Emre Özpeynirci

Emre Özpeynirci

Rekabette bir Hindistan eksikti

Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa Birliği’nin değişen ticaret politikalarının Türk otomotiv sanayisi üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye otomotiv sanayisinin en büyük pazarının Avrupa Birliği olduğunu hatırlatan Eroldu, sektörün Avrupa ile yüksek düzeyde entegre olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği bugüne kadar açık ticareti ve entegrasyonu destekleyen bir yapıdaydı. Ancak son dönemde ABD’nin uygulamaları ve Çin’in artan rekabetiyle birlikte bu yaklaşımda önemli bir değişim görüyoruz” dedi. AB’nin daha otonom ve dayanıklılık odaklı bir sanayi politikası izlemeye başladığını vurgulayan Eroldu, kamuoyunda “Made in EU” olarak tartışılan yaklaşımın bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

CİDDİ REKABET BASKISI

Eroldu, Avrupa Birliği’nin bir yandan korumacı adımlar atarken diğer yandan yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları’na hız verdiğine dikkat çekerek, özellikle Hindistan ile yürütülen sürecin Türkiye açısından risk barındırdığını söyledi. “Hindistan, Türk otomotiv ana sanayisinden çok tedarik sanayisini etkileyebilecek bir potansiyele sahip” diyen Eroldu, “Bu anlaşmayla Avrupa Birliği, Hindistan’a pazar erişimi sağlarken, Hint menşeli parça ve komponentlerin Avrupa’da vergisiz şekilde kullanılmasının önünü açıyor. Bu durum, özellikle tedarik sanayimiz açısından ciddi bir rekabet baskısı yaratabilir” ifadelerini kullandı.

hindistanresim
27 Ocak’ta Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, büyük ölçekli serbest ticaret anlaşmasına imza attı.

ABD SATACAK BİZ BAKACAĞIZ

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasında yürütülen görüşmelere de değinen Eroldu, taraflar arasında yeni bir çerçeve anlaşma imzalandığını hatırlattı. Söz konusu anlaşma kapsamında ABD ürünlerinin AB pazarına vergisiz girişinin ve teknik mevzuatların karşılıklı tanınmasının gündeme geldiğini belirten Eroldu, “Daha önce Amerikan ve Avrupa teknik mevzuatları arasındaki farklılıklar nedeniyle araçlar serbest dolaşamıyordu. Yeni düzenlemelerle Amerikan standartlarına göre üretilen araçların da Avrupa’da satılmasının önü açılıyor” dedi. Türkiye açısından bu gelişmelerin bazı riskler içerdiğine işaret eden Eroldu, “Türkiye ile ABD arasında vergi uygulamaları devam ederken, ABD ile AB arasında vergilerin kaldırılması, Türk otomotiv sanayisinin özellikle Amerika pazarına erişimi açısından bir handikap oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘MADE IN EUROPE’ KARMAŞIK AMA DENGE KORUNACAKTIR

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa Birliği’nin gündemindeki ‘Made in Europe’ yasa taslağının otomotiv sektörü açısından kritik başlıklar içerdiğini söyledi. “Bu taslak, AB fonlarıyla teşvik edilen satışlara yönelik yeni kurallar getiriyor” diyen Eroldu, “ Düzenleme dört ana başlık altında şekilleniyor. Bunlar kamu alımları, şirketlerin araç alımları (corporate) , kiralama şirketlerini de kapsayan filo pazarı ve A segmentinden daha küçük araçlara yönelik yeni üretim ve teşvik yapısı. Özellikle corporate pazarı Avrupa’da yüzde 60-70 seviyesine ulaşıyor. Bu alan düzenleme içindeki en kritik başlıklardan biri” diye konuştu. Taslağın Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri içermesini “olumlu” olarak değerlendiren Eroldu, buna karşın metnin ise oldukça karmaşık olduğunun altını çizdi: “Gerçekten okuması çok zor, maddeler arasında ciddi ilişkiler var ve bazı sorunlu alanlar da içeriyor. Avrupa’nın temel amacı net. Kendini rekabetten korumak ve değişen küresel ticaret düzeninde konumunu güçlendirmek. Türkiye-AB otomotiv ticaretinde dengeli bir yapı var. Bu taslağın nihai halinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki otomotiv ilişkilerinde bir sorun yaratmasını beklemiyoruz.”

