Mehmet Şandır
Acı gerçek...
"Acının siyaseti olmaz"
Bu ülkede yaşayan herkesin can güvenliğinden sorumlu olan Sayın Cumhurbaşkanımız böyle buyurmuş(!)...
Söz doğru olsa da söyleyenin bu doğruyu söylemeye hakkı yok...
Bir söz, doğru zamanda, doğru mekanda, doğru kişi tarafından söylenirse bir değeri olurmuş...
Kahramanmaraş'ta yaşanan olay; 14 yaşındaki bir çocuk, hedef gözetmeksizin sanki bilgisayarda bir savaş oyunu oynar gibi 5 tabanca ile "kaçışınız yok" haykırışları içinde kendisinin de okuduğu okulda, sınıflarında ders gören öğrencilere ve engel olmak isteyen öğretmene kurşun yağdırıyor; 9-11 yaşlarındaki sekiz çocuk ve matematik öğretmeni olay yerinde son nefeslerini veriyor, çok sayıda öğrenci yaralı...
Gül yüzlü yavrular, günahsız, sonuçlardan sorumsuz, daha hayatının baharına bile ulaşmamış, ailelerinin en değerli varlıkları; sıra sıra kara toprağa veriliyor; geride çok ağır bir acı bırakıyorlar; tabi ki acımız sonsuz ve bu acının üzerinden siyaset yapılmaz, yapmıyoruz da, yapılmıyor da...
Ancak, yaşanan bu acının sebebini sorgulamak gerekmiyor mu?
Bu olay bir sonuç; sebepleri ve müsebbipleri yani sebebin sorumlularını sorgulamak siyaset olmaz; Ülkeyi siyaset yönetiyorsa, millet adına milletten alınan yetki ile ülkeyi siyasetçiler yönetiyorsa; bu acının hesabını siyaset ve siyasetçiler vermek zorunda...
Bu güne kadar sorunları hasırın altına süpürmekle yok saydınız; sonuç bu, bunun sorumluluğundan kaçamazsınız, hiç kimse kaçamaz!
Bu sonuç 24 yıllık bir siyasi iktidara yakışmamıştır, Böyle bir hak yok!
Bu sonuç, Türkiye'ye ve Türk Milletine yakışmamıştır; Biz bu değiliz!
Tüm Türkiye acı içinde; olayı konuşuyor; sebepleri ve çözümleri samimi olarak anlatmaya çalışıyor; Az, çok veya doğru, yanlış; bilgi sahibi oluyoruz, ancak bu yetmez!...
Birilerinin gerçekleri, doğrudan muhatabına söylemesi gerekiyor; Bu olayın sorumlusu bu iktidardır; yaptıkları ve yapamadıklarıdır; artık bıçak kemiğe dayanmıştır; gelecek elden gidiyor; okul çocuklarının saldırganlığı bir sonuçtur; çocuğun yaşadığı ailenin ve toplumun çözüldüğünün, çürüdüğünün artık suç üreten bir yapıya evrildiğinin açık işaretidir; canımızı acıtıyor...
Çözülme ve çürüme yavaş olur ancak çökme aniden olurmuş; artık duvara dayandık...
Bu sonuç bu siyasi iktidarın eseridir; Dostça ifade ediyorum.
GERÇEKLER ACI...
Nisan 2026 itibarıyla 0-17 yaş aralığında yaklaşık 22 milyon çocuğumuz bulunmaktadır. Bunun 16.2 milyonu ortaöğretimde öğrencidir; 2024-2028 Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi'nde 'çocukların uyuşturucudan korunmasında Milli Eğitim Bakanlığı, tek sorumlu olarak gösterilmektedir; Türkiye’de, 75 bin okul olmasına rağmen 3 yılda, 5 bin 492 sınıfta uyuşturucuyla mücadele eğitimi verebilmiş. Uyuşturucu satıcıları MEB'den daha hızlı ve etkili çalışmış olmalı ki uyuşturucu kullanımı 10 yaşına kadar inmiş.
'Dindar ve kindar nesil' yetiştirmek bu mu?
Güvenliğimizin emanet edildiği İçişleri Bakanlığı sizce başarılı mı?
Türkiye'de suça sürüklenen çocuk sayısı son on yılda yüzde 17.47 artmış, 2025 yılında toplam 330 bin 496 çocuk hakkında 683 bin 823 ayrı suçtan 332 bin 648 ayrı soruşturma yürütülmüş. Halen yaklaşık beş bin çocuğumuz cezaevlerinde...
Sokaklarda çocuk çeteler, sosyal medyada siber çeteler ve akran zorbalığı haberleri sıradanlaştı...
RÜTK, nerede ve ne yapıyor?
Televizyon programlarını çocuklarınızla izleyebiliyor musunuz?
Çocuklara rol model olaması gereken gençlerin durumu daha da kötü;
TÜİK’in son verilerine göre gençlerin yüzde 22.9’u ne okula gidiyor ne bir işte çalışıyor. Neredeyse bir büyükşehir dolusu genç evde; sessiz, üretmeden, umutsuz bekliyor. Ve bu gençlerin çoğu kadın. Genç kadınların neredeyse yarısı, yani her iki genç kadından biri "ne eğitimde ne işte" Mesele sadece işsizlik değil, sadece eğitim değil. Bir ülkenin geleceğini taşıyan omurganın yavaşça inceldiğini gösteren bir işaret bu; "meselesi olmayan" bir nesil yetiştiriyoruz; Dijital dünyanın esiri; ekranın içinde kaybolmuş, bilgi bombardımanı altında şaşkın bir nesil...
Devlet adamı, günü doğru yönetmek, geleceği doğru öngörmek ve alınması gereken tedbirleri yeterince ve zamanında almak sorumlusudur.
Bir yıl önce akranları tarafından pazar yerinde bıçaklanarak öldürülen 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi olayı doğru okunsaydı ve geciken tedbirler hemen alınmış olsaydı belki Kahramanmaraş faciasını yaşamazdık!
Sonucun sorumlusu siyasi iktidardır!
ACI GERÇEK BU!