SIRADAN FUTBOL VE EROL HOCA’NIN MUTLULUĞU…

Sonuçta Fenerbahçe çeyrek finale uzandı. Bu size yetiyorsa sorun yok. Belli ki “iyi oyun, güzel oyun, mutluyum” diyen Erol Hoca’ya yetiyor. “Her hafta üzerine koyarak gidiyoruz” diyor ama neyin üzerine ne koyuyor Fenerbahçe bilmiyorum.
“Nihayet cesur bir ilk 11” demiştir tribünün muhalifleri maç öncesi. İki hafta önce Kasımpaşa’ya karşı ligde alınan 3-0’lık galibiyetin verdiği cesaret mi yoksa Erol Hoca’nın da mızmız futboldan bıkması mı bilmem ama Cisse ve Samatta’yı ilerde birlikte görenler, hücumu düşünen, bol gol isteyen bir takım umuduna kapıldılar.
Tek endişe takımı ileri taşıyan Ozan ve Pelkas’ın orta sahada olmamasıydı. Son haftalarda yedekte kalan Lemos ve Serdar’ın iki stoper olarak kadroda yer almaları kimileri için riskti ama elindeki kadronun tümünü formda tutmak zorunda olan Erol Hoca için belki de kaçınılmazdı.
Ancak maç pek de beklendiği gibi başlamadı. Maçta ilk pozisyonu 14. dakikada Kasımpaşa buldu. Çıkarken kaptırılan top sağ kanattın hızlı taşınıp Fenerbahçe ceza sahasına geldi ama Hodzij çok kötü vurarak golü kaçırdı.
Maça sol açıkta başlayan Samatta ne hücumda ne savunmada etkili olunca Sinan’la yer değiştirip Cisse’nin arkasına geçti. Ancak bu değişikliğin de verimlilik açısından işe yaradığını söylemek güç.
25’inci dakikada Harun’un ceza sahasında Isaac’e müdahalesine hakem penaltı çalsa itiraz etmek zordu. Ancak hakem Öztürk, Harun’un rakibin ayağıyla birlikte topa da son anda dokunduğu gerekçesiyle devam kararı verdi. VAR’dan da herhangi bir müdahale gelmedi.
İlk yarı kısır orta saha mücadelesiyle geçerken, Kasımpaşa zaman zaman daha etkili oldu. “Erol Bulut’un Fenerbahçesi’nin nasıl bir oyun planı vardı?” derseniz, “Galiba yoktu” derim, “Varsa da sahaya yansımadı hiçbir şekilde.” Maça istekli, hevesli ve etkili başlayan Ferdi Kadıoğlu da ilk 20 dakikadan sonra arkadaşlarına ayak uydurunca Fenerbahçe adına seyredilecek bir şey kalmadı.
Yine boşa harcanan ilk yarı oldu.
İkinci yarı Samatta’nın golüyle başladı. Caner’in serbest vuruşunda Samatta şık bir kafa vurarak gol atabildiğini hatırladı, hatırlattı.
Sinan’ın yerine Thiam’ın girişi pek bir şey değiştirmedi ama Samatta’nın yerine giren Ozan, Fenerbahçe’ye orta sahada topu biraz daha tutma şansı verdi. Böylece Fenerbahçe’nin tek farklı galibiyeti koruma planı biraz daha kolaylaştı. Ancak buna rağmen maçın sonlarına doğru defansta üst üste hatalar yapılınca, sakinliğiyle meşhur Gustavo bile fena kızdı arkadaşlarına.
Bir başka öfkeli de maçın sonlarına doğru Erol Hoca’ydı. Ferdi Kadıoğlu’nun sağ kanatta taç çizgisinde yaptığı hataya Erol Hoca’nın öfkesi fazlasıyla abartılıydı. Hem oyundan aldı Erol Bulut hem de kenarda bir güzel fırçaladı Ferdi’yi. Adeta bütün takım yerine Ferdi’ydi fırçayı yiyen, günün günah keçisiydi. Başka bir oyuncuya bu kadar yüklenebilir mi Erol Hoca, pek sanmam. Mesela maçın sonunda kendisine faul yapan Aytaç’a tekme atıp akılsızca kırmızı kart gören Mert Hakan’a bu kadar bağırmış mıdır, bilmem.
Sonuçta Fenerbahçe çeyrek finale uzandı. Bu size yetiyorsa sorun yok. Belli ki maç sonu “iyi oyun, güzel oyun, mutluyum” diyen Erol Hoca’ya yetiyor. “Her hafta üzerine koyarak gidiyoruz” diyor ama neyin üzerine ne koyuyor Fenerbahçe bilmiyorum. Ya kendini kandırıyor Hoca ya da bizi kandırdığını zannediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi