Uğur Emek
Kim daha çok sosyal destek yapıyor?
AK Parti iktidarları sosyal yardımları, reel siyasetin bir aparatı haline getirdi.
Özellikle de Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçtikten sonraki dönemde gelir dağılımı hızla bozulmaya ve buna bağlı olarak yoksulluk da hızla artmaya başladı.
Uygulanan başarısız iktisat politikalarıyla birlikte iktidar yoksulluğu kalıcı hale getirdi.
Oysa AK Parti iktidara gelirken mücadele alanı olarak sloganlaştırdığı 3 Y’den birisi de “yoksulluk” idi. (diğer 2 Y, “yasaklar” ve “yolsuzluk” idi. İktidar üç Y’nin üçünden de sınıfta kaldı.)
AK Parti 23 yıllık iktidarında yoksullukla mücadele etmek yerine yoksulluğu yönetmeyi tercih etti.
Bunu da sosyal yardımlar aracılığıyla yapmaya çalışıyor.
Nasıl mı?
Gelin bir bakalım.
YOKSULLUK
Yoksulluk insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamama durumudur. Yoksulluğu dar ve geniş anlamda olmak üzere iki türlü tanımlamak mümkündür.
Dar anlamda yoksulluk, açlıktan ölme ve barınacak yeri olmama durumu iken, geniş anlamda yoksulluk, gıda, giyim ve barınma gibi olanakları yaşamlarını devam ettirmeye yettiği halde toplumun genel düzeyinin gerisinde kalmayı ifade eder.
Öncelikle belirtmeliyim ki yoksulluk istatistikî olarak hesaplanabilen bir kavramdır.
Toplumdaki her bir ferdin gelirlerini sıraya dizersiniz ve en ortadaki geliri kerteriz alırsınız.
Ortanca denilen bu gelirin yüzde 50’sinden az kazanan kişilere yoksul diyoruz.
Değerli okur, bu hesaplamayla kendinizi yormayın, TÜİK bizim adımıza bu hesabı yapıyor.
Bu nedenle yazıya öncelikle TÜİK hesaplamaları üzerinden devam edeceğiz.
TÜİK istatistiklerine göre 2025 yılında 11,2 milyon kişi yoksuldur.
Bunun yaklaşık 7 milyonu çocuktur.
Bu veri tek başına belki bir anlam ifade etmeyebilir.
Bu veriye anlama katabilmek için, mukayeseli olarak bakmak gerekmektedir.
Şekil 1’de OECD ülkelerindeki yoksulluk oranları gösterilmektedir.

Türkiye, yoksulluk sıralamasında OECD ülkeleri arasında dokuzuncu sıradır.
Şekle baktığınızda, Japonya, ABD, Güney Kore ve İspanya gibi ülkelerin Türkiye’den daha yoksul olduğunu göreceksiniz.
Ancak bu bizi yanıltmamalıdır. Çünkü bu ülkelerdeki ortanca gelir, Türkiye’nin ortanca gelirinden çok daha büyüktür.
(Konuyu örneklendirelim. A ülkesindeki ortanca gelirin 100 TL ve B ülkesindeki ortanca gelirin ise 50 TL olduğunu kabul edelim. Bu durumda, A ülkesinde, 5 TL ve daha az kazananlar yoksul iken, B ülkesinde 25 TL ve daha az kazananla yoksuldur. Türkiye ile bu ülkeleri karşılaştırırken bu ayrıntıyı gözden kaçırmayalım lütfen.)
Konuyu böyle ele aldığımızda Türkiye’nin yoksulluk sıralamasının çok daha yükseklerde olduğunu görebiliriz.
Şimdide gelelim sosyal yardım meselesine.
Nasıl mı?
Devam edelim…
SOSYAL YARDIMLAR
Yazının girişinde demiştim ya AK Parti iktidarları sosyal yardımları reel siyasetin bir aparatı haline getirdi.
2019 ve sonrası belediye seçimlerinde iktidarın seçmene en büyük uyarısı, “kendilerinin belediyeleri kazanamaması durumunda sosyal yardımların kesileceği” yönündeydi.
Kesilmedi.
Bunun en çarpıcı örneği COVID19 salgında ve 6 Şubat depreminde, CHP’li belediyelerin aktif biçimde sosyal yardım organizasyonları düzenlemesiydi.
