Kar kuraklığı

Yeni kuşaklar bilmez, çok değil 40 yıl önce yaz yazlığını, kış kışlığını bilirdi. Çocukluğumun geçtiği Anadolu’nun ayazı bol diyarlarından Eskişehir’de diz boyu kar olurdu. İstanbul’un 1987 yılında yakalandığı kar fırtınası da unutulmazlar arasındadır.

Ülkemiz için ne olduysa son 20 yılda oldu. Doğaya müdahalenin zirve yaptığı yılları yaşıyoruz. Karlı dağlarda suyun yolunu kesip maden aranıyor, ovalar altın için siyanürle yıkanıyor, nehir ve göller betonlaşma ve yanlış tarım uygulamaları yüzünden kuruyor, toprak çatlıyor dev obruklar oluşuyor, denizlerimiz kirleniyor, müsilajlar oluşuyor. Say say, yaz yaz bitmiyor.

Bir yandan da dünyayı saran iklim değişikliğin en sarsıcı şekilde yaşandığı Akdeniz kuşağındayız.

Türkiye'de meteoroloji verileri, özellikle son 20 yılda kar yağışı miktarı ve süresinde belirgin bir düşüş olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kar kuraklığı, Türkiye için giderek artan önemli bir çevresel ve ekonomik risk oluşturuyor.

Peki; kar kuraklığı nedir?

Kar kuraklığı, bir bölgede normal koşullarda beklenen kar yağışının ve kar örtüsünün önemli ölçüde azalmasına deniyor. Yağışın kar yerine yağmur şeklinde düşmesi, kar örtüsünün erken erimesi, dağlarda kar rezervlerinin azalması kar kuraklığının belirtileri oluyor.

TÜRKİYE RİSK ALTINDA

Türkiye kar kuraklığı açısından artık riskli bir bölge sayılıyor. Ülkemiz Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen alanlardan birini oluşturuyor. Sıcaklık artışı ortalaması küresel ortalamanın üzerinde. Bu da sayısal olarak bir buçuk derece kabul ediliyor.

Mesela karın yolları kestiği Doğu Anadolu Bölgesi’nde bile kar yağışında belirgin bir azalma saptandı. Kar yağışı her geçen yıl biraz daha geç başlıyor. Bölgenin önemli dağlarında kar rezervlerinde azalma görüldü. Varın siz; Akdeniz ve Ege Bölgelerini düşünün…

Göl ve nehirlerimizdeki su miktarının azalmasının bir nedeni de; kar kuraklığı… Bu yüzden tarım ve içme suyu temininde risk giderek büyüyor. Ayrıca; hidroelektrik enerji üretiminde düşüş oluyor ve orman yangınları riski artıyor.

Kuraklık sorununu masaya yatırması gereken devlet; her halde kar duasıyla değil; akıl ve bilimle kar kuraklığı için bir şeyler düşünüyordur diye umut ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi

Betona yenilen bir çiftçinin öyküsü

03 Ocak 2026 Cumartesi 07:00

2025: Ölümlerden ölüm beğen yılı…

27 Aralık 2025 Cumartesi 07:00

“İnsan yediğidir”

20 Aralık 2025 Cumartesi 07:00