YANIMIZDAKİ SAVAŞTAN PAZAR ÇOK ETKİLENMEDİ

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, jeopolitik risklere rağmen Türkiye otomotiv pazarının dirençli kaldığını söyledi. Pazarda uzun zaman sonra ilk kez yavaşlama sinyalleri gördüklerini belirten Eroldu, buna rağmen genel görünümü olumlu değerlendirdiklerini ifade etti. Türkiye pazarının dinamiklerinin Batı Avrupa’dan farklı olduğuna dikkat çeken Eroldu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Batı Avrupa’da enflasyon veya belirsizlik olduğunda ilk reaksiyon harcamaları kısmak olur. Türkiye’de ise otomobil çoğu zaman bir yatırım aracı olarak görüldüğü için talep aynı şekilde etkilenmiyor.” Nisan ayı başı itibarıyla showroom trafiğinin canlı olduğunu vurgulayan Eroldu, mart ayının da beklentilerin altında kalmadığını belirtti. Yakın coğrafyada yaşanan İsrail-İran savaşına rağmen iç pazardaki hareketliliğin sürdüğünü söyleyen Eroldu, “Çok yakınımızda ciddi bir savaş olmasına rağmen Türkiye pazarının bundan çok fazla etkilenmediğini görüyoruz. Nisan ayında da piyasa hareketli” dedi. Öte yandan artan küresel belirsizliklerin etkilerine de dikkat çeken Eroldu, savaş sonrası dönemde beklentilerini aşağı yönlü revize ettiklerini açıkladı. Bu kapsamda ihracat tahmini yüzde 4 aşağı çekildi, toplam üretim beklentisi yaklaşık yüzde 2 düşürüldü. Türkiye otomotiv pazarında da 2025’e kıyasla sınırlı bir daralma öngördüklerini ifade eden Eroldu, “Belirsizliklerin artmasıyla birlikte bir miktar olumsuz etki bekliyoruz” dedi.

otomotivkarne

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN %1’İNİ TEMSİL EDİYOR

Türkiye’nin lider otomotiv şirketi Ford Otosan, üretimden ihracata, mühendislikten tedarik zincirine uzanan geniş ekosistemiyle Türkiye ekonomisinde güçlü bir çarpan etkisi yaratıyor. Türkiye otomotiv üretiminin yaklaşık üçte birini gerçekleştiren şirket, yalnızca kendi operasyonlarıyla değil, tedarikçileri, hizmet aldığı sektörler ve bayi ağı üzerinden de ekonomiye yaygın bir katkı sağlıyor. Verilere göre Ford Otosan’ın ürettiği her 1 TL’lik üretim, ekonomide 2,94 TL’lik toplam üretim hacmini tetikliyor. Şirket, bu etkisiyle sanayide adeta “üretim çarpanı” görevi görüyor. GSYH’ye katkı tarafında ise çarpan etkisi daha da dikkat çekici. Ford Otosan’ın ekonomiye 1 TL’lik doğrudan katkısı, ekosistem etkisiyle birlikte 6,65 TL’lik toplam değere dönüşüyor. İstihdam etkisi de benzer şekilde güçlü bir tablo ortaya koyuyor. Şirket bünyesinde yaratılan her 1 kişilik istihdam, tedarik zinciriyle birlikte Türkiye genelinde 14,47 kişilik iş gücü etkisine karşılık geliyor. Toplamda ise 277 bin kişilik bir istihdam ağına dokunuyor. Tüm bu etkilerle Ford Otosan’ın, Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yaklaşık %1’ine karşılık gelen bir ekonomik büyüklüğü temsil ettiği belirtiliyor.

ford-otosan-kocaeli-fabrikasi-1

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Özpeynirci Arşivi

Yine yeniden Amerika

23/03/2026 07:00