her şey eksiktir. Her insan eksiktir. Her sanat eseri eksiktir. Hayat bu eksiklikleri tamamlama yolculuğudur ama hiç kimse bu konuda tam olarak başarılı olamaz. Hem bir Sinema Genel Müdürü hem de bir sinemasever olarak hedefim eksikleri elimden geldiği kadar gidermek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mutlu Hesapçı Arşivi