Mehmet Şandır
Gündem; Savaş...
Biliyorum; "kabak tadı" verdi...
Haftalardır bu köşede İran ve savaş konusunu konuşuyoruz; endişe ve korkularımı sizlerle paylaşıyorum. İran ve savaş haberleri, tüm televizyonlar, gazeteler ve sosyal medya mecraları günlerdir, hemen her saat başı yorumları, tartışmaları ile evimizin baş köşesine gelip oturdu.
Bu duruma atalarımız "kabak tadı verdi" derdi...
Yetti gaari diyelim...
Toplumun gerçek gündemi tüm ağırlığı ile devam ediyor; hayat pahalılığı, zamlar, yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere kronikleşen adaletsizlik, önlenemeyen asayiş olayları; sokaklar cinnet geçiriyor, siyasetteki kısır çekişmeler, kısacası iç gündem kara bulut olmuş üzerimize abanmış, nefes almakta zorlanırken dışımızda yaşanan savaş olayını çok mu büyüttük(!), acaba?
Haklısınız, ancak; görünen köy kılavuz istemez; savaş kapıya dayandı...
Son günlerde yaşanan gelişmeler iç açıcı değil.
Çok uzun yıllar hava savunma sistemlerini istedik vermediler, parasını ödediğimiz uçakları bile vermediler, NATO üyesiyiz, uçaklarımızın yeni yazılımla donatılmasını parasıyla istedik, yapmadılar, hatta silah almamıza ambargo uyguladılar...
Şimdi ne oldu da Kürecik’e ve İncirlik’e iki adet patriot sistemi yerleştirdiler?
Biz mi istedik, Türkiye mi talep etti? hiç sanmıyorum!
ABD’nin planı ne olabilir?
İran, "ABD, bana saldırdı, çevremdeki üslerini vuracağım, hedefimdir" derken ve de vururken hatta üç füze ile bunu Türkiye özelinde denerken ABD'nin hain planını görmezden mi gelelim?
Türkiye'yi bir şekilde bu pis savaşa sokacaklar, hesap bu, plan bu!
Yetmedi,16 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “silah ve mühimmatın transit geçişiyle” ilgili cumhurbaşkanı kararnamesi ne anlam taşıyor?
Türkiye’deki üslerin tanker uçakları tarafından kullanılabilmesini ne için istiyorlar?
Türkiye'nin bu plana direne bilmek gücü var mı?
Dirliğimiz zorda da olsa Allah Devletimize zeval vermesin, Milletimizin birliğini güçlendirsin…
Bu savaş, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD'nin İran'a saldırısı ile başladı. İlk gün ilk saldırı İran Devlet Başkanı Ali Hamaney'in konutuna ve bir başka şehirdeki bir okula yapıldı; tüm ailesiyle birlikte Devlet Başkanı'nı ve 170 kız öğrenciyi katlettiler.
Bu savaş ahlaksız, hukuksuz ve akılsız bir savaştır...
İhtilaf konuları üzerinde çözüm için müzakereler devam ederken saldırdılar.
Bu saldırı, Hitler'in 1 Eylül 1939'da Polonya'ya saldırmasının aynısıdır. Hitler, bu saldırı ile ikinci Dünya Savaşını çıkarmış; tüm dünyayı yakmış milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştu.
Zamanın sürekliliği tartışılmaz ancak tarih, insanla ilgili olduğu için sürekli kendini tekrarlar yani tekerrür eder. İnsanoğlu yaşananlardan ders almaz, her yüzyıl bir Hitler yaratırmış. Asrımızın Hitleri TRUMP, üçüncü dünya savaşının fitilini ateşledi, Allah sonumuzu hayreylesin...
TRUMP, bu savaş için hazırlığa geçen yıl başlamıştı; farkına varamadık(!)
3 Haziran 2025… “ABD tarihinde daha önce görülmemiş seviyede silah stokluyoruz" demiş.
NATO, Rus tehdidine karşı Avrupalı üyelerinden kara tabanlı hava savunma yeteneklerini beş kat artırmalarını istemiş… (03 Haziran 2025)
NATO Savunma Bakanları, Soğuk Savaş’tan bu yana İttifak’ın en kapsamlı silahlanma programına onay vermiş… (06/06, Hürriyet.)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, "Ülke savaşmaya hazır hale gelecek. 15 milyar sterlin nükleer başlık programına ayrılacak. 7 bin adet uzun menzilli füze üretilecek. 6 yeni mühimmat fabrikası kurulacak” demiş. (2 Haziran 2025 Cumhuriyet Gazetesi)
İngiltere-AB zirvesinde, 150 milyar euro değerindeki savunma kredilerine erişim için anlaşmaya varılmış. (İHA, 05/19.)
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk defa yurtdışında asker konuşlandırma kararı almış; Litvanya’ya 5 bin asker konuşlandırmış. (Hürriyet, 24/05)
Sayın Nedret Ersenal'ın bir köşe yazısından aldığım bu tespitler gösteriyor ki emperyalist Batı, dünya düzenini yeniden tanzim emek için savaş düzeni almış; yine Ortadoğu'dan başladılar ve yine Müslümanları öldürüyorlar...Geçen yüzyılın başında olduğu gibi...
Kızmak, lanetlemek sonucu değiştirmiyor; düşman aynı, hesap aynı, ancak sonuçta belli...
Bu savaşı zalimler kaybedecektir!
Devlet olarak hazırlıklı ve coğrafyanın stratejik gücünün farkında olmalıyız!
"Türkiye kıtaların kesiştiği, geçiş yollarının düğümlendiği ve medeniyet havzalarının buluştuğu merkez bir devlettir. Avrasya’nın tam ortasında yer alan bu coğrafya, tarih boyunca ticaretin, siyasetin ve stratejinin ana arterlerinden biri olmuştur."
Bugün de aynı gerçek değişmemiştir.