Merkezi hükümet bu yardımlardan rahatsız oldu.
“Sosyal yardım devletin işidir” diye, CHP’li belediyelerin yardımlarını ters yüz etti.
İktidarın sosyal yardımları kendi lehine abartılı biçimde yontmasının en çarpıcı örneğine geçtiğimiz Ramazan ayında şahit olduk...
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar X hesabından şöyle bir paylaşımda bulundu: “İstanbul Valiliği, Ramazan ayı boyunca 2 bin 150 mahalledeki 32 bin 345 dar gelirli ailenin toplam 73 milyon 500 bin liralık bakkal borcunu kapattı.”
Bu yardımları sivil toplum örgütleri ve hayırsever vatandaşlar finanse etmiş.
Cevap değerli Gazeteci Alaaatin Aktaş’tan geldi: “Vali Gül Ramazan ayı boyunca hafta sonu da dâhil her gün 5 saatini veresiye defteri kapatmaya ayırsa 14 gün böyle geçmiş demektir.”
İstanbul Valiliği Ramazan ayı boyunca 32 bin 345 ailenin 2 bin 150 bakkalda bulunan 73,5 milyon lira tutarındaki veresiye borcunu kapatmış.
— Alaattin Aktaş (@Alaattin_Aktas) March 20, 2026
Bu insanlar niye hâlâ veresiye alışveriş yapıyor ya da borcu olan aile bu kadar mı, onlar ayrı konular.
Peki bu borç kapatma nasıl…
Ziyaaaaaaa!
Evet, iktidar çevreleri sosyal yardımlara çok önem veriyorlar.
Yeri geldiğinde yardımların boyutunu, Şamil Tayyar örneğinde olduğu gibi abartmaktan çekinmiyorlar.
Değerli okur sosyal yardımlar konusunda iktidar çevrelerinin ürettiği tevatürü burada bırakalım ve gelin resmi istatistiklere devam edelim.
Şekil 2’de OECD’nin aile yardımları verilerini paylaşıyorum.

OECD’ye göre aile yardımlarına yönelik kamu harcamaları, yalnızca aileler ve çocuklar için yapılan mali destek de dâhil olmak üzere devlet harcamalarını ifade etmektedir. Genel olarak, aile yardımlarına yönelik üç tür kamu harcaması vardır:
- Çocuklu ailelere yapılan çocukla ilgili nakit transferleri (nakit yardımlar),
- Çocuklu ailelere yönelik hizmetlere yapılan kamu harcamaları (ayni yardımlar) ve
- Vergi sistemi aracılığıyla ailelere sağlanan mali desteklemektedir.
Bu göstergeye, sağlık ve konut gibi ailelere yardımcı olan diğer sosyal politika alanlarında kaydedilen harcamalar dâhil edilmemektedir.
Bütçeden ailelere yapılan yardımlar konusunda Türkiye 33 OECD ülkesi arasında sonuncu sıradadır. Sonuncu.
(Değerli okur unutmayın, OECD bu verileri üye ülkelerin istatistik kurumlarından almaktadır. Türkiye adına da bu verileri TÜİK sağlamaktadır.)
Aile yardımlarına yönelik kamu harcamaları, yalnızca aileler ve çocuklar için yapılan mali destek de dâhil olmak üzere devlet harcamalarını ifade eder. Genel olarak, aile yardımlarına yönelik üç tür kamu harcaması vardır:
- Çocuklu ailelere yapılan çocukla ilgili nakit transferleri (nakit yardımlar),
- Çocuklu ailelere yönelik hizmetlere yapılan kamu harcamaları (ayni yardımlar)
- Vergi sistemi aracılığıyla ailelere sağlanan mali desteklemektedir.
Bu göstergeye, sağlık ve konut gibi ailelere yardımcı olan diğer sosyal politika alanlarında kaydedilen harcamalar dâhil edilmemiştir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımıza göre aile destekleri, devletin sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak yoksullukla mücadele etmek, çocukları korumak, aile bütünlüğünü sürdürmek ve toplumun geleceğini güçlendirmek için verilmektedir.
Verin o zaman, elinizden tutan mı var.
İyi pazarlar.